-REŞADİLERİN NAMAZ ÇIKMAZI-
AMA KUŞLARDA NAMAZ KILIYOR?  
Kur’an Ekseninde Namazın Anlaşılmazlığı:
Tüm Müslümanlar aynı ilahi kaynaktan, Kur’an’dan besleniyor. Ancak mesele namaza gelince herkes farklı bir yorum ve uygulamayı savunuyor.
Bitmek bilmeyen namaz meselesi aslında hepimizin üzerinde derinlemesine düşünmesi gereken önemli bir konuyu sürekli gündemde tutuyor! Neden net bir çözüm sunulamıyor?
Karşılıklı tartışılan bu meseleyi uzaktan izleyen bizlere ise iki seçenek sunuluyor:
Namaz, sünnet rekatları dahil kılınmalı. (Ehli Sünnet)
Namazın sadece farz rekatları kılınmalı. (Ehli Kur’an)
Bu iki seçeneğe gerçekten mecbur muyum? YA SEÇMEK İSTEMİYORSAM! O zaman Cehennememi gideceğim? Ya benim delilim herkesin düşüncesinden ÇOK daha SAĞLAMSA?
“Mescit Tucson” adı altında: “Abdullah Arık” (Reşat Halife’nin büyük destekçisidir Allah ikisinden de razı olsun teşekkürü kendilerine borç bilirim) Namaz konusunda şöyle bir açıklama yaparak linkteki çalışmayı ortaya koymuştur.
**NAMAZ
Matematiksel Doğrulama:
Günlük 5 vakit namazın rekat sayıları toplamı 17’dir: 2 rekat sabah, 4 rekat öğlen, 4 rekat ikindi, 3 rekat akşam, 4 rekat yatsı. Bu pratikler ilk kez İbrahim’e verildi ve Muhammed peygamber de dahil onun takipçilerince korunmuştur. Sıkça sorulan soru, bundan nasıl emin olabildiğimizdir. Allah 19 sayısına dayanan matematiksel doğrulamalarla kuşağımızı kutsamış ve namazın rekatları O’nun dilemesiyle gerçek anlamda korunmuştur. Bilginin tamamı için LİNK: ABDULLAH ARIK “NAMAZ”
Linki okuduğunuzu varsayarak devam ediyorum;
Tüm Kur’an öğrencilerine “Çalıştıkları yerden bir soru”; Allah’ın emri olduğunu varsayarak icra ettiğiniz namazların “öğle vaktini Cuma günleri kılmayın, onun yerine 2 rekat Cuma namazı kılın diye geçen bilgi; Kur’an Surelerinin hangi ayetlerinde geçiyor?
Sakına “Elçi dedi” demeyin! Hiç bir elçi Kur’an’a muhalif KALMAZ! Hatası olabileceğini göz ardı etmez ve aynen “Reşat Halife” gibi davranıp derki;
Benden duyduğunuz sözler Kur’an’da yoksa almayın(Reşat Halife)
Sakına Hz.İbrahim’de demeyin! Allah size Hz.İbrahim’in namaz kıldığına dair bir CD kaydı falanmı verdi? Ya da elinizde; “Hz.İbrahim şöyle namaz kılardı böyle namaz kılardı diye bulunan bir kitapmı var?
Namaz Dini bir icapsa; “Hac gibi, Oruç gibi” santim santim anlatılıp mutlaka Kur’an’a işlenirdi. Sonrasında hepiniz bu soruya; “işte sure, işte ayet; bak namaz şöyle kılınır rükünleri icapları ve adabı vs. burada geçer” diye açıkça gösterebilirdi. Ama tam aksine her konuda yeter dediğiniz Kur’an bu konuda sizin arkanızda durmuyor.
Peki, siz bunun nedenini gerçekçi olarak düşünmeyecek misiniz?
Namaz adlı ibadet Kur’an’da hiç bir yerde anlatılmaz hatta kırıntısı dahi geçmez.
