Paralel Benlikler:

Evet, Benden ve Senden Bir Tane Daha Var.

Ruhun Dinmeyen Gurbeti ve Kozmik Yabancılaşma

İnsan, dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren içinde tanımlayamadığı o kadim gurbet hissini taşır. Bir yanımız sanki her nefeste gizlice fısıldar: “Biz bu dünyaya ait değiliz.” En kalabalık sofralarda, en parlak ışıkların altında bile ansızın gelip kalbimizin ortasına oturan o “eksiklik” duygusu nedir? Neden insan, yerçekiminin kuvveti karşısında ezilip bükülen, zamanla yaşlanıp yorgun düşen bedenini mazeret göstererek, bu dünyaya asla tam olarak kök salamaz? Bu dinmeyen gurbet hissi neyin nesidir?

BİR ŞEY OLUR VE “BEN SANKİ BU ANI DAHA ÖNCE YAŞAMIŞTIM DERSİN!”
Bunun sebebi; gerçektende sen bunu o anda yapmıştın. Ama daha önce değil aynı anda farklı boyutta. Asıl soru ne zaman değil asıl soru hangi boyutta.

Bazen dalıp dalıp gidiyorsun ve gözlerin birinin yolunu bekler gibi mi oluyorsun?
Bunda sebebi kozmik ikizininde aynı anda seni düşünüyor olması. Ama ikinizde bunun neden gerçekleştiğini bilmiyorsunuz.

Ya mesele çok basitse? Ya insan, içinde nefes aldığı evreni ve sürdüğü yaşamı henüz doğru teşhis edememiş se? Belki de o içimizdeki uçsuz bucaksız boşluğun asıl sebebi; insanın kendi hakikatinden uzaklaşmış ve diğer yarısına yabancılaşmış olmasıdır.

Bu makale, size hayali bir galaksinin çocukları olduğunuzu ispatlamaya gelmedi. Aksine, size bir “yabancı” muamelesi yapan bu dünyanın sert yasaları karşısında neden bu kadar güçsüz hissettiğinizin perdesini aralamaya geldi. Bu yazı; hemen yanı başınızda duran, sadece ince bir frekans perdesiyle ayrıldığınız o “diğer yarınızdan” yükselen sessiz ama sarsıcı bir çığlığın yankısıdır. Seni seninle tanıştıracağım. Vuslatın son bulacak…

Modern bilim “Multiverse” (Çoklu Evren) diyerek bizi sonsuz ve sahipsiz bir labirente hapsederken; her şeyi bir ölçü (Mizan) üzerine kuran Allah’ın sistemi bize çok daha zarif bir gerçek sunuyor: Sonsuz değil, ÇİFT. Siz bu kainatta başıboş bir tekil değil, kozmik bir aynanın iki tarafında aynı anda nefes alan muazzam bir “ikili”siniz.

İki Doğu ve İki Batı: Kozmik Simetrinin Ritmi

Eğer varlık sadece gördüğümüzden ibaret olsaydı, yönler tekil olurdu. Oysa Rahman Suresi 17. ayet, zihnimizde ilk onarım şimşeğini çaktırıyor:

“O, iki doğunun da Rabbi, iki batının da Rabbidir.”

Bu ifade, evrenin devasa bir simetri ekseni üzerine kurulu olduğunun ilahi tescilidir. Biz burada güneşi hüzünle batırırken, paralelimizdeki eşimiz onu umutla doğurmaktadır. Işığın gölgesi, sesin yankısı, maddenin antimaddesi varsa; insanın da bir ayna-benliği olmak zorundadır. Bizler, birbirini görmeden aynı ritimle dans eden iki ayrı dünyanın tek bir senfonisiyiz.

Kuantum Dolanıklık: Karşı Nöronların Fısıltısı

Zariyat Suresi 49. ayette geçen “Her şeyi iki çift yarattık. Umulur ki bundan düşünüp ders çıkartırsınız” kanunu, atom altı parçacıklardan nöronlarımıza kadar işleyen kusursuz bir Tanrı Teknolojisinin altyapısıdır. Bu ilahi yasa, evrenin içinde mikrodan makroya her şeyin bir eşi, bir ikizi olmak zorunda olduğunu anlatır. Dolayısıyla beyninizdeki her bir nöronun, paralel dünyada anlık olarak titreşen bir “eşleniği” mevcuttur.

