ﷲ

Hac:
Her yıl milyonlarca insan, kalplerindeki derin bir inançla kutsal bir yolculuğa çıkıyor. Yüzyıllardır süregelen bu hac yolculuğu, her birimizin en bilinen ve en az sorguladığı ritüellerden biri. Peki, ya şimdiye kadar atalarınızdan devraldığınız adres, Kur’an’ın bizzat işaret ettiği yer değilse? Ya inandığınız kitabın rehberliğinde yola çıkmak yerine, nesiller boyu aktarılan bir yanlışın peşinden gidiyorsanız?
Bu yazı, sadece bir inancı değil, o inancın asırlardır süregelen uygulamasını sorgulamanız için size bir çağrı yapıyor. Cesaretinizi toplayın ve ayetlerin, coğrafyanın ve matematiğin buluştuğu bu belgesel anlatımla, Kur’an’ın Hac için işaret ettiği “ilk ve tek” adresi, tüm kanıtlarıyla birlikte keşfedin.
Unutmayın, gerçeği arayanlar için en büyük put, alışkanlıklardır. Çünkü senin ne düşündüğünün bir önemi yok! Allah’ın ne anlattığının önemi var.
-HAC-
LÜTFEN OKU DOĞRU ADRESİ VERİYORUM.
Hac; İslam’ın 5 şartından 5.si olduğuna inanılan kutsal topraklara gitmek (seyahat) üzere gerçekleştirilen eyleme denir. Gerçekleştiren kişiye de Hacı denir.
Bu eylemin genel manası, inandıkları dinin öncüsü olan Hz.İbrahim’in Allah adına atfetmiş ilk ev olarak inşa ettiği kabeyi ziyaret ederek sevap kazanmak manasındadır. Eylem olarak ziyaret ve gezi yapmak demekken, mana olarak Allah’ın emri yerine getirildiği için sevap kazanmak anlamındadır.
Kur’an’a uyuyormuyuz?
Bir müslüman olarak kaçımız ibadetlerimizi, icraatlerimizi ve itaatlerimizi “Kur’an’a uygun olup olmadığını” kontrol ediyor? Kur’an’a inanıyoruz evet, fakat icra ettiğimiz ibadetlerimiz geleneksel alışkanlıklar (ata dini) ile mi icra ediliyor yoksa inandığımızı iddia ettiğimiz Kur’an’a uygunmu itaat ediliyor?
Bunu gerçekten hiç düşündünüz mü? Mesela Hac ibadeti. Kur’an’ın belirlediği coğrafyadamı ve Kur’an’ın çerçevesine uygunmu?
Hem! Acaba Kâbe gerçekten de doğru bir merkezmidir? Gerçekten de ziyaret edilmesi emredilen 5.şart orası mıdır? Bu eylemi gerçekleştirmek üzere hareket edenler, gerçekten de kılavuz kitap Kur’an’ın rehberliğinde mi hareket etmektedir?
Yoksa dinimiz, “üzüm üzüme baka çürür” mantığı ile mi yaşanmaktadır?
Diyorum ki, hani inanıp başucu yaptığımız kitap olan Kur’an’ın, öve öve bitiremediği ve her inanan kişiye “orayı ziyaret etmelisiniz” dediği yer, Arabistan topraklarının Mekke ilinde bulunan kabemidir?
Adamın biri çıktı Müslümanların kıblesi Petra’dır dedi. Peki, bu savı ortaya atarken kaynağı Kur’an kitabı mıydı? Kur’an’dan gerçek adresi bulup öylemi iddia etti? Kur’an’ı rehber kılavuz edindi mi? Hayır!
Ne Arabistan Kâbesi diyenler gerçek olduğunu iddia edemez ne de Petra diyenlerin elinde gerçek bir ispat vardır.
Gerçeği sadece Allah söylemektedir. Yalnız ne yazıkki neredeyse hiç kimse itibar etmemektedir. Büyük kayıp…
Biz ne ara bu kadar yoldan çıktık?
İNANÇ DÜNYASINA GERÇEK BİR YÖN VERMEK İSTEYENLERE HİTABENDİR !
Size her şeyi her yönüyle Kur’an merkezli anlatacağım. Allah’ın adıyla…
(Bakara Suresi 144) Gerçekten biz senin yüzünü göğe yönelttiğini, bakarken şekilden şekle geçerek aranıp durduğunu görüyoruz. Sana, hoşnut olacağın bir yön tayin edeceğiz. Artık benliğini seni kucaklayıp saracak kutsal tapınağa yönelt! Sizlerde, her nerede olursanız olun, istikamet olarak yönünüz orası olsun! Kendilerine kitap verilmiş olanlar elbette biliyorlar ki Rablerinden gelen bu emir, gerçeğin tam kendisidir! Allah, her ne yapıyorsanız haberi olandır.
Kur’an kitabı o yerin neresi olduğunu tane tane anlatır.
