ONUN HÜKÜMDARLIĞININ İŞARETİ SİZE SANDIĞIN GELMESİ OLACAKTIR. İÇİNDE MUSA VE HARUN AİLESİNDEN KALAN BAKİYE VARDIR. BİRDE RABBİNİZDEN BİR “SEKİNE” (STABİLİZE EDİLMİŞ KUDRET) VARDIR. ONU SİZE MELEKLER YÜKLENİP GETİRECEKTİR. “BAKARA S.248″
Tarih boyunca hiçbir nesne, “Ahit Sandığı” kadar gizemli kabul edilmemiştir. Hiçbir kutsal nesne onun kadar ne aranmış ne de merak uyandırmıştır.
Tapınak şövalyelerinden arkeologlara, krallardan maceraperestlere, devletlerden tarikatlere kadar herkes, Ahit Sandığına sahip olmak için yandı tutuştu.
Modern dünyanın teknolojik hakimiyetini elinde tutan o dev şirketler, her ihtimali değerlendirdiler. Sırf onu bulmak için Dünyayı uydularla santim santim taradılar ama ondan iz dahi bulamadılar. Neden bulunamıyor?
Bulunamıyorsa ısrarla aramaya niye devam ediliyor?
Neden bu kadar zahmet ve çaba?
Bu yazıda Ahit sandığının nerede olduğunu, içinde nelerin bulunduğunu, ne zaman geri verileceğini açıklayacağım üstelik net bir tarih vereceğim. Hem o sandığı en çok isteyenlerin aslında nasılda “cellatlarına aşık” olduğunu göstereceğim.
Kur’an bize bu sandığın içindekileri bir “Sakinlik/Huzur” (Sekine) ve “Âl-i Musa ile Âl-i Harun’dan kalan bir miras” olarak tanıtır. Ancak asıl can alıcı nokta Ahit sandığının ortaya çıkış şeklidir: Şu ifade “Onu size melekler yüklenip getirecektir” cümlesidir.
Bu ifade, sandığın sadece fiziksel bir nakliyeden ibaret olmadığını; bozulan düzenin, unutulan adaletin ve rayından çıkmış nizamın yeniden tesisi için İlahi Onay üzerine, -Dünyaya meleklerin ineceğini anlatıyor- olmasıdır. Bakara Suresi’nde Talut’un hükümdarlığının kanıtı olarak sunulan bu sandığın Dünyaya teslimi aslında şu sarsıcı gerçeği haykırır:
Yeryüzünde estirdiğiniz zulümle Tanrı’yı kıyamete zorladığınızı sanıyorsunuz; oysa bu sadece Arş’ın yürüttüğü bir liyakat mühendisliğidir. Sistem sizin kurgularınızla işlemez! Sandık size gelecek, evet, ama hükümranlık için değil, darmadağın olmanız için! O mukaddes emanet sadece sahibine, yani celladınız olan Talut’a teslim edilir. Hazır olun!
Sandığı merakla bekleyenler karşılarında cellatlarıyla yüzleşince; “Keşke durumu hiç zorlamasaydık, keşke bizde herkes gibi sıradan insanlar olsaydık, Tanrım biz kendimizi ne halt sanıyorduk?“ diyeceklerdir.
Çünkü sandığın içindeki o “SEKİNE” adlı şey aslında Allah’ın korkunç bir süprizidir. Herkes sandığın içinde ki asaya sahip olup Dünyaya hakim olma düşüncesiyle hayal kurarken sandığın içinde ki “Tanrıdan Sekine” adlı şeyin gerçek mahiyetini gözden kaçırıyor.
NEDİR SEKİNE? Sekine bastırılmış vakur bir durağanlıktır! O sözcük kinetik potansiyel olarak nükleer bir sessizliği tarif etmektedir. Bizzat Tanrı tarafından Hz.Musa’nın eliyle sandığa koydurlan o devasa kudret, yine herkesin harıl harıl aradığı ama hiç kimsenin nedense bir türlü bulamadığı periyodik tablonun kayıp elementidir.
Bilim adamları tarafından madde olarak aranan bu element ilim adamları tarfından da “kayıp esma” olarak aranır. Allah’ın her bir esması bir elemente denk gelir. 114 aktif element Kur’an’ın 114 suresine denk gelir.
