Onun hükümdarlığının işareti size sandığın gelmesidir. İçinde Musa ve Harun ailesinden kalan bakiye; ve bir de Rabbinizden bir Sekine (stabilze edilmiş kudret) vardır. Onu size Melekler yüklenip getirecektir. (Bakara S.248)
Tarih boyunca hiçbir nesne, “Ahit Sandığı” kadar gizemli kabul edilmemiştir. Hiçbir kutsal nesne onun kadar ne aranmış ne de merak uyandırmıştır.
Krallardan tapınak şövalyelerine, devletlerden tarikatlere, arkeologlardan maceraperestlere kadar herkes ona sahip olmak için yandı tutuştu.
Modern dünyanın teknolojik hakimiyetini elinde tutan o dev şirketler onu bulmak için Dünyayı uydularla santim santim taradılar ama bulamadılar. Neden bulunamıyor?
Bulunamıyorsa ısrarla aramaya niye devam ediliyor?
Neden bu kadar zahmet ve çaba?
Bu yazıda Ahit sandığının nerede olduğunu, içinde nelerin bulunduğunu, hangi şartlar altında dünyaya getirilip, kime; nasıl teslim edileceğini göreceğiz. Üstelik net bir tarih göreceğimiz bu yazıda o sandığı en çok isteyenlerin aslında nasılda “cellatlarına aşık” olduğuna şahit olacağız.
Kur’an bize bu sandığı ve içindekileri bir Sekine ve “Âl-i Musa ile Âl-i Harun’dan kalan bir miras” olarak tanıtır. Ancak asıl can alıcı nokta Ahit sandığının ortaya çıkış şeklidir: Şu ifade “Onu size melekler yüklenip getirecektir” cümlesidir.
Bu, sandığın sadece fiziksel bir nakliyeden ibaret olmadığını; bozulan düzenin, unutulan adaletin, rayından çıkmış nizamın yeniden tesisi için ilahi onay üzerine, -dünyaya meleklerin ineceğini anlatıyor- olmasıdır. Bakara Suresi’nde Talut’un hükümdarlığının kanıtı; sandığın Dünyaya teslimi esnasında şu sarsıcı gerçeği haykırır:
Yeryüzünde estirdiğiniz zulümle Tanrı’yı kıyamete zorladığınızı sanıyorsunuz; oysa bu sadece Arş’ın yürüttüğü bir liyakat mühendisliğidir. Sistem sizin kurgularınızla işlemez! Sandık size gelecek evet, ama sizin selamatiniz için değil darmadağın olmanız için! O mukaddes emanet sadece celladınız olan Talut’a teslim edilecektir. Hazır olun!
Sandığı bekleyenler cellatlarıyla yüzleşince; “Keşke durumu zorlamasaydık, keşke bizde herkes gibi sıradan insanlar gibi olsaydık, Tanrım biz kendimizi ne halt sanıyorduk?“ diyeceklerdir.
Çünkü sandığın içinde ki “Sekine” adlı şey aslında Allah’ın zalimler için hazır beklettiği korkunç bir süprizidir. Herkes sandığa ve asaya sahip olma düşüncesiyle hayal kurarken; sandığın içinde “Tanrıdan Sekine” adlı şeyin gerçek mahiyetini gözden kaçırıyor.
İç içe geçmiş kayıp elamanlar:
Nedir Sekine? Sekine bastırılmış vakur bir durağanlıktır! O sözcük; kinetik potansiyel olarak atomik bir durağanlığı tarif etmektedir. Bizzat Allah tarafından Hz.Musa’nın eliyle sandığa koydurulan o sessiz dev, yine herkesin harıl harıl aradığı ama hiç kimsenin nedense bir türlü bulamadığı periyodik tablonun kayıp elementidir.