Bakara Suresi 125: İşte Biz o zaman bu kenti Amman’a (1) kadar, insanlar için bir ödül kazanma yeri olarak uygun gördük. Siz de İbrahim’in mabedini kendinize merkez edinin. Ayrıca İbrahim ve İsmail’e: “Bu beldeyi hem yerleşik kabileler, hem saygılı olanlar hem de itaat edenler için güvenli tutun!” dedik.
Bakara Suresi 126: Ve İbrahim: “Ey Rabbim, bu kentin güvenli bir kent (2) olmasını sağla, halkından Allah inancı olup vaat ettiğin yeni hayat (ahiret) inancı olanları çeşitli meyvelerle (3) doyur” diye seslendi. Buyurdu ki: “İsyan edeni dahi doyurup yaşamdan biraz pay aldırırım yalnız, zamanı gelince onu ateşli bir cezaya uğratırım.” Orası çok zorlu bir yerdir!
Bakara Suresi 127: Ve İbrahim ne zamanki kenti temelleri üzerine yükseltti,(4) İsmail ile birlikte şöyle seslendiler: “Rabbimiz, bizden kabul buyur. Hiç şüphesiz sen duyuyorsun ve her şeyi biliyorsun.”
Bakara Suresi 158: Ve bil ki; saf saf (5) yayılmış otlak arazi (Mervata) (6) Allah’ın tören gösterişidir! Her kim ziyaret mevsimi şehre gelirse ya da zamansız gelirse oraları gezip dolaşması ona serbesttir. Her kim de içinden gelerek faydalı olmak isterse, şüphesiz Allah çalışmaların karşılığını verendir.
Bakara Suresi 159– İndirdiğimiz çok açık delilleri ve gerçeğin tam kendisi olan sözleri, insanlar için biz kitapta açıkladıktan sonra gizleyenler var ya? Allah onları darmadağın eder! Yuh çekebilecek olanlar da onları ayıplar.
Ali İmran Suresi 96: Şu gerçeği bil ki, halklar için kurulan ilk kent ‘Beka Vadisinde.’ (7) O kutludur ve bütün insanlar için doğru olandır.
Ali İmran Suresi 97: Orada apaçık işaretler (8) ve İbrahim’in makamı (9) vardır. Kim oraya giderse o bundan emin olur. Oraya gitmeye imkân bulanların kenti gezip dolaşması, Allah’ın halklara olan tavsiyesidir. Kim bu gerçeği gizlerse, bilinsin ki Allah hiçbir şeye muhtaç değildir.
Üstteki ayetler Kur’an kitabının Hac vazifesi için anlattığı yerin ve coğrafyanın bilgileridir. Peki, size bir soru! Ayetlerin bahsettiği bu tanımlar Arabistan kabesinde ve coğrafyasında varmı? Dürüst olmanız yeterli…
Kur’an kitabının tamamında kabe sözcüğü tek yerde geçer. O ayet ise alttaki Maide suresi 95 ayetidir.
Maide S 95- Ey inananlar? Siz, korunaklı alan da avı öldürmeyin. Sizden kim onu kasıtlı olarak öldürürse, cezası öldürdüğü hayvanın dengidir. Buna, Kabe’ye kadar ulaşacak hediyeye, içinizden yetki sahibi olan iki kişi hükmedecektir. ,,,…
Kabe ne demektir bu ismi nereden almıştır?
Kabe; Arapça kˁb kökünden gelen kaˁbat كعبة “Mekke’de hacer-i esved adlı taşı barındıran kutsal makamın adı” sözcüğünden alıntıdır. Sözcüğün kökeni belirsizdir.
Bu da demektir ki ayette bahsi geçen Kabe, Arabistan toprakların da adına Kabe denilerek gerçeğinden kopyalama yolu ile uydurulmuş paganların küb binası olamaz!
Ayetin bahsettiği Kabe, Beka Vadisi diyerek açıkça zikrettiği yerdedir. Peki, Beka Vadisinde olan o şey nedir? Orada ne vardır ki, ayetler orayı işaret etmektedir?
Beka vadisinde insanlık tarihinin “ilk halk evi” vardır. O evin günümüzdeki adı Baalbek’tir. Gerçek adı farklıdır.
Şimdi Maide Suresi 95 ayetinde Kabe diye geçen sözcüğün Arabik seslenişinin Ayette orjin halinin nasıl verildiğine dikkat ediniz! alkaeba bu sözcük baalbek sözcüğünün orjin ifadesidir. Sözcük ALBEKA olarak seslendirilmedir. Tüm sözcük aynı harflerden oluşan aynı ifadedir. Şimdi meallendirmeye bakınız; “kaBe_Beka” aynı harflerden oluşan aynı sözcüktür. Demek ki gerçek merkez, Lübnan’ın Beka Vadisinde bulunan yerdir. Ayette dediği gibi; Ali İmran Suresi 96: Şu gerçeği bil ki, halklar için kurulan “ilk ev” Beka Vadisinde. O kutludur ve bütün insanlar için “doğru” olandır.