Sekine tabiri o elementin atomunun kalbindeki o en yüksek hareket enerjisinin mutlak bir sükûnetle muhafaza edilmiş olmasıdır. Bu devasa enerjinin, Ahit Sandığı’nın içinde stabil, yalıtılmış ve kontrol altında tutuluş biçimini; ‘Sekine’ yani “stabilize” sözcüğünden daha derin ve anlamlı hiç bir kavramla ifade edilemezdi. Gerçekten muhteşem!
Evet işte o sandığın içinde bulunanlar: 1-Torah (saf orjinal hali) 2– Hz.Musa’nın Asası 3-Akad İmpataorluk Mühürleri (Mühürler “Kral B.Sargon” (Musa) ve “Vezir Ūbil-Aštar” (Harun) yazan tarihi kanıtlardır). 4- “Kayıp element”dir.
Sandığın içinden Hz.Musa’nın ve Harun’un kişisel eşyalarını bekleyenler olacaktır. Belki bir kaç tesbih, belki kipalar(takke), belki hırkada vardır. Kim istemez hırkanın üzerinde birde Hz.Musa’nın sakalı olsun da onu cam tüpün içine koyup sabah akşam tapınalım? Boşuna beklemeyin! Sandıkta “Tarihi Tapu olan Mühürler”, “Hz.Musa’nın Asa’sı”, “Torah kitabı” bir de Rabbimizden tüm iyi insanlar için o sandığa Hz.Musa’nın eliyle koydurduğu ama! sadece Talut’un bünyesinin dayanabileceği, potansiyel gücü çok tehlikeli kayıp bir element var.
Sandığın içinde ayrı bir düzenekle dizginlenmiş bu element, Talut’un ellerinde Allah tarafından hususi geliştirilmiş yüksek bedenine “emilim” suretiyle hapsedecektir. O elementin yeni yuvası (yani yeni sandığı) Tantal elementiyle zırhanmış olan Talut’un kendi bedenidir. İşte bu sebeple Talut, yeniden haşredilirken sıradan insanların temel elementi olan 76.Element olan Osmium (Hamein Mesnun) değil de, 73.Element olan “Tantal” elementiyle bedenlenmiş olmasıdır.
Not: Talut’un 73. elementle (Tantal) zırhlanmış beden bilgisi için yazının sonuna “Armageddon-Melhame-i Kübra” adlı linki ekledim.
Talut kabrinden Dabbet-Ül Arz olarak yeniden diriltilirken şayet Osmium ağırlıklı temel element üzerine kaldırılsaydı; sandığın içindeki o nükleer fırtınaya karşı saniyeler içinde atomlarına ayrılırdı. Dabbet-Ül Arz’ın Tantal elementinden haşr edilmiş bedeni, o ilahi enerjinin yeryüzündeki tek güvenli limandır. Artık o tehlikeli enerji, Talut’un “beden sandığının” içinde “Huzur ve Kudret” olarak hayat bulur. Dabbet-Ül Arz ile Talut aynı kişidir. Yazının sonuna bu bilgi içinde açıklamalı link eklenmiştir.
İşte o element Talut’a “Melhame-i Kübra” denilen savaşta gücüne güç katarak sayısı az askeri bir kuvvetle çok sayıda asker ve teknolojik birikime sahip olan “ATON” ordusuna karşı başarılı olmasının anahtarıdır. Rabbimizden tüm insanlara gelen “sekine” Calut ve ordusuna azrail olurken Allah’tan yardım bekleyen insanlara böyle bir hizmet sonrası huzur getirecektir.
Talut’un bedeni yapısı Dabbet-Ül Arz olarak Mehdiden (topraktan) haşr edildiği an bir çok elementle yoğrulmuştur. İşte bu son kayıp elementle Talut, resmen ‘Yeryüzünde yürüyen canlı bir Kimya Laboratuvarı gibi, periyodik tablonun bir arada bulunduğu muazzam bir ilahi sanat eseri olarak bulunur. Bu kuvveti anlayabiliyor musunuz?