Sizin namaz vakti olarak sandığınız tanımlarsa bildiğiniz mesai saatlerinin tanımıdır. Mesai “salat” demektir. “Salatı ikame et” demekse; “mesaine” önem ver, işini aksatma demektir. Çünkü mesini yaparsan maddi hayata tutunursun ve “zekatını” (vergini) verebilirsin.
Bu konuda SALAT ayetleriyle geniş kapsamlı anlatım yaptığım linki yazının sonuna ekleyeceğim.
Abdullah Arık’ında, Reşat Halife’ninde elinde olmayan sebeplerden ötürü elde edemedikleri bilgileri, sizler; “BU BİR KUR’AN DOĞRUSUDUR” diyerek olduğu gibi alamazsınız ÇÜNKÜ! Reşat Halife bizi bu konuda net biçimde; “Benden duyduğunuz sözler (yani size anlattığım bilgiler) Kur’an’da yoksa almayın” dedi. Ama hiçbiriniz buna önem vermiyorsunuz aslında yine kendisinin dilinden şu cümle herşeyi özetlemişti;
Arap kültürü İslam’ın önüne geçmiş durumda” (Reşat Halife)
Abdullah Arık’ın namaz üzerine yaptığı o çalışma bu hatalı bakış açısıyla yapılmış bir zorlamadır.
KORKU! Korku “Namazı asla dışlayamayız” endişesi, Elçi Reşat’ın insani sesini duymanızı engelliyor!
Mantık: Allah’ın sünnetinde (kanununda) bir değişiklik yoktur. Eğer namaz (ritüel) dinin direği olsaydı, Tevrat ve İncil ehliyle olan tüm o diyaloglarda bu ritüelin “aslına rücu” tartışmaları başrol oynardı. Ama yok!
EN BASİT ÇÖZÜM YOLU: “Namaz” Arapça bir sözcük değildir! Bu sebeple asla Kur’an’da bulunmaması gerekir. Öyleyse namaz sözcüğü, Arapça SALAT kelimesinin açıklayacısı olarak kabul edilemez. Çünkü Kur’an FARSÇA değil FASİH (herekesiz) ARAPÇADIR.
BİR KARŞIT GÖRÜŞÜN SORUSU; Soru: Kur’an’da “Baksana kuşlarda bile namaz kılar deniliyor. Onlar bile namaz klıyorken sen namazı nasıl inkar edebilirsin?
Kuşların Salatına (Cevap): Karşı tarafın “Kuşlar da salat ediyor” kozu, aslında kendi çaresizliğinin son şarjörüdür. Kuşlar senin gibi rükuya varıp secde etmez; kuşlar Sisteme (Fıtrata) tam uyum sağlamak koşuluyla hurafeci insanlara mükemmel bir örnek sergilerler. Kuşlar göç yollarını şaşırmazlar, yuvalarını nizamla kurarlar, doğaya tam uyumlu halde neslinin devam etmesi için “İŞLERİNE BAKARLAR VE MESAİLERİNİ YAPARLAR” İşte “Salatı İkame Etmek”, insanın da yeryüzünde kuşlar gibi kusursuz bir nizamla, dürüstlükle ve “Mesai” bilinciyle hareket etmesidir.
BUYURUN “NAMAZ VE 19” ÜZERİNE HERŞEYİ İNCİĞİNDEN BONCUĞUNA SUNDUM. Artık feraset sadece sizin anlayışınıza kalmış…
Neden bu bitmek bilmeyen Namaz tartışması Yy’ lardır devam etmekte? Lütfen bir düşünün! Şayet namaz adlı bu ritüel Kur’an’da olsaydı bunlar tartışılıyor olur muydu?
KURAN BUNA İZİN VERECEK KİTAP DEĞİLDİR!
ÇÜNKÜ ONDA BELİRSİZLİK YOKTUR VE SÖZ KONUSU DAHİ OLAMAZ!