Açıkça ilk ev/kent demektedir. Arapların gerçeğinden kopyalama mantığı ile, adına Kabe dedikleri mekan, 900 seneden öncesi olmayan yapıdır ve ayetteki Kabe değildir!
Ayetle sabittir ki, Hz.İbrahim’in halklar için kurduğu ilk ev AlKabedir(kırmızısaray). Tahmini tarihi kaydı, 3.000 ila 5.000 sene olduğu söylenmektedir. Gerçek tarihi ise 12.bin senedir. Ve böylelikle anlaşılıyor ki Arabistan’da bulunan Kabenin, İbrahim’in İslam adına kurduğu ilk ev iddiası, tamamen bir masaldır.
Beka vadisinde bulunan Alkabe ve Kabe resimleri; Şaka gibi…
AlKabe’nin doğru yer olduğunu gösteren açık kanıtlar:
1-Bakara Suresi 125′ de Ammana kadar der. Lübnan, başkenti Amman olan Ürdün’ün sınırdaşıdır.
2-Bakara Suresi 126′ da Güvenli bir Kent der. Baalbek UNESCO tarafından koruma altına alınmıştır.
Not: Baalbek (AlKabe) şehri binlerce senedir tahrib edilmek üzere, Araplar ve Yahudilerin ortak lobi çalışmaları altında kalmıştır. Ayasofya’nın o muhteşem dediğimiz sütunları dahi Baalbek şehrinden alınan taş sütunlardır. Sadece orası değil, böyle antik birçok yapıda o sütunları söküp kullanmışlardır. Fakat hadsizlikte bir yere kadar. Tanrı oraları koruma altına alarak bu yıkıma son vermiştir. AYRICA! Lübnan (BENAN) Yahudilerin KENAN yurdudur. Bunu bilen Yahudiler, oralara (baka vadisine) pkk ve farklı adlar altında terör örgütleri sokarak, kontrol altında tutup gözden uzak tutmaya çalışmıştır. Ters psikoloji.
Bakara Suresi 114: Allah’ın meskeninde Allah’ın isminin anılmasını yasaklayan ve oraların harap olmasına çalışan kimselerden daha kötü kim olabilir? Bunlar, oralara korka korka girenlerdir. Böylelerine Dünya’da perişanlık, yeni yaşam da ise büyük bir ceza vardır.
Şimdi soru şu! Arabistan Kabesini harap eden varmı? Aksine! Hrap eden olmadığı gibi orası sürekli geliştirilen bir yerdir. Durum buysa hemen üstteki ayet neden öyle demektedir? Allah neden orasının harap edilmek için çaba gösterildiğini söylemektedir? İşte bunlar hep bizim inandığımız ama umursamıdığımız Kur’an’ın anlatılarıdır. Fark eden ve düşünen varmı?
3-Bakara Suresi 126′ da, Çeşitli meyvelerle der. Beka Vadisi sulak yeşillik arazi ve çeşitli meyvelerle doludur.
4-Bakara Suresi 127′ de, Kenti temelleri üzerine yükseltti der. AlKabe kenti bu hususta temel taşı ve kent yapısı olarak tüm Dünya’da tek örnektir.
5-Bakara Suresi 158′ de, Saf Saf yayılmış Otlak Arazi der. Beka vadisini gözlemlerseniz şahit olursunuz. Sanaki sonsuz gibi hairka tarlaları ve çayırları vardır.
7-Ali İmran Suresi 962 da, Halklar için kurulan İlk Kent Beka Vadisindedir der. İlk halk evi özelliği ile nasıl da halkların babası Hz. İbrahim’i yanısıtıyor öyle değlmi?
8-Ali İmran Suresi 97′ de, Ap açık işaretler der. Beka vadisini ve Baalbek adlı kenti incelerseniz bunu anlarsınız, tanık olmak isterseniz; ‘Kim oraya giderse buna tanık olur’ diyerek davet edilmektesiniz.
9- Ali İmran Suresi 97′ de, İbrahim’in Makamı oradadır der. Kenti incelerseniz onu da anlarsınız.
10- Sedir Ağaçları; O mekanın Lübnan’da olduğuna bir kanıt daha Necm Süresi 13-14-15 ve 16.ayetlerinde vardır. Derki:
Necm Suresi 13: Andolsun onu bir kez daha görmüştü.
Necm Suresi 14: Orada, Sedir ağaçlarının sonunda,
Necm Suresi 15: Ardından barınılacak bahçeleri (çayırlar otlak arazi)
Necm Suresinde Hz.Muahmed’in gördüğü yer AlKabe şehrinin etrafını sarmaş dolaş saran Sedir ağaçları ve kentin kendisiydi. Şuna bakın ki ayette açıkça geçen Sedir ağaçları, Lübnan’ın ulusal simgesidir. Bayrağında motiflidir. Ve hadsizce tahrip edilen Sedir ağaçları da UNESCO tarafından koruma altına alınmıştır.
Lübnan Beka Vadisi, Baalbek Kenti ve Sedir ağaçlarından resimler.
Muhteşem AlKabe Kenti;