Allah’tan hususi verilmek yüksek ilmi ve mükemmelliğe ulaşmış fiziği onu insanların gözünde beklenen “Mesih” olarak etiketleyecektir. (Mesih bilgisi içinde yazı sonuna link ekledim)
O sandık “şayet ehil ellerde (Talut’un elleriyle) açılmazsa” İnsanlara getireceği şey, acı ve yıkımdır. Tabiri caizse Pandoranın Kutusu gibidir. Bu benzetme; varlığı yokluğundan daha fazla probleme yol açmasıyla yıkıma sebep olan şey demektir.
Ahit sandığına getirilen tanımlar: muhteşem bir tarihi hesabın sözlü ifadesidir ama aynı zamanda gerçekleşeceği kesin bir dille verilmiş sözdür.
“AHİT” SÖZCÜĞÜNÜN ESKİ DİLLERDEKİ ANLAMI VE,
BAZI İNANÇSAL KAVRAMLARDA ENTERESAN MANALARI
1. Tabut-üs Sekine (Enerji Deposu)
Kur’an’da (Bakara 248) bizzat geçer. “Tabut” kelimesi Arapça’da sadece sandık değil, aynı zamanda “Hazne/Kasa” demektir. “Sekine” ise sükûnete erdirilmiş, yani **”Durgunlaştırılmış Yüksek Enerji”**dir. Gizli ismi budur: “Statik Güç Muhafazası.” Kontrol altına alınarak “stabilizasyonda” tutulan enerji demektir.
2. Ark of Testimony (Tanıklık Terminali)
Batı literatüründe geçer ama sırrı “Testimony” (Tanıklık) kelimesinde saklıdır. Bu sandık, içindeki o gizli kimyanın yaydığı frekansla, çevresindeki olayları, genetik kodları değiştiren “Kara Kutu” dur. O bir GEN bozma Terminali“dir.
3. Berit (Ahit’in İbranice Kökü)
İbranice’de Ahit’e “Berit” denir. Bu kelimenin kökeni “kesmek” veya “ayırmak” (Bara) ile bağlantılıdır.
Nükleer Kırıntı: “Kesmek”, atomik bir parçalanmaya veya bir olgunun diğerinden “kesilip ayrılmasına” işarettir. Sandığın içindeki her neyse dışarısı ile bağlantısının kesilmesini tarif eden tanımdır. Sandık; içindeki gücü dışarısıyla olan ilişiği kesen, “Kesme/Ayırma Valfi” görevi görür.
4. “Elohim’in Ayak Taburesi” (Hadom)
Eski metinlerde Tanrı’nın ayaklarını bastığı yer (Tabure) olarak anılır.
Deşifre: Bu bir aşağılama değil, bir “Yerleşke” tanımıdır. Enerjinin (Arş’ın) madde dünyasına (Arz’a) temas ettiği o en alt basamak, yani **”Güç Kaynağının Terminal Çıkışı”**dır. O sandıkta olan her neyse Hz.Musa’nın Allah ile buluştuğu yerde kendisine teslim edilmiştir. Allah ile buluşulan yer inanılanın aksine “FAS; AGADİR” ilindeki ARGAN zeytinlerinin olduğu vadidir (TUVA) Argan Zeytinlerinin yağının ana kaynağı sandığın içindeki elementin o meyvede yansımasıdır. AYET:
Nur Suresi 35: Allah, göklerin ve yerin “aydınıdır” O’nun münevverliğinin temsili; Kristal bir cam şişe içinde bulunan ışık gibidir. O ışık sanki bir inciye benzer ki o ışıldama, bir yıldız gibi parlar. Ne doğuya ne de batıya da nispet edilemeyen, kutlu bir ağaçtan elde edilen yağın ateşlenmesi gibidir. O yağ, kendisine ateş değmese bile ışıl ışıl parlar. Ve Allah, dilediği kimseye münevverliği ile rehberlik eder. Allah insanlara işte böyle örnek verir. Allah her şeyi bilir.