Sandık örgütler tarafından aranıyor, Sekine bilim adamları tarafından aranıyor ama bilim adamları tarafından aranan bu element ilim adamları tarfından da “kayıp esma” olarak aranıyor. Nasıl plan?…
“Sekine” tabiri; o elementin atomunun kalbindeki o en yüksek hareket enerjisinin mutlak bir sükûnetle muhafaza edilmiş olmasının tanımıdır. Ahit Sandığı’nın içinde stabil, yalıtılmış ve kontrol altında sükünet halinde tutuluş biçimini; ‘Sekine’ yani “stabilize” sözcüğünden daha derin ve daha anlamlı hiç bir kavramla ifade edilemezdi. Gerçekten muhteşem!
Evet; işte o sandığın içinde bulunanlar: 1-Torah (saf orjinal hali) 2– Hz. Musa’nın Asası 3– Akad İmpataorluk Mühürleri (Mühürler: Kral Büyük Sargon (Hz.Musa) ve “Vezir Ūbil-Aštar” (Hz. Harun) yazan Akkad kraliyet mühürleridir) 4- “Kayıp element”dir.
Sandığın içinden Hz.Musa’nın ve Harun’un kişisel eşyalarını bekleyenler olacaktır. Belki bir kaç tesbih, belki kipalar(takke), belki hırka da vardır. Kim istemez hırkanın üzerin de birde Hz.Musa’nın sakalı olsun da cam tüpün içinde sabah akşam tapınalım? Boşuna beklemeyin! O gardrop değil.
Sandıkta “Tarihi Tapu olan Mühürler”, “Hz.Musa’nın Asa’sı”, “Torah kitabı”, Rabbimizden tüm iyi insanlar için o sandığa Hz. Musa’nın eliyle koydurduğu ama! sadece Talut’un bünyesinin dayanabileceği, potansiyel gücü çok tehlikeli kayıp bir element var.
Sandığın içinde ayrı bir düzenekle dizginlenmiş bu element, Allah tarafından hususi geliştirilmiş yüksek bedenine “emilim” suretiyle Talut’un bedenine hapsedecektir. O elementin yeni yuvası (yeni sandığı) Tantal elementiyle zırhanmış olan Talut’un kendi biyolojik bedenidir. İşte bu sebeple Talut, yeniden haşredilirken sıradan insanların temel elementi olan 76.Element Osmium (Hamein Mesnun) değil de, 73.Element olan “Tantal” elementiyle bedenlenmiş olmasıdır.
Not: Talut’un 73. elementle (Tantal) zırhlanmış beden bilgisi için yazının sonuna “Armageddon-Melhame-i Kübra” adlı linki ekledim.
Talut; henüz Talut ismini almadan önce kabrinden Dabbet-ül Arz olarak diriltilirken Osmium ağırlıklı temel element üzerine kaldırılsaydı, sandığın içindeki fırtınaya karşı saniyeler içinde atomlarına ayrılırdı.
Dabbet-ül Arz’ın Tantal elementinden haşr edilmiş bedeni, o ilahi enerjinin yeryüzündeki tek güvenli limanı olacaktır. İşte Böylelikle o tehlikeli enerji, Talut’un “beden sandığının” içinde “Huzur ve Kudret” olarak hayat bulur. Dabbet-ül Arz ile Talut aynı kişidir. Yazının sonuna bu bilgi içinde açıklamalı link eklenmiştir.
Bu element Talut’a “Melhame-i Kübra” denilen savaşta gücüne güç katarak sayısı çok az askeri bir kuvvetle çok sayıda asker ve teknolojik birikim “ATON” ordusuna karşı başarılı olmasının anahtarıdır. Rabbimizden gelen “Sekine” Calut ve ordusuna bu halde azrail olurken Allah’tan yardım bekleyen gelecek zaman insanlarına böyle bir hizmet sonrası huzur getirecektir.
