
_KARGA_
KOZMİK SIR VE KARGANIN ŞAHİTLİĞİ
İnsanlık tarihi, bugüne kadar antropolojinin dar koridorlarında ve ideolojik kürsülerin gölgesinde, eksik döşenmiş bir yürüyüş yolu gibi önümüze serildi. Bize anlatılan; rastlantısal mutasyonların ve coğrafi zaruretlerin şekillendirdiği, birbirinden kopuk ‘ırklar’ masalıydı. Oysa bu tozlu parkeleri söküp genetik ve teolojik bir arkeoloji başlattığımızda, manzara sarsıcı bir netliğe kavuşmaktadır: İlahi kalıtsallık!
Yeryüzünde kabul edilmiş görünüşte dört ana ırk (operatör/soy) mevcuttur; fakat bu morfolojik çeşitliliğin altında, kadim bir ‘ikili kod’ (binary system) çalışmaktadır. Âdem’den sonra insanlık, Âdem’in iki oğlunun kendi içindeki çekişmesinden başlayan o büyük ayrışmanın sebep olduğu genetik ve içgüdüsel bir ayrışmanın izlerini taşımaktadır. Günümüz insan davranışı “ırksal kavga” Habil ve Kabil çekişmesinin güncellenmiş ara yüzlerinden ibarettir.
Bu metin; karganın Kabil’e fısıldadığı o ilk ‘saklama’ protokolünden, Uzak Doğu (Asya halkları) ve Amerika yerlilerinin çekik gözlerinde mühürlenen karga rehberliğine; Habil’in ‘el kaldırmayan’ vakur direnişin, cinayetinin aydınlatılmasına uzanan bir Kozmik Adli Tıp Raporudur. Bu açıdan bir ilk olma özelliği taşıyan bu yazı ilk cinayet vakasını aydınlatan kozmik cinayet raporudur.
Üzerinden binlerce senede geçse hiçbir şey gizli kalamaz.
Genetik frekansını takip ederek; tarihin yanlış döşenmiş parkelerini yerli yerine koymaya, karganın gagasında taşıdığı o karanlık sırrı aydınlatmaya hazır mısınız?
Zira yol artık temizlendi, simetri sağlandı ve kozmik anahtar 95.114 (102030405006 / 19 <- anlamak için tıklayın) Master Kodu ile hakikatin üzerindeki o kadim perde aralandı. Not: Bu sayısal ifade, hakikatin matematiksel omurgasını merak edenler içindir; “Sonra bakarım” diyenler? Biz bu omurganın can verdiği ‘Büyük Hikâye’ ile yolumuza devam edelim.
Habil ve Kabil cinayetini “Onlara Âdem’in iki oğlunun gerçek hikâyesini anlat” ayetini “bilinçli halde” okuduğum ilk andan beri düşünürüm. Bu düşünce yolculuğu abartmadan söyleyebilirim ki tahmini on seneye yayılan bir düşünce yolculuğudur.
Ne zamanki düzenli ardışık sayının (102030405006) son dört rakamını garipseyip “neden sende çift sıfır var?” diyerek 5006 sayısını 19 ile çarpıp o büyük operatör sayısını görene kadar… O saat vakit 03:30’u gösterirken herşey açığa çıktı.
Daha önce Ruh’un Master kodu olarak tanımladığım”38.114” sayısını elde ettiğimde beynimde inanılmaz bir bilgi akışı oldu. Birçok konuyu tamda bu kodu elde ettikten sonra yazdım. Fakat Habil ve Kabil kıssası 38.114 formülünden daha büyük Kozmik bir reçeteye ihtiyaç duyuyormuş. Bu kısmı neden anlattım?:
Kozmik sistem sayılar üzerine kodlanmıştır. İnsan ise kozmosun yaratığıdır. Kozmosa ait ne kadar şifre elde edersek o kadar bilgiye erişim izni alırız. Bu benim uydurduğum bir şey değil! Bu salt gerçek. Rabbimizin “her şeyi sayı ile kodlamış” olması gerçeği, boşuna söylenmiş bir söz değildir. Sırları çözmek istiyorsanız sayıları esas alacaksınız. Söz, bir şeyi ‘anlatır’; Kod ise o şeyi hem ‘oldurur’ hem ‘doldurur’.
Bismillahirrahmanirrahim. Besleyen ve Koruyan Allah’ın adıyla.
Karganın şahitliği… Kur’an bize bize 5.Maide Suresinin 27 ve 31 ayetleri arasında Habil ile Kabil’in hikâyesini 5 ayette anlatır. Ayetleri okuyalım:
27.AYET: “Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen), ‘Seni mutlaka öldüreceğim’ demişti. Öteki ise, ‘Allah ancak muttakilerden (takva sahiplerinden) kabul eder’ demişti.”