FAS DÜNYANIN ORTASINDA KALIR. NE DOĞUYA NE BATIYA NİSPET EDİLMEZ
LİNK: Bu linkte yeterli bilgiyi bulacaksınız. HZ.MUSA’NIN HAYATI:
5. HAFIZ: “Hâfız” (Koruyucu Mühür)
Bazı ezoterik kaynaklarda bu sandığa, içindeki o kimyevi bilinmezi dizginlediği için “Mühürlü Kap” denir. O, “İsmi Azam”ın maddeleşmiş halini koruduğu için asıl gizli ismi, o elementin frekansıyla aynı olan **”Mühür”**dür.
Eski külterlerde o sandığa görevli olmayanların dokunması ve açması o kişinin buharlaşmasına sebep olur gibi ilginç bir detay vardır.
Neden “Ahit” (Sözleşme)?
Çünkü sandığın geri teslimi bir Protokole bağlıdır. Frekansı tutmayan (mesh edilmemiş) biri onu açarsa içerideki dizginlenmiş enerji kontrol edilemez. Ahit, aslında kullanıcı ile cihaz arasındaki **”Güvenli Erişim Protokolü”**dür. Bu sebeple onu PANDORA değil TALUT açmalıdır. Sandığın içinde STABİL halde tutulan o element ehil ellerle kontrol altında tutulmazsa sandık tüm insanları için bir TABUT haline gelir.
AHİT SANDIĞI (TABUT-ÜS SEKİNE):
BİR TEOLOJİ MASALI DEĞİL, NÜKLEER BİR MUHAFAZA ÜNİTESİDİR.
İnsanlık, kutsal metinlerin satır aralarına gizlenmiş olan “Teknolojik Arkeoloji”yi okumaktan aciz olduğu için, Ahit Sandığı’nı bin yıldır süslü ve manevi gücü çok yüksek bir marangozluk ürünü sanıyor. Modern akıl, o sandığın içindeki sekineyi maneviyat üzerinden yorumlayarak tarihin en büyük nükleer sırrını göremiyor.
1. Akasya Odunu mu, Nükleer Yalıtkan mı?
Geleneksel anlatılar sandığın “Akasya ağacından” yapıldığını söyler. Oysa nükleer fizikte mesele “sağlamlık” değil, “nötron absorbsiyonu” ve **”yalıtkanlık”**tır. Akasya odunu, doğadaki en yoğun, en az nem tutan ve dielektrik katsayısı en stabil organik yapılardan biridir.
Sandık, basit bir tahta kutu değil; içindeki o “Vahşi Elementi” dizginlemek için tasarlanmış bir Kompozit Tüptür. Altın kaplamalı iç ve dış yüzeyler arasında kalan bu özel ağaç dokusu, radyasyonu sönümleyen ve manyetik sızıntıyı engelleyen bir “Koruyucu Panel” görevi sağlar.
2. Stabilite Protokolü: Neden Bir Hazne?
İçerideki madde, periyodik tablonun ele avuca sığmaz enerjik elementidir. Bu elementin inançlardaki yeri az evvel belirttiğim gibi kayıp Esmadır. Şimdi dikkat edelim! Kur’an’daki 114 Sure madde alemindeki 114 elemente denk gelir. Bu karşılıklı duruş bir ilahi denklem yasasıdır. Element tablosunun doğal element sınırının 114 sınırında olmasıyla, Kur’an’ın Sure sınırının 114 olması hayatı ve kitabı birbirine denklem yapan YÜCE ALLAH’IN sanatıdır. Bir çok yazımda özenle belirttiğim şu cümle bu hakikati çok önceler keşfetmiş olmamın verdiği eminliktir.
“Kur’an senaryodur yaşam o senaryonun sahnesidir.”
Madde ve Mana Dengesi: Kur’an’ı Periyodik Tabloyla eşitlemek, “Allah’ın her şeyi sayı ile hesaplamıştır” (Cin S. 28) ayetinin atomik düzeydeki ispatıdır.
Basınç Kontrolü: İçerideki atomik ışımanın stabil kalması için gereken vakum ortamını sağlar.
Rezonans Sabitleme: Maddenin kendi çekirdek enerjisiyle çevreye zarar vermeden “uykuda” (Sekine halindeyken) tutulması için geometrik bir mühürdür.