Talut’un bedeni Dabbet-ül Arz olarak Mehdiden (topraktan) haşr edildiği an; bir çok elementle yoğrulmuştur. İşte bu son kayıp elementle Talut, resmen ‘Yeryüzünde yürüyen canlı bir kimya laboratuvarı gibi, periyodik tablonun bir arada bulunduğu muazzam bir ilahi sanat eseri olarak bulunur. Bu kuvveti anlayabiliyor musunuz?
Allah’tan kendisine gelişmiş zeka ve yüksek fiziki üstünlük (Bakara 247) verilmiş olması demek; Talut’un ilmen ve cismen mükemmelliğe ulaşmış insan olarak kendisini “Mesih” olarak da etiketleyecektir. (Mesih bilgisi içinde yazı sonuna link ekledim)
O sandık “şayet ehil ellerde (Talut’un elleriyle) açılmazsa” İnsanlara getireceği şey, çok büyük bir acı ve yıkımdır. Tabiri caizse sandık Pandoranın Kutusu gibidir. Bu benzetme; varlığı yokluğundan daha fazla probleme yol açmasıyla yıkıma sebep olan şey demektir.
Ahit sandığına getirilen tanımlar: muhteşem bir tarihi hesabın da sözlü ifadesidir ama aynı zamanda gerçekleşeceği kesin bir dille verilmiş sözdür.
“AHİT” SÖZCÜĞÜNÜN ESKİ DİLLERDEKİ ANLAMI VE,
BAZI İNANÇSAL KAVRAMLARDA ENTERESAN MANALARI
1. Tabut-üs Sekine (Enerji Deposu)
“Tabut” kelimesi Arapça’da sadece sandık demek değildir, aynı zamanda “Hazne/Kasa” demektir. “Sekine” ise sükûnete erdirilmiş, yani “Bastırılmış Yüksek Enerji” dir.
2. Ark of Testimony (Tanıklık Terminali)
Bu batı literatüründe geçer ama sırrı “Testimony” (Tanıklık) kelimesinde saklıdır. Bu sandık, içindeki o gizli kimyanın yaydığı frekansla, çevresindeki olayları, genetik kodları değiştiren “Kara Kutu” dur. O bir GEN bozma Terminali“dir.
3. Berit (Ahit’in İbranice Kökü)
İbranice’de Ahit’e “Berit” denir. Bunub kökeni “kesmek” veya “ayırmak” (Bara) ile bağlantılıdır.
Nükleer Kırıntı: “Kesmek”, atomik bir parçalanmaya veya bir olgunun diğerinden “kesilip ayrılmasına” işarettir. Sandığın içindeki her neyse; dışarısı ile bağlantısının kesilmesini tarif eden tanımdır. Sandık içindeki gücü dışarısıyla olan ilişiği kesen, “Kesme/Ayırma Valfi” görevi görür.
4. “Elohim’in Ayak Taburesi” (Hadom)
Eski metinlerde Tanrı’nın ayaklarını bastığı yer (Tabure) olarak anılır.
Deşifre: Bu bir “Yerleşke” tanımıdır. Enerjinin (Arş’ın) madde dünyasına (Arz’a) temas ettiği o en alt basamak, yani “Güç Kaynağının Terminal Çıkışı”dır. O sandıkta olan her neyse Hz. Musa’nın Allah ile buluştuğu yerde kendisine teslim edilmiştir. Allah ile buluşulan yer ise inanılanın aksine “FAS; AGADİR” ilindeki ARGAN zeytinlerinin olduğu vadidir (TUVA) Argan Zeytinlerinin yağının ana kaynağı sandığın içindeki elementin o meyvede yansımasıdır. Ayet:
Nur Suresi 35: Allah, göklerin ve yerin “aydınıdır” O’nun münevverliğinin temsili; Kristal bir cam şişe içinde bulunan ışık gibidir. O ışık sanki bir inciye benzer ki o ışıldama, bir yıldız gibi parlar. Ne doğuya ne de batıya da nispet edilemeyen, kutlu bir ağaçtan elde edilen yağın ateşlenmesi gibidir. O yağ, kendisine ateş değmese bile ışıl ışıl parlar. Ve Allah, dilediği kimseye münevverliği ile rehberlik eder. Allah insanlara işte böyle örnek verir. Allah her şeyi bilir.
