Bir peygamberin hikayesinde geçen sıradan bir olayın, aslında kainatın en temel hakikatlerinden birine işaret ettiğini düşünün.
Hz. Davut’un, iki kardeşin adalet talebi karşısındaki duruşu, bize sadece dürüstlük hakkında bir ders mi veriyor? Yoksa bu olay, çok daha derin bir anlamı, ilahi bir sırrı mı barındırıyor?
Bu yazı, Kur’an’daki bu kıssayı sembolik bir mercekle okuyarak, bir sayının nasıl bir ilahi sıfatı temsil ettiğini ve bu sıfatların mutlak sahibinin kim olduğunu gözler önüne seriyor.
Şüphesiz elçilerin kıssalarında sizin için işaretler vardır.… “12: 111”
Hz.Davut’un kıssasında müthiş bir ders vardır. Bu kıssa da anlatılanlar yüzeysel okuduğunda güç kudret odaklı ticari bir mevzuyu anlatıyormuş gibi görünürken, dikkatlice okuduğunda mevzunun çok önemli bir gerçeğe odaklandığını fark ederiz.
Konu; iki kardeşin aralarındaki bir anlaşmazlık sonrası düştükleri “mantık” çıkmazını, çözümlesin diye Hz. Davut’a götürdüklerini görürüz.
Kıssanın özeti şudur; İki kardeş kendi aralarında bir mal (koyun) tartışmasına girer. Kardeşlerden biri hem aklen üstün hemde zengindir onun “99” koyunu var. Diğeri ise hem kardeşi kadar varlıklı değil hemde aklen kardeşi gibi akıllı değil ve onun “1” koyunu var.
Bu iki kardeşten zengin olan aralarındaki münazara esnasında fakir olan kardeşine hitaben “tüm koyunların bir arada toplanmasını” istemektedir. Ve bu tartışmada 99 koyunu olan kişi kardeşine baskın gelir ve mevzu patlak verir.
Şimdi Sad Suresinde geçen kıssanın ayetlerine bakalım.
Davud, onları yanında görünce telaşlanıp korktu; bunun üzerine: “Korkma! Biz birbirimizden davacıyız. Birimiz ötekinin hakkına tecavüz etti, şimdi aramızda adaletle karar ver. Ve haktan ayrılma ve bize dürüstlük yolunu göster” dediler.
“Bu benim kardeşim: Onun doksan dokuz koyunu var, benimse bir koyunum; buna rağmen, ‘onu bana ver’ dedi ve konuşmasında (mantığında) bana üstün geldi“
(Davud) dedi ki: “Bu (adam) senin koyununu kendi koyunlarının arasına katmayı istemekle sana haksızlık yapmış. Zaten kardeşlerin çoğu birbirlerine aynı şeyi yaparlar, fakat inanıp doğru ve yararlı işler yapanlar hariç. Böylesi de ne kadar az!” Davud, (bunları söylerken birden) Bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı; bunun üzerine Rabbinden günahını bağışlamasını diledi, secdeye kapandı ve tövbe ederek O’na yöneldi.
Hz. Davut’daki üstün zekaya bakarmısınız? “Bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı” Oysa Davut yanlış bir şey söylememişti. Ama neden birden irkilerek özür dileyip yere kapaklandı ve af diledi?
DURUMU ANLAMAK İÇİN BİZDE DAVUT GİBİ KARDEŞLERE ODAKLANALIM.
Davalı iki kardeşten 99 koyunu olan zengin kardeş, fakir kardeşinden akılcada üstündür. Fakat aralarındaki mesele de dikkat çeken bir detay var. Münazara esnasında ikisi arasında bir zorbalık ve üçkağıtçılık yoktur. Üstünlük; akıl ile sağlanmış bir üstünlüktür. Böyle olduğunu fakir kardeşin ağzından dökülen (konuşmada bana üstün geldi) sözlerinde görürüz.
Hz.Davut kendisine gelen bu dava üzerindeki hatası; olaya maddi açıdan bakıp analiz etmesidir. Ortakların ya da birbirine yakın kimselerin bu tür tutumlarının sürekli olduğu kanaatini dile getirerek, tek koyunu olan kişiye bir haksızlık yapıldığını düşünmüştür. SONRA ANİDEN! Hz.Davut sınandığını anladı. AMA NASIL? Yani buradaki ipucu nedir ki sınandığını fark edebildi?