28.AYET: “Andolsun ki sen, beni öldürmek için elini bana uzatsan da, ben seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim. Ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.”
29.AYET: “Ben istiyorum ki, sen hem benim günahımı hem de kendi günahını yüklenip ateş halkından olasın. İşte zalimlerin cezası budur.”
30.AYET: “Nefsi onu kardeşini öldürmeye itti ve onu öldürdü; böylece hüsrana uğrayanlardan oldu.”
31.AYET: “Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini (saklayacağını) ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Kabil) ‘Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten (saklamaktan) aciz mi kaldım?’ dedi de pişman olanlardan oldu.”
Tüm hikâye bu. Eldeki bu hikâyeye sadık kalarak yapacağım iz sürme (detektiflik) ilk ayetteki “gerçek olarak oku” emri üzerinden “gerçeklikler” üzerine olacaktır.
Peki, nereden başlamalı? Habil’i ve Kabil’i ne tanırız ne biliriz. Kabil’i bulup kendisini sorguya da çekemeyiz. Ama ilk ayet buz gibi gerçek bir ifade takınıyor! Kabil’in bu çağdaki yokluğunda nasıl olur da “gerçek olarak oku” desin?
Ortada bir cinayet anlatısı var ama ne maktul (kurban) nede katil yaşamıyor ve üzerinden milyon sene geçmiş durumda. Durum buysa bu cinayeti hangi gerçeklikler üzerine okuyup anlatabiliriz? Öyleyse odak noktamız ne Habil olmalıydı ne de Kabil.
Tamda böyle çıkmazlardayken Kozmik Kod elime geçti. Sonra düşüncelerimde ki gölgeler ve gözlerimdeki perdeler birden kalkıverdi. Kabil toprak olup öldü ama arkasında o cinayeti deşifre edecek sağlam bir delil bıraktı. “KARGA” Mesaj karganın üzerinde!
Allah o karga ile Kabile bir şey öğretti ama aynı karga ile bana da cinayeti çözdürdü. Anladım ki odak noktam kişiler değil karga olmalıydı. Karganın izini sürdüm sonra bunun üzerine tüm cinayet mahalli aydınlandı.
Habil’i “Çekik Gözlüler” öldürmüştü.
Karga tüm “Uzak Doğu Asya” halklarında bir rehber “öğretici” olarak kabul edilir. Dahası karga onların nezdinde kutsal bir totemdir.
ASYA HALKLARNDA KARGA:
1) JAPONYA: YATAGARASU (ÜÇAYAKLI KOZMİK KARGA)

Japon mitolojisinin ve Şintoizm’in en güçlü sembollerinden biri Yatagarasu’dur.
Vazifesi: İlk İmparator Jimmu’ya karanlık yollarda rehberlik eden, göklerden gelen ilahi bir rehberdir.
Üç Ayak Meselesi: Bu üçayak; Gök(Allah), Yer(Mezar) ve İnsan(Kabil) arasındaki ilişiği temsil eder.
Bağlantı: Maide 31’deki karganın Kabil’e “yol göstermesi” ile Yatagarasu’nun imparatora “rehberlik etmesi” aynı frekanstır. Çekik gözlüler, kargaya bakınca “eşeleyen bir hoca” görürler.
2) ÇİN: SANZUWU (ÜÇAYAKLI KOZMİK GÜNEŞ KARGASI)

Antik Çin inanışında karga, Güneş’in (Göksel varlık) içinde yaşayan bir varlıktır.
Sayısal İmza: Eskiden gökyüzünde 10 tane güneş (10 karga) olduğuna ve bunların dünyayı yaktığına, sonra bir kahramanın 9’unu vurup sadece 1’ini bıraktığına inanılır. 1 ve 9 (19 sayısal imza)
Anlamı: Karga, enerjinin merkezindeki operatördür. Çinliler, kargayı “ışığın taşıyıcısı” (Fikir veren) olarak selamlar.
3) KORE: SAMJOK-O (ÜÇAYAKLI KOZMİK KARGA)

Kore’nin kadim Goguryeo krallığında karga, ejderhadan bile daha güçlü kabul edilirdi. Onlara göre karga, Güneş’in ve Ateş’in sembolüdür.
Kozmik Bakış: Onlar için karga, yerin altındaki (mezar/toprak) ile göğün üstündeki (ışık) arasındaki köprüdür. Maide 31’deki “yeri eşeleme” eylemi, onlar için toprağın altına gömülen “ruhsal verinin” korunmasıdır (saklanması/ gizlenmesidir.)