Bir şeyin farkınamı varmamız isteniyor? Yoksa gerçekten üçüncü bir seçenek mi var? Ben bu meseleye alternatif seçeneği NET BİÇİMDE GÖSTERMEK için sadece Kur’an merkezli ele alacağım.
Öyleyse soru şu: Namaz Kur’an’da var mı?
Eğer Kur’an’da varsa, Müslümanlar neyi tartışıyor?
Eğer Kur’an’da yoksa, Müslümanlar niye tartışıyor?
Kur’an Kitabına, İman Ekseninde Sonuç Odaklı Bakış:
“Biz kitabı detaylı biçimde anlattık, Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık, Bu kitap size yeter, Allah’tan başka hakem mi arayayım?” gibi net ayetler üzerine, bizim iman esasımız kesinlikle: “Dinde sadece Kur’an yeter” demek olmalıdır.
Çünkü bu ayetler, din adına ve toplumsal sorunlara karşı aradığınız her şeyin eksiksiz biçimde Kur’an’da var olduğunu ifade etmektedir.
Öyleyse; namazın Allah’ın bir emri olduğunu savunanlar, Kur’an’dan bunun cevabını hazır bulundurması gerekir. Öyle değil mi?
Kur’an ihtiyaç duyduğumuz her şeye cevap vermişse -ki bu kendi iddiasıdır- ihtiyaç duyulan o şeyin Kur’an’ın içinde cevabını bulundurması şartı vardır.
Fakat çok tuhaftır ki! “Dinde sadece Kur’an yeter” diyenlerin hiçbiri, bu kişi ister sizler olun, ister Hz. İbrahim olsun, isterse Hz. Muhammed, Kur’an’dan namaz konusuna cevap veremez.
Kur’an namaz konusunda bu kadar nettir. Bu çok ilginç değil mi? İhtiyaç duyulan her şeyin eksiksiz anlatıldığı Kur’an, kendi bünyesinde namazın ne adını anar, ne de sanını anlatır.
Ne o? Yoksa Kur’an’da cevapsız bırakılan namaz meselesi ihtiyaç duyulan bir şey mi değildir?
KUR’AN’DA NAMAZI BULAMAYANLARIN ROTA ŞAŞKINLIĞI
Namazı savunanlar temel kaynak olarak Kur’an’ı değil, Hz. İbrahim’i örnek göstererek namazın ondan bu yana var olduğunu anlatırlar. Peki, bu yaklaşım “Dinde sadece Kur’an yeter” ilkesini esas alanlar için Allah’tan başka yol yordam, yöntem ve hakem aramak değil midir?
Cevap için neden Kur’an değil de binlerce sene önce yaşamış bir insan referans alınıyor? Bu yaklaşım, “Bu kitap size yeter” ayetine bilerek muhalif kalmak değil midir? Ve işte bu yaklaşım, Kur’an’da ne ismi ne de kılınış şekli geçmeyen bu anlayışı savunanların imanında bir çelişki olduğunun göstergesidir.
Hz. Muhammed’in hadisleri üzerine sünnileri eleştirip onların fikirlerini reddederken, mütevatir yolun doğru inanç olduğunu iddia ederek kulağı tersten göstermek aynı tutarsızlığa düşmektir. Din şekillendirme açısından Kur’an harici kaynak ister hadis, ister mütevatir olsun fark etmez; hepsi insan odaklıdır.
Gözüm kapalı bütün hadisleri kabul ederim” mantığı gibi, insanlara gözlerini kapattırıp, Hz. İbrahim’in namaz kıldığı anın hayallerini kurdurmak, kardeşim aslında aramızda pek fark yok, aynı yolun yolcusuyuz anlamına gelmez mi? Yoksa kalpler birbirine mi benziyor?
Bu sebeple mi yaşayan Kur’an’da bulamadıkları düşünceler ölmüş atalar üzerinde aranıyor? Kur’an’da bulamadığını Kur’an dışında arayan biri, Dinde sadece Kur’an’ın yeterli olduğunu nasıl iddia edebilir? Bu düpedüz “iki yüzlülük” değilmidir?