Lütfen dikkat ediniz! Haksızlıklara karşı çok ağır ithamlarda bulunan Kur’an, burada o felsefesinden uzaklaşmış ve 99 koyun sahibi olan kişiyi, tek koyunlu kişiye karşı resmen haklı çıkarmıştır. Bu davada öyle ince bir nüans varki bu sorun elçinin kendisine geldiğinde elçi bile ilk etapta hatalı bir tutum içine düşmüştür. Hz. Davut ilk izleniminde tek koyunlu olan kişiye haksızlık yapıldığını söylemiş ama sonra bu olayın sıradan bir olay olmadığını anlayınca tövbe etmiş ve af dilemiştir.
Kur’an’ın haksızlıklara karşı katı felsefesinden anlaşılıyor ki bu olay iki kişi arasında geçen sıradan bir olay değildir. Bu olay maddi bir olayın anlatısı olsaydı 99 koyunu olan kişinin tavrı 1 koyunu olan kişiye olan tutumunda açgözlülük ve zorbalıkla itham edilirdi. Fakat bu olayda ne bir kavgadan, ne zorbalıktan, ne bir haksızlıktan hiç bahsetmez. Sadece bir meselenin mantıksal tartışmasında malca varlıklı olan kişi, akılca da karşısındakinden üstün durumdadır.
FAKAT Hz. Davut’un dikkatini çeken bu toplamlar değildi, koyunların sayısıydı.
Sayı 99 + 1 Eksik
Çoğu zaman önemsizmiş gibi görünen bazı meseleler öyle bir hal alır ki akıl sınırlarını dahi zorlar. Kişi “ehil olsa dahi” bu tür olaylar karşısında ilk bakışta yanılgıya düşebilir.
Kıssada haklı çıkarılan kişiyi temsil eden rakam “99”dur. Hz. Davut aniden neyi fark etmiş olabilir? Davut’un hatası “hukuki bir hata” değil, “Sistemsel bir okuma hatasıydı”
99 sayısı bize neyi temsil ediyor? Bu sayı bize Allah’ın 99 sıfatını temsil eder. Hz.Davut üzerinden bize “ders” çıkarımlı aktarılan bu kıssada bizden beklenen tepki, tıpkı Hz. Davut gibi zekice davranmamızdır. En güzel sıfatlar Allah’ındır. Bunlardan teki dahi bir başkasına ait olamaz. Allah’ın sıfatlarından birinin bile başkasının üzerinde olması; kendi hakkını mantık ve hikmet ile alacağı anlamına gelir ve meseleyi de bize böyle resmedip öğreterek hakkını kendisine takdim etmemizi ister.
Bu konu Allah’ın “kayıp” isminin ne kadar değerli olduğunu vurgulayan, 99 koyun sahibinin zenginliğine rağmen, o tek koyunuda almasındaki üstünlüğü ile bize böyle resmedilmiştir. 99’un tekliğe (vahitliğe) ulaşması için sürüden ayrı duran o tek koyunun da 99’a katılıp +1= 100 mümkün olur. İşte Hz. Davut bu olayın gerçek mahiyetini anlayınca “zekasının sınandığını” fark edip hemen tövbe edip af dilemiştir.
Tıpkı Hz. Davud’un kıssasında olduğu gibi, Kuran’da da ’19’ mührüyle korunmuş ilahi bir düzen vardır. 99 surenin yanı sıra, Tevbe suresinin son iki ayetinde Hz. Muhammed’e atfedilen “rahim” ismi bu ’19’ düzenini bozduğunu göstermektedir. Hz. Davud’un hikayesi bize, en güzel sıfatların sadece Allah’a ait olduğunu ve bu ilahi düzene itiraz etmenin, tıpkı 99 koyunu olan adamın durumunda olduğu gibi, bir akıl ve hakikat imtihanı olduğunu gösterir.
Hz.Davud’un anladığı gibi, Rabbimizden gelen bu ilahi düzen karşısında tevazu göstermeli ve O’nun belirlediği sınırlara saygı duymalıyız. Bu kıssa, aslında Tevbe Suresinin son iki hanesi olan 128 ve 129’un ilahi düzende neden olmaması gerektiğinin yaşanılmış bir olay üzerinden sembolik bir anlatımıdır. Tevbe Suresinin başında “Besmele” olmamasının sebebi “Savaş” ayetleri içermesi değil bilakis Sureye insan eliyle Kur’an harici ekleme yapıldığı içindir. Bunu çok önceden bilen Allah bu Surenin başına Besmele koydurtmamıştır.Rahim sıfatı tamamen Allah’ındır. Hani bir söz vardır ‘Sezarın hakkı Sezara.’ Allah’ın 99 isminin 100’e tamamlanması için bu bir dersti.