4) MOĞOLLAR: Moğol Şamanizminde “Kılavuz” Karga
Moğol şamanları (Kamlar), kargayı öteki dünya ile bu dünya (ölüm ve yaşam) arasında gizli bilgileri taşıyıp öğreten bir varlık olarak görürler.
Bağlantı: Maide 31’de karga, Kabil’e bilmediği bir şeyi (gömme/saklama işlemini) öğretmişti. Moğollarda da karga, şamanlara ayin esnasında yol gösteren (öğretici) bir varlıktır.
“Sırdaş” ve “Casus” Karga Cengiz Han döneminden beri Moğol kültüründe karganın, olan biten her şeyi görüp gizlice izlediğine inanılır.
Bağlantı: Kabil’in cinayet sırrına şahitlik eden tek varlık kargaydı. Moğollar, kargaya duydukları bu çekince ve saygıyla, aslında o kadim “şahitlik” protokolünü bilinçaltlarında yaşatırlar.
5) KIZILDERİLİLER: “RAVEN” (Karga/Kuzgun): Dünyayı Şekillendiren Operatör

Kuzey Amerika yerlilerinde (özellikle Haida ve Tlingit kabilelerinde) Karga, dünyayı karanlıktan kurtaran ve insanlara “nasıl yaşanacağını” öğreten varlıktır.
Bağlantı: Maide 31’de Kabil’e “nasıl gömüleceğini” (yaşamın ve ölümün bir sırrını) öğreten karga, Kızılderili mitlerinde de insanlığa rehberlik eden Kozmik Öğretmendir.
İstinisnasız tüm Çekik Gözlülerde karga bir totemdir ve saygı duyulur.
6) TÜRKLER: Uğursuz Karga; “Kılavuzu karga olanın burnu pislikten çıkmaz” (Türk Atasözü)
Karga Türk tarihinde tarihin hiçbir döneminde üstte sayılan milletler gibi bir totem olmamış aksine uğursuz kabul edilmiştir. Bu sabit duruş toplumsal bir davranışta kendini şöyle gösterir. ‘Bizden Bir Şey Çalma ve Saklama’: Bu davranış Kabil’in kargadan öğrendiği o ‘gömme/saklama’ tutumuna karşı içsel bir duruştur.
Türk insanı bilinçaltında kargaya şunu söyler: ‘Senin Kabil ile yaptığın o gizli sözleşmeyi biliyorum. Bizden bir hakikati alıp toprağa/karanlığa gömmene izin vermiyorum.‘ Türkler kargaya karşı çok farklı ve sarsıcı bir duruş sergiler. Türk kültüründe karga bir totem değildir; aksine, o ilk cinayetin ve ‘saklama’ eyleminin karanlık şahidi olarak mesafeli durulan bir **’Gizem’**dir.
Türkler yerleşkelerinin yakınında bir karga ötüşünü duysa aklına gelen ilk şey uğursuzluktur. Türk atasal genetiğinde karga yine bir şeyler karıştırıyor hissini taşır.
Özetle: Âdem’in iki oğlunun gerçek hikâyesinin aktörlerinden ilk kanı akıtıp katil olan Kabil “Çekik gözlülerdir” İlk kurban olan Habil ise “kısık” gözlü olan Türklerdir.

Coğrafik kanıt! Orta Asya’nın kadim türü olan Türkler ve Doğu Asya’nın kadim türü olan Çekik gözlüler binlerce senedir aynı coğrafyayı paylaşır. Tıpkı bir evin odasını paylaşan iki zıt kardeş gibi.
Hz. Âdem’in ilk Türk beyi olduğunu ÂDEM DEMLENİRKEN adlı yazıdan okuyabilirsiniz. Spoiler: Tümden bir insanlığın ve yaratımın 80 küsur milyonluk arşividir. Size şu anda sunulan Habil Kabil yazısının temeli de yine “gerçeklikler” üzerinedir.
Karga Kabil’e yardım etti ama Kabil’e yardım eden Karga bize de işin temelini anlamamız için harika bir örnek teşkil etti. Kısacası karga Kabil’i sattı.
İSİMLER SORUNU: BİR “RAR” DEŞİFRESİ (Habil ve Kabil)
Genel kabule göre Habil ve Kabil isimleri Kur’an’da geçmez. Bence tam aksine, sistemin tam göbeğinde, sarsılmaz birer mühür gibi açıkça geçer! Peki, bu nasıl mümkündür?