Kuantum fiziğinin “Dolanıklık” (Entanglement) dediği bu bağ, ışık hızından bağımsız olarak iki benlik arasında bir Enerji Dengelemesi kurar. Burada aldığınız her karar, karşı nöronlarınızda anlık bir yankı bulur. Bu etkileşim zamandan bağımsızdır; tıpkı aynanın karşısına geçtiğinizde görüntünüzün hiçbir gecikme yaşamadan size eşlik etmesi gibi, en basit bir düşünceniz de dahi kozmik yasa aynı anda işler.

Siz, aynı bedene ve aynı karaktere sahip, ancak iki ayrı koordinatta titreşen devasa bir ağın iki ucundaki yolcularsınız. Bir elmanın diğer yarısısınız. Bilimsel teorilerdeki “Sonsuz Paralel Evrenler” kurgusu kendi içinde tutarsızlıklar barındırırken, Kur’an bu karmaşayı düzelterek tek bir Vahdet içinde sistemin “İKİLİ” olduğunu ilan eder. Madde ve anti-madde, ışık ve gölge, beden ve ruh… Hakikat, sonsuz olasılıkların kaosu değil, “eşlek” bir karşılığın sarsılmaz dengesidir.

Rüyalar: Gece Kurulan Gizli Köprüler

Uyku, dış dünyanın gürültüsünün kesildiği ve “perdenin” (Gıtâ) şeffaflaştığı bir aralıktır.

Allah, ölüm anında nefsi (bilinci) alır; ölmeyenleri de uyku anında… Hakkında ölüm kararı verdiklerini tutar ve diğerlerini de belli bir süreye kadar salıp gönderir. Düşünen bir topluluk için bunda dersler ve işaretler vardır. (Zümer, 42)

Ayetteki işaretlerden çıkarımım: Allah kozmik ikziyle tam sonkronize olup başarılı olanları yaşatır. Fakat başarılı olamayanları ise belli bir zamana kadar alır (öldürür) ve yeniden hayata geri iade eder. Geri salınan hayatlar kendisine biçilen 1000 senelik ömrü doldurması için denenmek üzere yeni bedenlere aktarılır.(sizi “bilemeyeceğiniz” halde yeniden yaratırız Vakıa S.61) Bu ayet reankarnosyona kapı açıyor sanılabilir ve bu ayet bir ispat, bir çıkış kapısı gibi düşünülebilir ama yanlış! Ayet: “bilemeyeceğiniz” der. Kapının tamamen kapalı olduğunu belirten bu ifadeye rağmen: “ben biliyorum, hatırlıyorum” demek, kişiyi ayetin dışında tutmaz. “bilemeyeceğiniz” diyorsa bilinemez. Şayet bilinebilseydi yaşamak anlamını bulamazdı, yaşayamazdınız. Yinede “hatırlıyorum” diyen varsa (tamamen iyi niyetle yazıyorum) psikolağa görünsün. Dünya zamanı ile bin sene ömür bilgisi için link: ZAMAN

Rüyalarınızda gördüğünüz o yabancı ama “evim gibi” dediğiniz mekanlar, diğer yarınızın o anki gerçekliğinden sızan veri parçalarıdır. Vizyoner Bedri Ruhselman’ın belirttiği gibi; ruh, farklı planlarda aynı anda tecrübe kazanan bir “Ünite”dir. Siz uyurken, iki hayatın veri tabanı (server) birleşir ve kozmik bir senkronizasyon gerçekleşir.

Psikolojinin devleri Carl Jung ve Sigmund Freud ise rüyaları açıklarken bu “ikinci hattın” varlığına işaret etmişlerdir. Jung’un “Kolektif Bilinçaltı” dediği o devasa havuz, paralel benliğimizle paylaştığımız ortak nöron ağıdır. Rüyalarınızda gördüğünüz o yabancı ama “evim gibi” dediğiniz mekanlar, diğer yarınızın o anki gerçekliğinden sızan veri parçalarıdır.

“Siz uyuduğunuzu sanırken, sistem arka planda diğer yarınızla veri alışverişini tamamlıyor.”