“Tam bütün cevapları bulduğunu düşünürsün, sorular değişir.” (Paulo Coelho)
Din adına akla mantığa sığmayan öneriler, gerçek bir soru karşısında tutarlılığını yitirir.
“Dinde sadece Kur’an yeter” diyen birine: “Bana namazı, her şeyin detaylı biçimde anlatıldığı, yaşayan Kur’an üzerinde gösterin” desem bunu asla yapamaz. Çünkü sorular değişmiştir.
Cevapsız bırakılan bu sorular, Kur’an’ın yeterliliği için sarf ettikleri sözleri havada bırakır ve Kur’an bu iddia sahiplerinin arkasında durmaz.
ALLAH’IN İDDİASINA DOĞRU YAKLAŞIM NASIL OLMALI?
İDDİA: “BİZ KİTAPTA ‘HİÇBİR ŞEYİ’ EKSİK BIRAKMADIK
Kitapta hiçbir şeyin eksik bırakılmadığını söylemesi: “kişisel inançta ve toplumsal sorunlarda” her şeyin kitabın bünyesinde detaylıca anlatılmış olmasını ifade etmesidir. Bir Müslüman’ın Kur’an’ı böyle bir kabulle kabul etmiş olması, “Bu kitap size yeter” ayetine tam anlamıyla sadakat göstermesiyle ortaya çıkar. Sadakatin gerçekliği ise ona hiçbir şeyi “yama etmemek” ile ispatlanır.
Kur’an kendisi için bize sesleniyor:
**Neden Bana tam anlamıyla uymuyorsunuz! Neden bana tam anlamıyla teslim olmuyor sunuz? Beni neden kendi ekseniniz de şekillendiriyorsunuz? Dinde size kendimin tam anlamıyla yeterli olduğunu bildirmedim mi? Beni kendi atalarınızın geleneklerine göre şekillendirmeyin demedim mi? Oysa size açıkça; “ata dinini terk edin” ve sadece Kur’an’a teslimiyet gösterin de denilmişti.
Bende Olmayan Şeyi Neden Bende Arıyor sunuz? Eğer bende namaz olsaydı, size onu orucu anlattığım gibi detaylıca anlatmaz mıydım? Sizce namazı anlatmayı unutmuş olabilir miyim? Ve siz de atalarınızdan örnekler getirerek benimi tamamlıyor sunuz? Oysa kitabın tastamam olduğunu ve Dininizin kemale erdirildiğide bildirilmişti. Bende olmayan bir şeyi bende bulamazsınız. Size emretmediğim bir şeyden sorumlu da değilsiniz. Aklınıza ne oldu ki anlayamıyorsunuz?
Peki Sorumluluğunuz Ne? Sorumluluğunuz: Din adına benden size ne anlatılmışsa eksiksiz olduğunu kabul etmen ve dürüstçe sadakat göstermen. İşte Beyyine Suresi 5.ayette sizden beklenilen sadakat: “Oysa onlar, dini yalnızca O’na has kılan temizler olarak sadece Allah’a kulluk etmek, işlerinde dürüst olmak ve vergisini vermekten başkasıyla emrolunmadılar. İşte en doğru inanç budur.” Hepsi bu kadar. Bu ayette size namaz emredilmiş mi?***
Bir düşünmeli! Şayet namaz Allah’ın gerçekten bir emri olsaydı her kafadan bir ses çıkar mıydı? Müslümanlar namaz konusunda kendi içlerin de böyle paramparça bölünür müydü? Onca iddiasından sonra Kur’an hiç buna izin verecek bir kitap mıdır?
Kur’an’a gerçekten inanılıyor mu?