Kur’an, tek boyutlu bir metin değil; her bir kelimesi “Evrensel Bir İşlemci” için tasarlanmış çok katmanlı bir yapıdır. Bu yapı; Lafzi Anlam (Dış Yüzey), Fonetik Titreşim (Frekans) ve Sayısal Kod (Çekirdek Veri) olmak üzere 3 temel sütun üzerine inşa edilmiştir. İşte “Tüm denizler mürekkep, ormanlar kalem olsa bitmez” denilen o uçsuz bucaksız ilim, bu katmanların arasındaki **”Çoğul Geometri”**de gizlidir. Kur’an, tabiri caizse ilahi bir “RAR” dosyasıdır; her bir harfin oluşturduğu sözcükler, üç katmanla açılmayı bekleyen devasa veri paketlerini barındırır.
Bu bakış açısıyla Maide 27. ayeti “dekompres” ettiğimizde (açtığımızda), karşımıza çıkan tablo şudur:
Ayette geçen “bil-Hakk-i” (Hak ile) ifadesinin fonetik başlangıcındaki “bilHA”, ruhsal frekansın temsilcisi olan HA-bil ismini kelimenin ruhuna üfler. Öte tarafta, sistemin reddettiği sunuyu anlatan “ve-lem yutekabbel” (kabul edilmedi) ifadesindeki o meşhur K-B-L kökü, eylemin tam içinde faili, yani Kabil’i yankılatır.
Sistem, Habil’i “Hak” (Gerçeklik/doğruluk) katmanına, Kabil’i ise “Reddedilen Eylem” (Hata Kodu) katmanına isimleriyle bizzat mühürlemiştir. Kur’an’da isimlerin geçmediğini sananlar, sadece kapaktaki başlığa bakanlardır; oysa biz, 95.114 Master Kodu ile bu RAR dosyasının içindeki o ebedi kimliklere ulaşıyoruz.
BU DOĞRU BAKIŞ AÇISI İLE İSİMLERİN KODLARINA BAKALIM.
Habil ve Kabil isminin sayısal (ebced) değerleri şaşırtıcıdır.
HABİL: He (هـ): 5 Elif (ا): 1 Be (ب): 2 Ya (ي): 10 Lam (ل): 30
Habil= 48
KABİL: Kaf (ق): 100 Elif (ا): 1 Be (ب): 2 Ya (ي): 10 Lam (ل): 30
Kabil= 143
“Habil 48” “Kabil 143” (48+143= 191) İçeriden ve dışarıdan 19’dur. İki Zıt Kutup, İki Zıt Kardeş, İki Zıt Millet!
Şimdi haritalara 48,143 yazıp Habil ve Kabil ismine kodlanan sayısal mührün nasıl da EN DOĞU ASYANIN KOORDİNATINI VERDİĞİNİ GÖRÜNÜZ.

O KOORDİNAT KADİM TARİHTE AMERİKA KITASINA GEÇİŞ ROTASIYDI.
Şimdi dikkatle izleyin: Kabil Habil’i öldürdü ve hayatından çıkarttı. Bizde aynını yapalım Kabil’den Habil’i çıkartalım. Kabil’in 143’ünden Habil’n 48’ini çıkartırsak güçlü bir 19 çarpanıyla karşılaşırız. 143-48=95 “5×19” 95 sayısı Kozmik Kodun 95.114 ilk basamağıdır.
Allah sizce Kabil’i neden 95 sayısı ile mühürlemiş dersiniz? Tabiki deşifre etmemiz için. Unutmamalı! Aklınıza gelecek her şeyi sayılarla hesap ettiğini söyleyen Allah, Kur’an’ıda o her şeye denk gelecek biçimde tasarım etmiştir. Senaryo ve Sahne dengesi…
95 sayısının Doğu Asya’nın en kadim ülkesi olan Çin İmparatorluğu etkileşimi:
Çin kültüründe ve imparatorluk geleneğinde bu iki sayı yanyana geldiğinde buna “Jiu Wu Zhi Zun” (九五之尊) denir. Anlamı ise şudur:
“DOKUZ VE BEŞİN ONURU” (İMPARATORLUK MÜHRÜ)
Çin efsanelerine ve kadim devlet felsefesine göre 9 ve 5 sayıları sıradan rakamlar değildir; bunlar İmparatorun (Kabil hattının zirvesi) göksel yetkisini simgeler:
Sayıların Efendisi (95): Çinlilere göre 95 en kutsal sayılardır. “Dokuz” en yüksek tek haneli sayı (Yang – Eril/Gök), “Beş” ise merkezdeki sayıdır (Beş Element: Tahta, Ateş, Toprak, Metal, Su). Bu ikisinin birleşimi olan 95, Çin’de doğrudan “İmparatorluk Makamı” demektir. Eskiden Çin İmparatoru’na doğrudan “95’in Onuru” denirdi.