SEDİR AĞAÇLARI;

En kıymetli ağaç olan Sedir ağaçları yok olma tehlikesi ile yüz yüzedir.
Fakat artık ülke genelinde koruma altına alınmıştır. Ve Lübnan dağları gönüllü bir kaç grupla yeniden yeşillenmektedir.
Alta gördüğünüz alan Beka Vadisinin bir uçtan bir uca yemyeşil arazisidir. KM lerce uzunlukta ve genişliktedir. Hemen vadinin tepesinde ise Beka kenti bulunmaktadır. Haritalardan açıp yakn plandan bakarsanız Saf saf dizilmiş tarlaları görürsünüz. Altta küçük bir bölümü görebilirsiniz.


Tüm Vadi tepede konuşlanmış taş kente bakış açısındadır.
Ayrıca bakınız;
https://www.facebook.com/shoufcedar.org/photos/a.536562963098596/2956978917723643/
Şimdi ilk halk evinin 19 ölçüsünü görelim.
AlKabe halk sarayının kapı eşiğinin ortasına attığım koordinat iğnesi bana şu sonucu verdi.
34°00’26.2″N 36°12’19.9″E

Koordinat sayılarını üst üste bindirip topladım çıkan sonucu 19’ a böldüm sonuç şaşırtıcı.
34262+3612199 = 3.646.461 / 19 = 19 19 19 Üzerinde 19 vardır.
Attığım bu koordinat iğnesinin doğruluğunu, aynı zamanda Baalbek sarayınında içinde bulunduğu “Hirmil” ilinin resmi koordinatlarında yine görebilirsiniz.
34.0025°K 36.1214°D 3425+361214= 364.639 364.639 / 19 = 19.191,52631578947 virgülden sonraki rakamların toplananı da 57’dir. (3×19) Bu hesaplar Güneş kent tam olarak istenilen merkezde olduğunun doğruluğunu teyit etmek içindir.
Bunlardan daha ilginç olanını görelim. Bu halk sarayının uzunluğu 342 metredir. 19’un 18 katıdır. Üzerinde 19 vardır. Ölçü, yürüyüş yolu ve arka sondaki üst süsleme ile net hesaptır. Yürüyüş yolundan araba yolu geçirmişler. Etrafını ise derme çatma yapılanma ile harap etmişler. Bu sarayın içindeki temel taşları yine 19 ölçüleri üzerinedir. O kısımları atlıyorum.