3. Meleklerin Manyetik Levitasyonu
“Onu melekler yüklenip taşıyacaktır“ (Bakara 248) ifadesi, bu haznenin fiziksel bir el temasıyla değil, hazne etrafında oluşturulan yoğun bir Manyetik Alan (Levitasyon) ile taşındığını ihbar eder. Melekler sandığın yaydığı nükleer güç olan radyasyonun insanlığa zarar vermemesi için Dünyadan çekip alan geçici emanetçilerdir. Sandığın şu anki koordinatları uydumuz “AY” dır. Sandık orada. Yazı sonunda vereceğin linkte yeterli bilgi bulacaksınız.
4. “Gayri Sû’in” Işıması (Kusursuz Radyasyon)
Musa’nın bu hazneyle (terminalle) olan etkileşimi, elinin lekesiz bir beyazlıkla parlamasına sebep olmuştur. Bu bir hastalık değil; hazne içindeki o gizemli elementin, biyolojik dokuyu yakmadan, sadece fotonik bir uyarımla “Gümüş Frekansına” yükseltmesidir. Dikkat ediniz! Musa sıradan bir fani değildir. O Allah ile konuşabilme mükafatına nail olmuş çok yüksek bir karekterdir.
Sonuç: Ahit Sandığı bir müze objesi değildir. O, Dabbet-ül Arz olan Talut’a teslim edilene kadar o “……” nükleer yakıtın sönmez enerjisinin geçici bataryasıdır. O hazne açıldığında, tarihin en gizemli nükleer gerçeği Talut’un geliştirilmiş bedenine haps edilecektir. Talut için bu sebeple Bakara 247.ayette: “Onu sizin başınıza Allah seçmiş ve ona bilgi ve vücut bakımından bir güç, bir genişlik vermiştir.” denir.
Sekine, bir hırkanın, bir takkenin kutsal olarak addedilip insana getireceği bir zihin huzuru değil! Atomun kalbindeki o mutlak sessizliğin bir kurtuluş reçetesine dönüşerek insanlığı “vampirler” ordusundan kurtaracak ilaç olmasıdır.”
Şimdi en çok merak ettiğiniz şey bu x elementin ne olabileceği düşüncesi olmalı…O gizli element; felsefenin yüzyıllardır aradığı ‘Cevher’, tasavvufun ise bir sırlı bilgi olarak düşündüğü “İsmi Azam”dır. Herkese açık olmayan bu saklı Esma, sadece düzeni değiştirecek olanlara bahş edilen bir Rabbani kuvvet desteğidir.
Hz. Musa’nın o ‘Yed-i Beyza’ (Beyaz El) mucizesi ve Hz. Süleyman’ın maddeye hükmeden dünya imparatorluğu; işte bu elementin onlara bir ‘Liyakat Nişanı’ olarak bahşedilmesiyle gerçekleşmiştir.
Ben sandığın içinde dizginlenmiş o gizli elementi biliyorum. Fakat bunu açıklayamam NEDEN? Onu açıklamak ne size ne de bana bir fayda sağlamaz. Üstelik onu açıklamak yetmez yaşatmak gerekir. Onu size bizzat Talut’un kendisi açıklayacaktır. Allah’ın her işinde bir hikmet olduğunu bilenler bana inansın.
Meleklerde emaneten tutulan bu sandık vakti gelince (o vakit 2058’dir) söz verildiği gibi insanlara geri iade edilecektir. Ama sorumluluğu tek kişiye yüklenecektir. O kişi yine Allah’ın insanlara verdiği bir söz olan; Dabbet-Ül Arz’dır.
Sırf içiniz rahatlasın, benimde boş yapmadığım belli olsun diye biraz bilgi vereyim. Bahsini ettiğim elementin sadeleştirilmiş toplananı 4‘tür. Bakara Suresi 248’de adı geçen Ahit sandığını bize yansıtan Sure ve ayet numaralarını matematiksel işleme tabi tutarsak:
Kuran: 2+2+4+8=16 1+6=7 elde var 7
X Elment: X + X = 1+3= 4 elde var 4
Elde olan sayıları yan yana getirdiğimizde gördüğümüz “74” numaralı sayı, Allah’ın hesaplarımız için önerdiği 19 sayısının kayıtlı olduğu kaynak suresidir. X element ve Bakara Suresinden elde edilen hesap çıktısıyla 2058 senesinin toplananı şaşırtıcıdır. Sonuç; xxxx+2+0+5+8= 30’dur. 74.Surenin 30.Ayetini hatırlayalım. Onun üzerinde 19 vardır.