Yasak Şehir Deşifresi: İmparatorun yaşadığı o meşhur Yasak Şehir’de (Forbidden City), ana kapıların ve binaların dizilimi bu sayı üzerine kuruludur. Örneğin, Tiananmen Kapısı 9 bölmeli ve 5 girişi olacak şekilde tasarlanmıştır. Kabil’in ülkesi ya da bölgesi sayılarla da ortaya konmuştur.
Habil’in 48’i. 4+8=12 “12×19=228 228’i iki operatör (iki oğul sayısı) sayısına bölersek sonuç: ne 113’tür nede 115. 228/2=114 Elde var “95.114”
İlahi adalet: Kızıl derililer Asya üzerinden Amerika kıtasına fi tarihinde belki kaçmış belki göç etmiş. Ama asla saklanamamış. Sanki Allah onlara ceberut bir milleti (günümüzde Amerikalı denen İngiliz ve Alman asıllıları)onlara musallat etmiş de neredeyse kökünü kazıtmış. Bu yanda ise biz Türkleri Doğu Asyalılara karşı sürekli savaştırmış ve milyarlarcasını öldürtmüş. Bence bu kozmik adalettir…
İnsancıl düşünürsek elbette ki katliamları savunmuyorum. Ama ya Allah öyle istemişse insanın istediğinin ne önemi var? “Hoşunuza gitmesede savaş üzerinize yazıldı” (2:216)
Bu durumu açıklayan en net karşılık Enam Suresi, 65′tir. Bu ayet, sistemin operatörleri (soylarını) birbirine nasıl “kırdırdığını” açıklar:
“…Yahut sizi fırkalara ayırıp birbirinize (savaşın) şiddetini tattırmaya gücü yetendir. Bak, anlasınlar diye ayetleri nasıl çeşit çeşit açıklıyoruz?
Bakara Suresi, 251. AYET (İlgili Bölüm)
“…Eğer Allah’ın, insanların bir kısmını diğer bir kısmıyla savıp-defetmesi (kırdırtması/engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı. Fakat Allah, âlemlere karşı büyük lütuf sahibidir.”
KARGANIN EŞELEDİĞİ YERDEN HAKİKATE
“İnsanlık, milyonlarca yıldır kendi yüzüne yabancı bir aynada bakarak yürüdü. Bize ‘evrimsel tesadüf’ diye anlatılan her şey, aslında Maide Suresi’nde mühürlenen o kadim cinayetin biyolojik izlerinden ibaretti.
Bugün, 95.114 anahtarıyla kapısını araladığımız bu hakikat bize şunu fısıldıyor:
Kabil’in kargadan öğrendiği ‘saklama’ protokolü, bugün Doğu’nun çekik gözlerinde bir yazılım olarak çalışmaya devam ediyor; Habil’in ‘kurban edilen’ ama ‘el kaldırmayan’ vakarı ise Türklerin o kısık ama adalet arayan bakışında hala yaşıyor. Ancak asıl gerçek şudur; yeryüzü, bu iki zıt kardeşin birbirini dengeleyen savaşı sayesinde fesada boğulmaktan kurtulmuştur.
Bu yazı, ne bir ırkın üstünlüğü ne de bir başkasının yerilmesidir. Bu yazı; karganın toprağı eşelediği o günden beri gömülü kalan ‘insanlık dosyasının’ ilk kez bir Adli Tıp titizliğiyle açılmasıdır.
Şimdi aynaya bir daha bakın. Göz kapaklarınızdaki o ince kıvrımda, teninizdeki o pürüzsüzlükte veya kıllı dokuda, elinizi kaldırmadığınız o vakur duruşta aslında kimin mirasını taşıdığınızı göreceksiniz.
Karganın şahitliği kabul edildi. Katil deşifre edildi ve dosya beklemeye alındı!
ALLAH HER ŞEYİ SAYI İLE KODLAYIP İMAR ETMİŞTİR. 72_28
Allah, **mesajını** koyacağı yeri bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir rezillik ve yaptıkları hileye karşı çetin bir azab erişecektir. 6_124
“Hiç bir veri kaybolmaz. Aldığın nefes bile…”
(Dabbet – ÜL ARD)
“Zihnet Metin”
Bu konu kuran19.org sitesine aittir. Tüm insanlığa bilgi hediyesidir.






[…] 17- HABİL KABİL MESELESİ TARİHİN İLK CİNAYETİNİN AYDINLATILMASI […]