Hemen buraya bir not iliştirelim. Bu kısmı %100 doğru diyemem yalnız doğru olduğuna şahsi inancım var. Ebrehe ve ordusunun Filler ile yıkmaya geldiği o meşhur yer işte tamda burası olmalıdır. Çünkü çölde ne Ebabil kuşu yaşar ne de Filler çölde ilerleyemez. Çöl zaten Fil hayvanın ilerleyemeyeceği bir coğrafyadır. Ağır tonajlı vücudu ve suya olan yüksek ihtiyacı Filerin çöl hayatına girmesine müsait değildir. Bu bilimsel bir gerçektir. Buna karşın Lübnan coğrafyası ve AlKabe yapısı kırlangıç familyasından olan Ebabil kuşlarına yuva ortamı sağlayacak yapıdadır. Fillerinde ilerleyeceği bir coğrafyadır. Daha önce Tüm Zamanların Gerçek Kralı adlı yazıda belirtmiştim: (Sümer dil yapısının Hint Talimce dil ailesi ile olan benzerlikleri ve Hintlilerin sığırlara artı fillere olan düşkünlükleri göz önüne alınırsa, Sümerlilerin Orta Asya kökenli değil Güney Asya kökenli olma ihtimalini son derece güçlendirir. “Samuel Noah Kramer” “Tarih Sümer’de Başlar” kitabında; İran üzerinden gelen göçebelerin, Samilerin karışımıyla bir köy kültürü ile Sümer tarihinin başladığını söyler. Bu harika bir tespittir.)
##Eni ise 190 metredir. 10×19 Üzerinde 19 vardır.

Baalbek için tahmin edilen tarih 12 bin senelik bir zamandır. Bu tahmini varsayımın Kur’an’da Hz. İbrahim’in halka açık olarak yaptığı tapınak sarayın konu edildiği Sure ve ayetlerin sayıların da görürüz. Bunların üzerinde yapacağım tarih hesaplaması bize tahmin edilen rakamın doğruluğunu gösterecektir.
6 Surede 8 ayette anlatılır.
Sure ve ayetleriin olduğu gibi toplanması:
2125+126+127+397+454+1173+2226+5136=11.764 sonuçludur.
Aynı ülkede bulunan Biblos şehrinin tahmin edilen 7.000 senelik zaman aralığını hatırlatmak isterim. Baalbek için ileri sürülen tarih 10 ila 12 bin senelik bir zaman aralığıdır. Bu varsayımların Sure ve ayetlerinden elde ettiğim 11.764 sayısına uygun düşmesi tesadüf değildir! Çıkan sonucun toplananı ise 1+1+7+6+4 = 19’dur. Üzerinde 19 vardır.
Sure ve ayetlerin tek hane toplamı,
2+1+2+5+1+2+6+1+2+7+3+9+7+4+5+4+1+1+7+3+2+2+2+6+5+1+3+6= 100’dür.
Kur’an’da Hac Suresi 26. ayette İbrahim’e tüm insanlar için yaptırıldığı söylenen bu yapının ilk halk evi olduğu vurgusu vardır. Sure ve ayetlerin toplamının 1 sayısını vermesi Güneş Kent Baalbek’in ilk halk evi iddiasını teyit etmektedir. 1+0+0= 1 dir. İlk halk evidir.
Gördüğünüz gibi Baalbek (AlKabe) adlı yapı tümüyle 19 ile hesaplıdır.
Şimdi yapacağım hesap Arapların adına Kâbe dedikleri Kara Küp binasının hesabıdır. Bağdan, bahçeden, meralık arazilerden yoksun olan bu yer en azından Kur’an’ın belirttiği 19 hesabına bir uygunluğu var mıdır?
Mekke Kâbe’si koordinatları: 21°25′21″K 39°49′34″D Bu koordinat sayılarını daha önceki yer hesapları gibi çok detaylı işleme sokacağım. Sonuçları görelim.
2+1+2+5+2+1 = 13 dür. Üzerinde 19 yoktur.
3+9+4+9+3+4 = 32 dir. Üzerinde 19 yoktur.
Toplayalım. 13+32= 45 dir. Üzerinde 19 yoktur.
Bölelim. 1332/19= 70,10526315789474 dür. Üzerinde 19 yoktur.
Koordinatları olduğu gibi toplayalım.
21+25+21 = 67 dir. Üzerinde 19 yoktur.
39+49+34 = 122 dir. Üzerinde 19 yoktur.
Üst üste bindirip toplayalım.
212521+394934 = 607.455 dir. Üzerinde 19 yoktur. Bir de sonucu toplayalım. 6+0+7+4+5+5 = 27 dir. Üzerinde 19 yoktur.
Sonucu 19’ a bölelim. 607455/ 19 = 31.971,31578947368’dir. Yine Üzerinde 19 yoktur.
Son bir şans, tüm sayıları olduğu gibi 19’a bölelim.
212521394934/19 = 11.185.336.575,47368’dir. Üzerinde 19 yoktur.
Peki, bu binanın ölçülerinde 19 var mıdır?
Uzunluk 13,1 metre, üzerinde 19 yoktur.
Genişlik 11,03 metre, üzerinde 19 yoktur.
Peki, orada hiçbir şey yok mudur? Vardır. Bolca çöl sıcağı vardır.
Adil oldum ve Arapların Kâbe’sini de inceledim. Görüldüğü gibi; bağı yok, tarlası yok, yaylası yok, bahçesi yok, 19 ölçüsü yok.
Bana karşı tam tersi bağ bahçe, meralık araziler, Akdeniz iklimi, çeşit çeşit meyveler ve alabildiğine 19 ölçüsü Bu kenttedir. Dosdoğru merkez burasıdır. Kur’an’da Maide Suresi 95’de (al-kaba-du) seslendirmesi, Beka vadisinin zirvesinde konuşlanmış olan ve adı Beka adının hece değiştirilmesi ile seslendirilen yerdir.
Gerçek adı Baalbek değildir. Bu isim, günümüzde sahtekarların bu gerçeği örtmek için getirdiği tanımdır. O sebeple, bu ismi değiştirenlere hitaben: Saffat 125: “”O en güzel biçimde Yaratanı, sizin de, evvelki atalarınızın da Rabbi olan Allahı bırakıb ta “Baa’l” e mi yöneldiniz(tapıyorsunuz)?”
Asıl adı “alkabedu’n“ dur. Bu ismi megalitik yapıya uygun açmaya çalışsak Zülkarneyn ismi gibi birçok bileşikle tanımlandığını görürüz. Al,(el) “Kırmızı, mülkiyet, sahiplik” demektir. Kab, seyahat demektir. Elkab ise: namlı, üstün, demektir. Adu’n ise: değerli demektir. Bu yapıya uygun yuvarlaması ise “Ziyaret edilen kutsal mülk” demektir. Beka vadisindeki bu yapıya getirilen ismi yazıldığı gibi hecelersek şaşırırız! Al-Kabe-Du. “Kırmızı Saray” anlamı da çıkmaktadır. Öğrenilmesi gereken çok şey var.