Fas dünyanın ortasında kalır ne doğuya ne batıya temsil edilmez.
a)- Kristal Cam Şişe: Kuvars Ampul Protokolü
Modern kimya ve nükleer fizik laboratuvarlarında, doğada kararsız olan, havayla temas ettiği anda alev alan (piroforik) ya da sürekli radyoaktif bozunuma uğrayan elementler asla sıradan kaplarda saklanamaz.
Bu tür elementler, yüksek erime noktasına ve optik saflığa sahip Kuvars Kristali Cam Ampuller (Ampoules) içine vakumlanarak hapsedilir.
Ayetteki “kristal bir cam şişe” (Zücâce) vurgusu, içerideki o “Vahşi Elementi” dış dünyadaki atmosferik etkilerden (oksijen, nem) tamamen izole eden sızdırmaz hazne mühendisliğinin tam karşılığıdır.
b)- “İçindeki Işık”: Fotonik Uyarılma ve Lüminesans
İçerideki şey sıradan bir sıvı ya da katı kütle gibi durmaz; enerjisi o kadar yüksektir ki sürekli bir foton salınımı, yani Lüminesans (ışıldama) gerçekleştirir.
Bir elementin dış kabuktaki elektronları uyarıldığında veya nükleer bir ışıma yaptığında dışarıya saf enerji dalgası, yani “ışık” fırlatır.
Ayette “kendisine ateş değmese bile ışıl ışıl parlar” denmesi, elementin harici bir yanma reaksiyonuna (kimyasal oksitlenmeye) ihtiyaç duymadan, doğrudan kendi çekirdek yapısından kaynaklanan o fotonik uyarılma gücünü olduğu gibi tarif eder.
c)-. Kesintisiz Enerji Aktarımı (Optik Geçirgenlik)
Kristal cam, içerideki radyoaktif veya plazmik fırtınanın fiziksel olarak dışarı sızmasını engellerken; onun yaydığı o saf dalga boyunu (ışığı/frekansı) hiçbir kayba uğratmadan dışarı aktarabilen yegane yalıtkandır. Yani hem mutlak bir koruma duvarıdır hem de mutlak bir iletim terminalidir.
d)- “İnci Gibi Parlayan Yıldız” Logaritması
Ayette o kristal şişenin içindeki parıltı için kullanılan “İnciye benzer bir yıldız gibi parlar” analojisi de nükleer bir tarifdir. Yıldızlar, gücünü dışarıdan almayan, kendi içindeki nükleer füzyon/fisyon ve elementer dönüşümle parıldayan devasa nükleer reaktörlerdir. Sistem, sandığın içindeki o mikroskobik tüpün (şişenin) içindeki gücü, makro evrendeki bir yıldızın nükleer karakteriyle tarif etmektedir.
Link: Bu linkte yeterli bilgiyi bulacaksınız. HZ.MUSA’NIN HAYATI:
5. HAFIZ: “Hâfız” (Koruyucu Mühür)
Bazı ezoterik kaynaklarda bu sandığa, içindeki o kimyevi bilinmezi dizginlediği için “Mühürlü Kap” denir. O, “İsmi Azam”ın maddeleşmiş halini koruduğu için asıl gizli ismi, o elementin frekansıyla aynı olan “Mühür”dür.
Çok dikkat çeken bir tarihi ifade vardır: Eski külterlerde o sandığa görevli olmayanların dokunması ve açması o kişinin buharlaşmasına sebep olur gibi ilginç bir detay vardır.
Neden “Ahit” (Sözleşme)?