Hayati bir mesele gibi savulan namazın ne kılınış şekli ne de adı Kur’an kitabının hiçbir ayetinde bulunmaz. Şuna bakın! Bu halde icra edilen namaz hadisler de bile bulunmaz.
Bu ne demek? Sünniler gibi Kur’an’cılarında, Reşadilerinde elinde namaz için geçerli hiç bir delil yok demektir.
NAMAZ VE 19
Mana, eylem ve söz derinliğinde bulunmayan namazın 19 sayısı ile ilişiğine bakalım.
Namaz ve 19: Sayısal hesaplar:
Namazın doğruluğunu 19 sayısıyla mühürlü olduğu iddia ediliyor. Sabah 2, öğlen 4, ikindi 4, akşam 3, yatsı 4 olmak üzere gösterilen sayıları “yan yana getirmek” suretiyle, örnek: 24434 sayısını 19 sayısına bölerek: 24434/19= 19’un 1286 tam katı olan bir hesap elde ediliyor. Şaşkınlık böyle olsa gerek! Bu vakitleri uydurmak bir yana rekatları neye dayanarak 2 4 4 3 4 olarak kabul edebilirsiniz? Bu rekat sayıları Kur’an’ın neresinde var? İşte geleneği Kur’an’a yaslamak bu demektir.
Farklı yaklaşımlarda var: Günlük rekâtları toplama işlemine tabi tutuyorlar. Örnek: 2+4+4+3+4= 17 bu sonuca Cuma namazının 2 rekâtını ekliyorlar ve sonuç 17+2= 19 ediyor. Bu açıdan da namazın 19 sayısı ile mühürlediği iddia ediliyor.
Bu mantık üzerine bina edilen hesaplar yanlıştır.
Hesapların kontrolü:
Görüş 1: Rekât Sayılarını “Birleştirmek
24434 / 19 = 1286 net sonuç ile namazı savunanlara bir eleştiri
Eleştiri: Bu hesap gerçekçi değildir, neden? Çünkü bu hesap Cuma namazındaki 2 rekâtı görmezden geliyor.
Cuma namazının iki rekâtıda eklendiğinde (244342 / 19), sonuç 12.860,105… çıkıyor ve bu, 19’a tam bölünmüyor. Namaza inanıldığı halde Cuma îçin Öğle vaktini, Öğle vakti için Cuma namazını görmezden gelmek şu ayetle de ters düşmek demektir:
Kitabın bir kısmını kabul edip bir kısmını kabul etmiyor musunuz? (2:85)
Üstelik Cuma namazı namazlar arasında (namazcılara göre) “çatı, bir araya toplayan” namaz olarak en önemlisidir. Kısacası; birleştirmek görüşü 19 sayısıyla ilişkili bir sonuca ulaşamıyor.
Görüş 2: Rekât Sayılarını “Toplamak
Bu yaklaşımda ise, günlük namaz rekâtları toplanıyor: 2 + 4 + 4 + 3 + 4 = 17. Bu sonuca Cuma namazının 2 rekâtını ekleyerek 17 + 2 = 19 sonucuna ulaşıldığı iddia ediliyor.
Eleştiri: Bu yöntem de hatalıdır. Çünkü bu hesaplama günlük namazları haftalık veya aylık periyotta değerlendirmiyor. Hesaplamalar üstteki gibi Cuma namazı dahil edilerek daha kapsamlı yapılması gerekir.
Haftalık Hesap: Haftalık toplam rekât sayısı (17 x 7) + Cuma namazı (2) = 121
Aylık Hesap: Aylık toplam rekât sayısı (17 x 30) + 4 Cuma namazı (4 x 2 = 8) = 518
Yıllık Hesap: Yıllık toplam rekât sayısı (17 x 365) + Yıllık Cuma namazı (52 x 2 = 104) = 6309
Toplamak görüşü 19 sayısıyla ilişkili bir sonuca ulaşamıyor.
Görüş 3: Vakit Hesabı: Günde 5 vakit haftada 7 gün.