Son 1500 senenin tarihi inanılmaz düzeyde alt üst edilmiştir. İnsanlar sanır ki Hz. Muhammed Mekke’deki Kâbe için mücadele etmiştir. Hiç ilgisi yoktur! Doğrusu Hz. Muhammed Mescidi Aksa ile Baalbek arasında doğru tercihin Baalbek olduğu konusunda Yahudilerle sürekli bir tartışma içindedir. Hz. Muhammed’in Yahudilere sert bir cephe almasının birçok haklı sebebi vardır. Tüm insanlığı sürekli hayal kırıklığına uğratan ve sürekli entrikalar ile komplo kuranlara sevgi besleyecek değildi. Yahudilerin tarihte burayı (Alkabedun) sürekli bombalaması ve Lübnan’ı ele geçirmek istemesinin çok önemli bir açıklaması vardır. Lübnan ve Baalbek gerçek tarihi bünyesinde tutar. Yahudiler ise gerçek tarihi kendi uydurdukları yalan tarihle başlatmak ister. Gerçek tarihi ele geçirip himayene alabilirsen, onun yerine kendi uydurduğun tarihi gerçekmiş gibi yaşatman daha anlamlı olurdu. İşte Yahudilerin temel mantığı budur. Lübnan’ı ele geçir AlKabeyi kayıtsız tarihe çevir kendi tarihini pazarla. Ayetleri tekrar alalım.
Ali İmran Suresi 98: De ki: “Ey Kitap Ehli, Allah’ın açıkça gösterdiğini neden gizlemektesiniz? Allah yapmakta olduklarınıza tanıktır!” “Ey Kitap Ehli, sizler de gerçeğe tanıkken, ne diye güvenmiş olan kimseleri yanıltmak amacıyla ona bir çarpıklık uydurup Allah’ın gösterdiği rotadan engelliyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir!”
Bu ayete ne dersiniz? Maide Suresi 82: İman edenlere karşı düşmanlık yönünden insanların en şiddetlisi olarak Yahudileri ve Allah’a ortak koşanları bulursun.,,,
*
Arabistan kabesinin yanlış olduğunu gösteren açık ayetler ve detaylı açıklamalar:
Kur’an’ın bahsini ettiği gerçek ortaya çıktığı için, artık bunun birileri tarafından sorgulamasında (altta) ve kendilerine karşılık olarak açıklanıp cevaplanmasında bir sakınca kalmamıştır.
Maide Suresi 101: Ey erdem sahipleri!? Siz, vakitsiz davranarak sizi üzecek soruları sormayın! Ancak, Kur’an’da bildirilen açığa çıktığı vakit sorarsanız size detaylı açıklaması yapılır. Allah bu davranışınızı affetti. Allah affedendir, nazik davranandır.
Maide Suresi 102: Sizden önce bir topluluk onu sormuştu fakat sonra isyan etmişlerdi…
##Merak edilenlerin detaylı açıklaması:
Merak edilenler arasında benim aklıma gelen en belirgin olanlar şunlardır:
1-Arabistan’da bir tepe adları sanılan Safa Ve Merve; Üstte bunun açıklaması verildi. Ssafa ve Merva bir tepe adı değil, meralık alanın tanımıdır. Bu, AlKabete akarak gelen kervanlarla Arapların kendi turizmlerini canlandırmak için bir isim uydurmasıdır. Buna da inanılmaz masallar uydurup akıl oyunu yapmışlardır.
2-Arabistan Kabesinde bulunan bir taş olan Hacer-i Esvet; Bu taşın sembolik önemi, Tanrıça Sibela’nın (İblise) vajinasını temsil etmesidir. Şekil itibariyle ispata da gerek yoktur.
Necm Suresi 19: Siz gördünüz mü o Lât ve Uzza’yı?
Necm Suresi 20: Ve üçüncü olarak Menat’ı?
Hacer-i Esvet:

Ayrıca şu resme bakınız! Ayetlerde bahsedilen o cennet bahçeleriyle bir ilgisi varmı?

Günümüzde zamanla üzerine ekleme yaparak binayı yükseltmişler. Gösterişli olsun…
Bu bina, AlKabe şehrinin en küçük yapısından bile küçüktür. Aradaki farkı kıyaslamak için bir resimde alta ekliyorum.

Kabe adlı yapı, Bu yapının eteklerinde (temel taşlarında) kalır.
3-İbrahim’in makamının Kabenin hemen yanında olması; Buna yazacak çok şey var fakat! Ne yazıyı uzatmaya ne kendimizi yormaya gerek görmüyorum. Kur’an kitabında Öve öve bitirilemeyen, halkların babası denen, insanların önderi denen Hz.İbrahim için Kabedeki bilet gişesi gibi bir kulübenin makam olarak düşünülmesi çok basitçe kurgulanmış sahtekârlığın dik alasıdır. Bir yanda Koca bir kent yapan heybetli İbrahim varken, diğer yanda küçücük bir kulübede bilet satıcısı gibi sığdırılan İbrahim vardır. İbrahim’in makamının (yönetim) bulunduğu kentini incelerseniz o makamın ne olduğunu hemen anlarsınız.
Makamı İbrahim; (İbrahim’in makamını beğenmemiş olacaklar ki zamanla şekilden şekile sokmuşlar.)

4-Arabistan Kabesinde bulunan Zemzem suyu kuyusu; Bu sorunun cevabını Kur’an kitabı hemen alttaki ayette vermektedir.
Not: Şu ana kadar kabullenemediyseniz okumayı bırakınız! Okursanız şayet, Maide Süresi 102′ ayetindekiler gibi inkâr etmeyiniz! Bu naçizane bir tavsiyedir. Şayet anlar ve kabul ederseniz, 105 ayetine dâhil olursunuz. Umarım…
Cevap;
Maide Suresi 103: Allah ne bir su birikintisini, ne kuyusunu, ne de ondan çıkan kaynağı gerekçe göstermemiştir. Ne var ki isyana sapanlar yalan uydurup Allah adına iftira düzmekteler. Birçok kimsede buna akıl erdiremiyor…
Maide Suresi 104: Onlara: “Allah’ın bildirdiğine ve Elçisine inanın” denildiğinde, “Atalarımızı üzerinde bulduğumuz tutum bize yeter” derler. Ya onların atalarının bir bildiği yoksa ve yanlış yoldaysalar?
Maide Suresi 105: Ey erdem sahipleri!? Siz kendi sorumluluğunuzu bilin. Siz doğru yolda durdukça, yanlış yolda olanlar size zarar veremez. Hem tümünüzün dönüşü Allah’adır. O size durumlarınızı anlatacaktır.
Ali İmran Suresi 98: De ki: “Ey Kitap Ehli, Allah’ın gösterdiklerini niçin gizliyorsunuz? Allah yapmakta olduklarınıza tanıktır!”
Ali İmran Suresi 99: De ki: “Ey Kitap Ehli, sizlerde gerçeğe tanıkken, ne diye güvenmiş bir kimseyi yanıltmak amacıyla ona bir çarpıklık uydurup Allah’ın gösterdiği rotadan engelliyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir!”
Ali İmran Suresi 100: Ey kendisine güvenilenler!? Şayet kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba itimat edecek olursanız, sizi, güvenilir olduktan sonra tekrar asiliğe döndürürler.
Not: Tevekkeli hiçbir Türk hükümdarı Arabistan Kabesini ziyaret etmemiştir. Biri, ikisi değil! Hiç biri etmemiştir.
Şimdi Petra savını ortaya atan kişinin ve ona karşı yapılan çalışmalardaki TEK DOĞRUYU göstereceğim. Videoyu ve benzer videoları izleyenler bilirler. Videolarda KIBLE çalışmaları vardı. O videolarda, orta doğuda birçok mabedin yönünden ap ayrı bir yöne baktığı gösterilyordu. O yön BAALBEK’e (Lübnan) tarafına, batıya doğru dönüktü. O Millet Hanefilerdi. (hanifler)