Çünkü sandığın geri teslimi bir Protokole bağlıdır. Şayet frekansı tutmayan (mesh edilmemiş) biri onu açarsa içerideki dizginlenmiş enerji kontrol edilemez. Ahit, aslında kullanıcı ile cihaz arasındaki “Güvenli Erişim Protokolü”dür. Bu sebeple onu PANDORA değil TALUT açmalıdır. Sandığın içinde stabil halde tutulan o element ehil ellerle kontrol altında tutulmazsa sandık tüm insanlar için bir TABUT haline gelir.
AHİT SANDIĞI (TABUT-ÜS SEKİNE):
BİR TEOLOJİ MASALI DEĞİL, NÜKLEER BİR MUHAFAZA ÜNİTESİDİR.
İnsanlık, kutsal metinlerin satır aralarına gizlenmiş “Teknolojik Arkeoloji”yi okumaktan aciz olduğu için, Ahit Sandığı’nı bin yıldır süslü ve manevi gücü çok yüksek bir marangozluk ürünü sanıyor. Modern çağ insanı ise, sekineyi maneviyat üzerinden yorumlayarak tarihin en büyük nükleer sırrını göremiyor.
1. Akasya Odunu mu, Nükleer Yalıtkan mı?
Geleneksel anlatılar sandığın “Akasya ağacından” yapıldığını söyler. Oysa nükleer fizikte mesele sadece “sağlamlık” değil, “nötron absorbsiyonu” ve “yalıtkanlık”tır. Akasya odunu, doğadaki en yoğun, en az nem tutan ve dielektrik katsayısı en stabil organik yapılardan biridir.
Sandık, basit bir tahta kutu değil; içindeki o “Vahşi Elementi” dizginlemek için tasarlanmış bir Kompozit Tüptür. Altın kaplamalı iç ve dış yüzeyler arasında kalan bu özel ağaç dokusu, radyasyonu sönümleyen ve manyetik sızıntıyı engelleyen bir “Koruyucu Panel” görevi sağlar.
2. Stabilite Protokolü: Neden Bir Hazne?
İçerideki madde, periyodik tablonun ele avuca sığmaz enerjik elementidir. Bu elementin inançlardaki yeri az evvel belirttiğim gibi kayıp Esmadır. Şimdi dikkat edelim! Kur’an’daki 114 Sure madde alemindeki 114 elemente denk gelir. Bu karşılıklı duruş bir ilahi denklem yasasıdır. Element tablosunun doğal element sınırının 114 sınırında olmasıyla, Kur’an’ın Sure sınırının 114 olması hayatı ve kitabı birbirine denklem yapan Yüce Allah’ın sanatıdır. Bir çok yazımda özenle belirttiğim şu cümle bu hakikati çok önceleri keşfetmiş olmamın verdiği eminliktir.
“Kur’an senaryodur yaşam o senaryonun sahnesidir.”
Madde&Mana: Kur’an’ı Periyodik Tabloyla eşitlemek; “Allah’ın her şeyi sayı ile hesaplamıştır” (Cin S. 28) ayetinin atomik düzeydeki ispatıdır.
Basınç Kontrolü: İçerideki atomik ışımanın stabil kalması için gereken vakum ortamını sağlar.
Rezonans Sabitleme: Maddenin kendi çekirdek enerjisiyle etrafına vermeden “uykuda” (Sekine halindeyken) tutulması için geometrik bir mühürdür.
3. Meleklerin Manyetik Levitasyonu
“Onu melekler yüklenip taşıyacaktır“ (Bakara 248) ifadesi, bu hazinenin fiziksel bir el temasıyla değil, hazne etrafında oluşturulan Manyetik Alan (Levitasyon) ile taşındığını ihbar eder. Melekler sandığın yaydığı nükleer güç olan radyasyonun insanlığa zarar vermemesi için dünyadan çekip alan geçici emanetçilerdir. Sandığın şu anki koordinatları uydumuz “AY” dır. Sandık orada. Yazı sonun da vereceğin linkte yeterli bilgi bulacaksınız.