5 ve 7 “57” (3×19) Bu görüş sahipleri de Cuma namazını hesaba eklemez.
Haftalık Vakit: (5 vakit x 7 gün) + Cuma namazı = 35 + 2 = 37
Aylık Vakit: (4 hafta x 35 vakit) + 8 rekât Cuma namazı = 140 + 8 = 148
Yıllık Vakit: (12 ay x 140 vakit) + 104 rekât Cuma namazı = 1680 + 104 = 1784
Vakit hesabı da 19 sayısıyla ilgili bir sonuç vermiyor.
Üç görüşün de ne bölüneni ne toplananı 19 sayısını vermez. Üzerinde 19 yoktur.
##Kur’an’ın metninde bulunmayan namaz; hesapta da bulunmaz!
Reşadiler (kendilerine teslim olanlar diyenler) farkında olmadan “düşüncesizce” namazı savunarak Kur’an’ın tamamlanmışlığını eksik göstermektir. Bu olay ufkunun birde ters yüzü vardır: Reşadiler Kur’an’dan 2 ayeti dışarı atıp farkında olmadan namaz adlı davranışı Kur’an’a alet ettikleri için 80 küsur ayet ekleme yapmaktadır. Oysa bunu yapmaları öncelikle onlara yasaklanmıştı.
Ben bir 19.cuyum ve Hz.Reşat’ın eliyle ortaya çıkan 6346 ayetlik Kur’an dizaynını kabul ediyorum. Ama Kur’an’a hiçbir şey yama etmiyorum. Allah bana bunu haram kıldı bende uyuyorum.
Namazın “Üzerinde 19 yoktur”. Reşadilerin ellerinde ne sayısal ne de mantıksal “hiç bir dayanak” bulunmamaktadır.
Sünniler namazı Hz. Muhammed için terk edemiyor. Peki Reşadiler namazı kimin için terk edemiyor? Allah için mi? Ama gördüğünüz gibi bunun doğru olmadığı çok açık. Öyleyse Hz. İbrahim için mi? Bu da doğru değil. Doğrusu: Reşadiler namazı Hz. Reşat Halife için terk edemiyor.
Ne yani elçi namaz kılarak yanlış mı yaptı? Deki: “Onlar hakkındaki bilgi, Rabbimin katında bir kitapta yazılıdır. Rabbim ne yanılır, ne unutur.” Ayete dikkat ederseniz “Rabbin ne unutur nede yanılmaz” demektedir. Bu ifade, O’nun her şeyin farkında olduğunu ve yanılmayanın da sadece Kendisi olduğu anlamına gelir.
Hz. Reşat: “Benden duyduğunuz sözler Kur’an’da yoksa almayın” “Arap kültürü İslam’ın önüne geçmiş  durumda” vb. sözler söyleyerek durumun vehametini açıkça bildirmişti. O bunları söyledi ve sorumluluğu Allah’a ve kitabına teslim etti. Reşat Halife’nin anlaşılabilmesi ümidiyle…
Not: Kendilerini teslim olarak adlandıran Kur’an’cılar? Neden Allah’ın sunduğu 19 etiketini kullanmaktan kaçınıyorsunuz? Bu harika etiketi kabul etmemek saflıktır. “6346 ayeti” savunduğunu, bu etiketten daha iyi ne ifade edebilir? Ben bir 19.yum ve bundan gurur duyuyorum. Beni herkesten farklı kılan bu etikettir.
19.luk: Herşeyi ve herkesi ayırmak ve ayrıştırmak için vardır. İnsan önce kendi farkının farkındalığın da olmalı… Dikkat edin! 19 sayısına bizden başka sahip çıkan birini hiç gördünüz mü? Tam aksine ret ediyorlar. Çünkü 19 sadece 19.culara aittir. Öyleyse gururla sahip çıkmalı.