Allah’ın 99 ismi tecellidir, ama 100. isim (Kayıp İsim) o tecelliyi Zat‘a bağlayan mühürdür. O isim eklendiğinde sonuç 1 (Vahit) olur. Davut bunu fark edince, olaya “ticari/hukuki” baktığı için o devasa hatasını anlayıp secdeye kapanmıştır.
100.isim Hz.Davut’un oğlu Hz.Süleyman tarafından biliniyordu. Bu sebeple Hz.Süleyman Esma’nın tamamına vakıf olduğu için büyücü peygamber olarak adlandırılımıştı.
ESMA-ÜL KİMYA: ELEMENTLERİN VAHİTLİK MÜHRÜ
Bu anlatılanlar kuru bir gürültü değil, kâinatın atomik çekirdeğine kazınmış bir dayanak noktasıdır. Allah’ın her bir Esması (Sıfatı), fiziksel dünyada KİMYANIN kendisidir. Bilim dünyasının “Periyodik Tablo” dediği o 118 elementlik liste, aslında ilahi bir “Esma Vitrini”dir ve sayısal ritimdir.
Esma vitrini ise Elment tablosunun kendisidir aynı zamanda Hurufu Mukatta dediğimiz kök kelimelerininde maddesel karşılığıdır.
Element tablosu bile kendi toplamında Allah’ın Tekliği (Vahitlik) üzerine bina edilmiş tanrısal bir ispat sunmaktadır.
Bu tablodaki 118 elementten ilk 100 tanesi sistemde aktiftir. Allah’ın o meşhur “Kayıp İsmi”, işte bu aktif olan ilk 100 elementin içinde bir yerdedir. 99+1 formülü burada da devreye girer: 99 tecelli, 1 mutlak mühür.
ŞİMDİ SORUYORUM:
Bu 100 aktif elementten hangisi Allah’ın o “Kayıp İsmi”ni karşılamaktadır? Ve bu gizemli 100. isim, 100 esmalık o muazzam vitrinde tam olarak nerede durmaktadır?
O ismi bilen, Hz. Süleyman gibi maddeye hükmeder. O ismi bulan, 99’luk çokluktan kurtulup 1’lik (Vahitlik) makamına yükselir. Birliğe uyarsan seni yüceltir.
PEKİ O EKSİK İSİM NE?
Allah her şeyi sayılarla hesap etmiştir. kuran19.org başarılar diler…
Bu kıssa ile ilgili çok yakın zamanda işittiğim bir yorumun çok akla yatkın olduğunu farkettiğim için paylaşmayı borç bilirim, kıssa da 2 davalının neden duvarları tırmanıp Davud’un karşısına çıkarak onu korkuttuğu düşünülmeli,demekki normal yollardan kendisine ulaşmamışlar!!! Davud’un sınandığını anlayıp secdeye kapanması ise ‘ülkede adaletsizlik öyle hale gelmişki bir kişinin malının çok olması onu haklı çıkaracak durumda ve insanlar bana ancak gizlice duvarları aşarak ulaşabiliyorlar’ işte bunu anlıyor Davud ve bağışlanma diliyor,
En doğrusunu Allah bilir , selametle
Bu kıssa ile ilgili çok yakın zamanda işittiğim bir yorumun çok akla yatkın olduğunu farkettiğim için paylaşmayı borç bilirim, kıssa da 2 davalının neden duvarları tırmanıp Davud’un karşısına çıkarak onu korkuttuğu düşünülmeli,demekki normal yollardan kendisine ulaşmamışlar!!! Davud’un sınandığını anlayıp secdeye kapanması ise ‘ülkede adaletsizlik öyle hale gelmişki bir kişinin malının çok olması onu haklı çıkaracak durumda ve insanlar bana ancak gizlice duvarları aşarak ulaşabiliyorlar’ işte bunu anlıyor Davud ve bağışlanma diliyor,
En doğrusunu Allah bilir , selametle