Alttaki resim ise, kıble PETRA dır diyenlerin büyük yanılgısı. Kupkuru çorak bir arazi binlerce km içinde tek yeşillik alan yok. Buranın gerçek yön olduğunu düşünenlerin ya Arap nefreti çok ya da ayetlerden hiç mi hiç haberi yok.

Bakara Suresi 144- Gerçekten biz senin yüzünü göğe yönelttiğini, bakarken şekilden şekle geçerek aranıp durduğunu görüyoruz. Sana, hoşnut olacağın bir yön tayin edeceğiz. Artık benliğini seni kucaklayıp saracak olan kutsal tapınağa yönelt! Sizlerde, her nerede olursanız olun, istikamet olarak yönünüz orası olsun! Kendilerine kitap verilmiş olanlar elbette biliyorlar ki Sahiplerinden gelen bu emir, gerçeğin tam kendisidir! Allah, her ne yapıyorsanız haberi olandır.
Evet. İşte bu her iki taraflı, yanlışı yanlış derken neden yanlış olduğunu kanıtlarla gösteren, doğruyu ise ortaya atarken, neden, neye göre doğru olduğunu kanıtlarıyla birlikte gösteren belgeli anlatımdır.
ANKEBUT SURESİ 41: Allah’tan başka otoriteyi tercih edenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumuna benzer. Oysa evlerin en zayıfı örümcek evidir, keşke anlasalar.
Arabistan kara küb yapısının insanların Dünya nezdindeki yeri… “Oysa evlerin en zayıfı örümcek evidir, keşke anlasalar.”
Maide Suresi 41: Ey Elçi? İnanmadıkları halde ağızlarıyla İnandık diyenler ve Yahudilerden isyan adına çaba harcayanlar seni üzmesin. Onların kulakları, henüz seni tanımayan diğer topluluğu şaşırtmak için hep sendedir. Onlar, seni çok iyi dinlemekteler! Yerli yerine konulan sözleri karıştırarak, “Size bu verilirse ona inanın, o verilmezse ondan uzak durun” derler. Allah kimin kargaşaya düşmesini istiyorsa artık sen, Allah’tan onun adına hiçbir şeye engel olamazsın. İşte onlar, Allah’ın temize çıkartmak istemediği kimselerdir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, sonraki yaşamda ise onlar için büyük bir ceza vardır.
Maide Suresi 97: Allah, halklar için ayakta tuttuğu Kutsal kentin içini, kutsal ayı, hediyeleri, süslü hediyeleri, insanların işlerini belli bir düzen ve güven içinde yürütmeleri için bir durak olarak belirledi. Bu, Allah’ın göklerde ve yerde olanları bildiğini ve Allah’ın her bir şey hakkında bilgi sahibi olduğunu anlamanız içindir.
Maide Suresi 99: Elçinin doğruyu anlatmaktan başka sorumluluğu yoktur. Allah hem açıkça söylediklerinizi hem de gizli tuttuklarınızı da bilmektedir.
Casiye Suresi 6: İşte bunlar, size hakikat üzerine okuduğumuz Allah’ın ayetleridir. Buna rağmen sizler Allah’tan ve O’nun ayetlerinden başka sözleremi inanacaksınız? “
Bunu Araplar ve Arapçılar anlamayacaktır. Umarım siz ey Türk milleti İbrahim, gerçek cihetinizi bulmuş olursunuz.
Alemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir. Övgülerim O’nadır.
“Erdoğan Metin”
Bu içerik ve deşifre tamamen kuran19.org’a aittir.





[…] Alkabatun (Baalbek) Kapsamlı bilgi için link: AL-KABA-TUN […]
[…] 8- HZ.İBRAHİM’İN BEKA VADİSİNDEK GERÇEK KIBLESİ […]