Kaf Suresi 22: Perdenin Ötesindeki Tanıdık

Neden şu an onu göremiyoruz? Çünkü üzerimizde ya da aramızda diğer senle bir frekans bariyeri vardır. Ancak Kaf Suresi 22. Ayet, bu sisin dağılacağı günü şöyle haber verir:

“Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin. Şimdi biz senin üzerindeki perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir (net görürsün).”

Perde kalktığında yanınızda göreceğiniz o “hazır bekleyen arkadaş”, yabancı bir gölge değil, hayat boyu sizinle omuz omuza paralel koşan, sizinle aynı sevinci ve acıyı dengeleyen “diğer siz”dir.

Start ve Finish: İki Hayat, Tek Büyük Hasat

Yaşam, iki başrol oyuncusunun sen ve senin aynı anda girdiği bir Start çizgisidir. İki benlik de kendi kader dairesinde özgürdür; ancak birbirlerini bir terazi gibi dengelerler. Ölüm ise bu iki nehrin tek bir deryaya döküldüğü Finish çizgisidir. İki farklı tecrübe, o büyük vuslat anında tek bir hakikat özünde birleşir. Finish çizgisinde bekleyen Rahman’ın huzurudur.

Bir Onarım Pratiği: Paralel Yarınıza Selam

Bu gece başını yastığa koyduğunda sadece gözlerini kapama; kalbinin kapılarını sonuna kadar arala. Diğer yarınla, o perdenin ardındaki “diğer senle” görünmez bir bağ kur. Ona kalbinden şu selamı fısılda:

“Selam dostum, düşüncemi duy. Birlikte yürüdüğümüz bu farklı yaşam çizgilerinde, ikimiz de yolda doğru yürüyelim ve Rabbimizin huzurunda, o büyük vuslatta (finish) kendisinden razı olunmuş ve huzura ermiş ruhlar olarak buluşalım. Seni seviyorum.”

Belki de bu gece göreceğin rüya, sadece bir hayal değil, bu kozmik selamın paralel evrenden gelen ilk yankısı olacaktır.

İşte bak! Bizi Kendinden bir bilinç (Ruh) ile yola çıkartan Rabbimiz, yolun sonunda bizi nasıl beklediğini Fecr (Aydınlık) Suresinde ne kadar zarif bir şekilde müjdeliyor:

“Ey huzura kavuşmuş nefis! Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön… (Seçkin) kullarımın arasına katıl ve cennetime gir.” (Fecr, 27-28-30)

Sen tam olarak olman gereken koordinattasın, tam olarak olman gereken dünyadasın. Bir düşün; sonsuz hikmet sahibi olan Allah, hiç yanılıp da seni ait olmadığın bir yerde yaratır mı? Senin (Adem’in) hammadde olarak “Dünya toprağından ve suyundan” yaratıldığını belirten ayetler, varoluş koordinatını bu kadar net çizmişken, sen nasıl yanlış yerde olabilirsin? İçindeki o yangın ve hep eksik olan diğer yarın aslında kozmik ikizini kaybetmenden kaynaklı.

Kendini bu dünyaya ait hissetmeme sancın, senin bu dünyaya yabancı olmandan değil, ikiye bölünmüş diğer yarından uzak kalmandandır. Emin ol, o diğer “sen” de şu an senin gibi hissediyor. Şayet onunla bu bilinç köprüsünü kurabilirsen, enerji seviyen dengeye girecek; neden bir melek değil de, “insan” olarak bu dünyada halife kılındığını tüm hücrelerinle anlayacaksın.

UNUTMA VE UMURSA! İnsan önce kendini tanımalı. Öyleyse önce diğer “kendine” bir merhaba de! Ona içten bir halde, aklını ve nöronlarını birer köprü gibi kullanarak bir ileti gönder. Sen iletini bilinçli halde gönder zaten senden istenen bu selamı bilinçli halde göndermendir. Ulaşmaz diye korkma! Rahman mesajını mutlaka ulaştırır…

O’nun huzurunda, memnun kalmış ve kendisinden memnun olunmuş bir bilinçle buluşmak niyetiyle…

“Erdoğan Metin”

bu konu tamamıyla kuran19.org sitesine aittir.