4. “Gayri Sû’in” Işıması (Kusursuz Radyasyon)
Hz. Musa’nın bu hazneyle (terminalle) olan etkileşimi, elinin lekesiz bir beyazlıkla parlamasına sebep olmuştur. Bu bir hastalık değil; hazne içindeki o gizemli elementin, biyolojik dokuyu yakmadan, sadece fotonik bir uyarımla “Gümüş Frekansına” yükseltmesidir. Dikkat ediniz! Musa sıradan bir fani değildir. O Allah ile konuşabilme mükafatına nail olmuş çok yüksek bir karekterdir.
Sonuç: Ahit Sandığı bir müze objesi değildir. O, Dabbet-ül Arz olan Talut’a teslim edilene kadar o “……” nükleer yakıtın sönmez enerjisinin geçici bataryasıdır. O hazne açıldığında, tarihin en gizemli gerçeği Talut’un geliştirilmiş bedenine haps edilecektir. Talut için bu sebeple Bakara 247.ayette: “Onu sizin başınıza Allah seçmiş ve ona bilgi ve vücut bakımından bir güç, bir genişlik vermiştir.” denir.
Sekine, bir hırkanın, bir takkenin kutsal olarak addedilip insana getireceği bir zihin huzuru değil! Atomun kalbindeki o mutlak sessizliğin bir kurtuluş reçetesine dönüşerek insanlığı “vampirler” ordusundan kurtaracak ilaç olmasıdır.”
Şimdi en çok merak ettiğiniz şey bu x elementin ne olabileceği düşüncesi olmalı… O gizli element; felsefenin yüzyıllardır aradığı ‘Cevher’, tasavvufun ise bir sırlı bilgi olarak düşündüğü “İsmi Azam”dır. Herkese açık olmayan bu saklı Esma, sadece düzeni değiştirecek olanlara bahş edilen bir Rabbani kuvvet desteğidir.
Hz.Musa’nın ‘Yed-i Beyza’ (Beyaz El) mucizesi ve Hz. Süleyman’ın maddeye hükmeden dünya imparatorluğu; işte bu elementin onlara bir ‘Liyakat Nişanı’ olarak bahşedilmesiyle gerçekleşmiştir.
Ben sandığın içinde dizginlenmiş o gizli elementi biliyorum. Fakat bunu açıklayamam Neden? Onu açıklamak ne size ne de bana bir fayda sağlamaz. Üstelik onu açıklamak yetmez yaşatmak gerekir. Onu size bizzat Dabbet-ül Arz olan Talut’un kendisi açıklayacaktır. Allah’ın her işinde bir hikmet olduğunu bilenler bana inansın.
Meleklerde emaneten tutulan bu sandık Allah’ın insanlara birf sözü olduğu içn vakti gelince (o vakit 2058’dir) söz verildiği gibi insanlara geri iade edilecektir. Ama sorumluluğu tek kişiye yüklenecektir. O kişi de yine Allah’ın insanlara verdiği bir söz olan; Dabbet-ül Arz’dır. Allah sözlerini tutacaktır.
İçiniz rahatlasın, benim de boş yapmadığım belli olsun diye bir hesaplama ile size sayısal bir sonuç sunacağım. Bahsini ettiğim elementin sadeleştirilmiş toplananı 4‘tür. Bakara Suresi 248’de adı geçen Ahit sandığını bize yansıtan Sure ve ayet numaralarını matematiksel işleme tabi tutarsak:
Kuran: 2+2+4+8=16 1+6=7 elde var 7
X Element: X + X = 1+3= 4 elde var 4
Elde olan sayıları yan yana getirdiğimizde gördüğümüz “74” numaralı sayı, Allah’ın hesaplarımız için önerdiği 19 sayısının kayıtlı olduğu Suresidir. X element ve Bakara Suresinden elde edilen hesap çıktısıyla 2058 senesinin toplananı şaşırtıcıdır. Sonuç;
xxxx+2+0+5+8= 30’dur.