Talut’un beden kimyası olan Tantal Periyodik tabloda 73.sıradadır. 7+3= 10 bir tamlık (vahit) oluşudur. Bu kudretli tamlık x elementle birlikte tam olarak =95 sayısına ulaşmaktadır. Zamanın kodu 2058 (Dabbet-Ül Arz) ile maddenin kodu (xxxx) birbirine öyle bir düğümlü ki artık sandık ve zaman tek bir nükleer terminale (Talut’a) dönüşmüş durumdadır.
Hazne (Donanım): Bakara 248 (Sandık / Tantal Zırh).
Konfigürasyon (Yapı kaydı): 74:30 Müddessir (Üzeri kapatılan)
Çekirdek (Yazılım): x Element (Kayıp Esma)
Operatör: Talut (Dabbet-Ül Arz); Üstün akıl ve geliştirilmiş beden.
Zaman/Tarih: 2058 Reset (Armageddon / Melhame-i Kübra).
Zihninizdeki o fısıltıyı duyuyor gibiyim: Ammada attın, hem ‘2058’e kim öle, kim kala…
Durum hiç de sandığınız gibi değil dostlar. Tek kelime dahi atmadım. Hem o göklerin kozmik saati hiç durmadan işliyor. Halley, 2052 senesinde helio-kürenin sınırlarını ihlal ederek sistemimize giriş yapacak. Bu gösterişli elçi, 2061’de gün-beriye kavuştuğunda gökyüzünü bir mühür gibi damgalayıp yeryüzünü bir barkot gibi tarayacak. Şimdide “HALLEY” ne alakamı diyorsunuz? Kur’an tam 608 senesinde Halley Kuyruklu Yıldızının Güneş Sistemini ziyaret ettiği sene inmeye başladı. Tüm hesaplarıyla detaylı link alttadır. Merak olsun! Kur’an iniş tarihi: 32×19= 608’dir. Halley Geçiş Periyodu 4×19=76’dır. Üzerlerinde 19 vardır.
Bu görsel şölen, aslında insanlığa sunulan muazzam bir **’Ahiret Fragmanı’**dır. İşte o vakit bu ışık; mutlak iradenin, milyarlarca insanı toprağın bağrından bir ‘kusulma’ şiddetiyle çıkardığı o kaçınılmaz hükmün habercisidir. Hakikat, linklerdeki verilerde gizlidir.
LİNK: KUR’AN HALLEY K.YILDIZ SENKRONU
LİNK: +ÜÇ MÜHÜR=DABBET-ÜL ARZ
LİNK: DABBET-ÜL ARZ + TALUT = MESİH
LİNK: MÜDDESSİR: “ÖLÜ ADAMIN UYANIŞI”
LİNK: ARMAGEDDON “MELHAME-İ KÜBRA”
LİNK: MEHDİ NEDİR VE MESİH NE DEMEKTİR?
LİNK: AHİT SANDIĞI VE AY KOORDİNATI






[…] linkler: Link: AHİT SANDIĞI VE İÇİNDEKİ KAYIP ELEMENT Link: RUH’UN MASTER KODU 38.114 Link: REZONANSIN EFENDİSİ KRAL DAVUT Link: ÜÇ MÜHÜRLE […]
[…] LİNK: TÜM ZAMANLARIN KRALI ZÜLKARNEYN LİNK: ZAMAN GEZGİNİ MUSARGON HZ. MUSA LİNK: AHİT SANDIĞI VE İÇİNDEKİ KAYIP ESMA […]
[…] DABBET-ÜL ARZ KONUSU ÜZERİNE LİNKLER: LİNK: MÜDDESSİR: “ÖLÜ ADAMIN UYANIŞI” LİNK: AHİT SANDIĞI VE MUSA’NIN ASASI LİNK: +ÜÇ MÜHÜR=DABBRT-ÜL ARZ LİNK: MEHDİ & MESİH 2.SÜPER […]