Size interaktif bir sınav içinde bulunduğumuzun bilgisini vermek isterim. Şu an hepimiz Kur’an’ın ön sınavı (deneme sınavı) içindeyiz. Deneme sınavlarında alacağımız iyi notlar son sınavımızın sonuçlarını belirler.
Son olarak; Kur’an’cılara ve özellikle Reşadilere sesleniyorum: Namaz yükünü üzerinizden atın. Çünkü namaz, Kur’an’ın bir emri değildir ve ayette dediği gibi “sırtınızı bükmüş” ve gördüğünüz gibi sizi zor durumda bırakmıştır.
Mevcut davranışlarınız sünnilerle çok ortak noktaya sahiptir.
Onlar “Muhammed” diyor, siz “İbrahim” diyorsunuz.
Onlar “namaz” kılıyor, siz de “namaz” kılıyorsunuz.
Onlar yanlış zamanda “oruç” tutuyor, siz de onlarla aynı zamanda oruç tutuyorsunuz.
Onlar Arap Kabesini kıble kabul ediyor, siz de aynı Kabeyi kıble kabul ediyorsunuz.
Eğer sizler böyle selefi zihniyetiyle devam edecekseniz, Halife olduğunuzu nasıl iddia edebilirsiniz? Geride kalmayı onur meselesi sananlar selefidir. Halifeler ilericidir…
İşte, görüyorsunuz ki basit bir namaz çıkmazı bile sizi böyle açmaza sokmuştur.
Eğer namaz dinin gerçek bir rüknü olsaydı, Allah hiç şunu size bırakır mıydı? “Cuma öğlesini kılmayın, yerine 2 rekat şunu kılın” bunu asla size bırakmazdı.
Cuma Salatı nedir? Cuma salatı resmi bir prokoldür. Haftanın bir günü (cuma) devlet otoritesinin milletin karşısına çıkıp rapor vermesidir ve bu vazife sadece devletin başı olan “Res-ul” makamında oturan devlet reisinin resmi görevidir. Hz.Muhammed sizce liyakatsiz bir cami imamımıydı? Yoksa devletin başımıydı? Aklınıza başınıza toplamanızı tavsiye ederim. Resul demek ulu kişi demektir ki bu makama verilen ünvana Resul yani Reislik denir.

Bu milletin dinen ortak sorunu şudur. Dini gerçeklik üzerine değil de sürekli Ruhbanlık üzerinden düşünmek bu milletin ortak sorunudur.

Allah’ı (Kur’an’ı) dikkate alanlar ileri gidenlerdir, Elçiler iman edenlerin yolunu her zaman açık bırakmıştır. Onlar her çağ da, her koşulda isitisnasız hepsi; “Sadece Allah’ın Kitabına uyun” der. Reşat Halife’de aynen öyle yapmıştır.
Gerçekten içtenlikle Kur’an’a tam teslim olmuşsanız, Kur’an’ın yeterli olduğuna ikna olacaksınız. Fırsatınız varken tüm mezheplerden “reşadilik dahil” keskin bir şekilde ayrılmış olmalısınız. Kur’an’dan sorguya çekileceksiniz unuttunuz mu? (43/44)
Alttaki linkler işinize yarayacaktır.
Bknz: SALAT
Bknz: ORUÇ
Bknz: KIBLE
“Erdoğan Metin”
kuran19.org çıkmazdan kurtulmanız için hepinize başarılar diler.

2 YORUMLAR

  1. […] İşte size “sığ sular ve okyanus” metaforuna dair bir ispat! 19 sayısını etiket olarak kabul etmeyenler ile aramızdaki gerçek fark NAMAZDIR; kuran19.org namazı inkar eder. Yapılan bu inkar yine Kur’an’ın verdiği sayısal eminlikle ispatlıdır. Onlar namazı 19 sayısıyla kutsarken kuran19.org “Hayır” der ve onların sayısal hatasını 19’un nükleer gerçekliğiyle ispat eder. Buyurun kendi gözlerinizle okuyun. NAMAZ VE 19 […]