74.Surenin 30.Ayetini hatırlayalım. Onun üzerinde 19 vardır.
Talut’un beden kimyası olan Tantal elementi Periyodik tabloda 73.sıradadır.
7+3= 10 (1+0=1)
1 sayısı tamlık (vahit) oluşudur. Bu kudretli tamlık x elementle birlikte tam olarak =95 sayısına ulaşmaktadır. Zamanın kodu 2058 (Dabbet-ül Arz) ile maddenin kodu (xxxx) birbirine öyle bir düğümlü ki artık sandık ve zaman tek bir nükleer terminale (Talut’a) dönüşmüş durumdadır.
Hazne (Donanım): Bakara 248 (Sandık / Tantal Zırh).
Konfigürasyon (Yapı kaydı): 74:30 Müddessir (Üzeri kapatılan)
Çekirdek (Yazılım): x Element (Kayıp Esma)
Operatör: Talut (Dabbet-ül Arz); Üstün akıl ve geliştirilmiş beden.
Zaman/Tarih: 2058 Reset (Armageddon / Melhame-i Kübra).
Zihninizdeki o fısıltıyı duyuyor gibiyim…
Durum hiç de sandığınız gibi değil dostlar kozmik saati hiç durmadan işliyor. Kozmik işaretçi Halley; 2052 senesinde helio-kürenin sınırlarını ihlal ederek sistemimize giriş yapacak. Bu gösterişli kozmik elçi, 2061’de gün-beriye kavuştuğunda gökyüzünü bir mühür gibi damgalayıp yeryüzünü bir barkot gibi tarayacak.
Kur’an tam 608 senesinde (miladi) Halley Kuyruklu Yıldızının Güneş Sistemini ziyaret ettiği sene inmeye başladı. Tüm hesaplarıyla detaylı link alttadır. Merak olsun! Kur’an iniş tarihi: 32×19= 608’dir. Halley Geçiş Periyodu 4×19=76’dır. Üzerlerinde 19 vardır.
Bu görsel şölen, aslında muazzam bir ‘Ahiret Fragmanı’dır. İşte o vakit bu ışık; mutlak iradenin, milyarlarca insan toprağın bağrından bir ‘kusulma’ şiddetiyle çıkarıldığı o kaçınılmaz hükmün habercisidir. Hakikat, linklerdeki verilerde gizlidir.
LİNK: KUR’AN HALLEY K.YILDIZ SENKRONU
LİNK: +ÜÇ MÜHÜR=DABBET-ÜL ARZ
LİNK: DABBET-ÜL ARZ + TALUT = MESİH
LİNK: MÜDDESSİR: “ÖLÜ ADAMIN UYANIŞI”
LİNK: ARMAGEDDON “MELHAME-İ KÜBRA”
LİNK: MEHDİ NEDİR VE MESİH NE DEMEKTİR?
LİNK: AHİT SANDIĞI VE AY KOORDİNATI






[…] linkler: Link: AHİT SANDIĞI VE İÇİNDEKİ KAYIP ELEMENT Link: RUH’UN MASTER KODU 38.114 Link: REZONANSIN EFENDİSİ KRAL DAVUT Link: ÜÇ MÜHÜRLE […]
[…] LİNK: TÜM ZAMANLARIN KRALI ZÜLKARNEYN LİNK: ZAMAN GEZGİNİ MUSARGON HZ. MUSA LİNK: AHİT SANDIĞI VE İÇİNDEKİ KAYIP ESMA […]
[…] DABBET-ÜL ARZ KONUSU ÜZERİNE LİNKLER: LİNK: MÜDDESSİR: “ÖLÜ ADAMIN UYANIŞI” LİNK: AHİT SANDIĞI VE MUSA’NIN ASASI LİNK: +ÜÇ MÜHÜR=DABBRT-ÜL ARZ LİNK: MEHDİ & MESİH 2.SÜPER […]