Arz-ı Mevud, Vadedilmiş Topraklar bu harita da olan coğrafyamı?
Yoksa bu iddia Hz. İbrahim adına uydurulmuş bir yahudi yalanımı?
Vadedlilmiş topraklar gerçeği şüphesiz ki var bu doğru. Ama orası neresi?
“İLERİDE SİZE O FASIKLARIN YURDUNU GÖSTERECEĞİM”
Yahudilere bahş edilmiş gerçekten de bir toprak parçası var. Ama bahş edilen o topraklar bu haritadaki topraklar değil!
Gelin bu işin gerçeğini Allah’ın kitabı olan Kur’an’dan öğrenelim.
Neden Kur’an’dan öğrenelim? Çünkü insanlığı alakadar eden küresel tüm sorunlar Kur’an’da mevcuttur! Ve Kur’an hayatı da tasarım eden âlemlerin rabbi tarafından indirilmiştir. Hayatı tasarım eden Allah’ın kitabından daha doğru bilgiyi kim verebilir? Yazıyı okuyunca ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız.
Hadi bismillah!
Araf Suresi 144-145: Dedi ki “Ey Musa sana verdiğim risaletimle ve seninle olan konuşmam sayesinde, seni insanlar üzerinde seçkin kıldım. Sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol. Levhalarda her şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli bir açıklamasını yazdık. Şimdi bunlara kuvvetle sarıl ve kavmine de emret! En güzel şekilde tutup sarılsınlar. İleride size o fasıkların yurdunu göstereceğim“
Hz. Musa’ya verilen levhaların içinde neler yazdığını öğrenmenin yolu, Kur’an’dan geçer. Levhalarda yazılan öğütler Musa’nın dilinden kavmine karşı sarf ettiği öğütlerde ve emirlerde saklıdır. Buna bir örnek verecek olursak,
Maide suresi 20,21,22, ayetleri: Ve Musa kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani O, içinizden elçiler çıkardı ve sizi hükümdarlar kıldı üstelik “âlemlerde hiç kimseye vermediğini size bahşetti.” Ey kavmim! Allah’ınsize bahşettiği topraklara gidin ve geri dönmeyin!“yoksa hüsrana uğrarsınız.” Dediler ki: “Ey Musa! Orada zorlu bir kavim var. Onlar oradan çıkmadıkça biz asla oraya girmeyiz. Eğer onlar oradan çıkarsa biz de ancak o zaman gireriz.”
Hz. Musa’ya verilen Levhalarda yazanlar Kur’an’ın içinde farklı sure ve ayetlerde Hz. Musa’nın dilinden dökülenlerdir. Bu aynı zamanda şu da demektir. Torah, Hz. Musa’nın diliyle Kur’an’ın bünyesinde tutulmaktadır. (Bu Torah bilgisi kuran19.org sitesine aittir ve tarihe nottur) Biz Kur’an okurken aynı zamanda Torah ’ıda okumaktayız. Fakat bilincinde değiliz…
Arz-ı Mevud toprakları için Hz. Musa’nın ağzından çıkan net bir ifadeler vardır “Allah’ın size bahşettiği topraklara gidin gidin ve geri dönmeyin” Ve ekler “Aksi halde hüsrana uğrarsınız.” Bu ifadeler gerçek Arz-ı Mevud toprakları için kritik bilgidir!
Gitmek ve geri dönmemek! Şimdi soru şu! Şayet o kutsal topraklar bugünkü İsrail toprakları olsaydı neden öyle bir cümle kullanılsın? İsrail oğulları o anda zaten Asya topraklarında Hz. Musa ile birlikteydi. Üstelik artık hepsi özgür bireylerdi.
Hem Hz. Musa neden “gelin birlikte bize vaat edilen topraklara gidelim” demiyor da halkına hitaben “siz gideceksiniz” diyor?
Doğru soruları sorarsak cevapsız bırakılmayız…
Maide Suresinde Musa’nın dilinden, “Allah’ın size bahşettiği topraklara gidin ve geri dönmeyin!” hitabında bölge olarak neresi olduğu söylenmez ama o toprakların neresi olduğu, Taha Suresi 80.ayette Allah tarafından net olarak açıklanır.
Not: Ayetin peşine doğaçlama yapacağım… ve Ayette neden “Fas” ülkesi sözü bulunduğunu zamanı gelince açıklayacağım. Ki zaten siz yazıyı okuyunca bunun başka bir açıklaması olmadığını da anlayacaksınız.
Taha suresi 80: Ey İsrail oğulları! Biz sizi düşmanınızdan kurtardık ve size Fas’ın sağ yanını vadettik. (Azık olsun diye) üzerinize kudret helvası bıldırcın da indirdik. (Ve Musa size dedi ki? “Allah’ın size bahşettiği topraklara gidin ve geri dönmeyin!” Aksi halde hüsrana uğrarsınız.)
İsrail oğullarına hitaben Hz. Musa’nın ağzından dökülen o gizemli Arz-ı Mevud toprakları, aslında Taha suresi 80.ayeti uyarınca “Fas’ın ülkesinin sağ yanıdır”
Fas ülkesinin sağ yanı derken bu sağ yan neresidir diye haritalara baktığımızda karşımıza bugünkü Cezayir ülkesi toprakları çıkmaktadır.
Evet, farkındayım bu çok büyük bir iddia! Aklınızdan şöyle geçebilir, “Ya bu onun uydurduğu bir iftira ise? Bu adama neden inanalım? Tarihte başka bir örneği olmayan bir iddiaya neden inanalım?” Diye düşünüyorsanız kendinizce haklısınız.
Ben iddiamı somut bir delille ortaya koyacağım ama yapacağım açıklamalar sizi ikna etmek için olmayacak. Ben bunu tarihe not düşülsün diye ortaya koyacağım. İsteyen inanır istemeyen inanmaz. Benim çalışmaların hiç kimse için değil sadece Allah için. Ancak Allah dilerse siz ikna olabilirsiniz. Bu sebeple az evvelki üslubumu ukalalık olarak almayın.
Allah Cin suresi 28.ayette her şeyi sayılarla hesap ettiğini belirtir. O her şey den kasıt ise bildiğimiz ve bilmediğimiz gördüğümüz ve görmediğimiz her şeydir. Buna karşın Kur’an’ı Kerim’de yine aynı halde numaralandırılarak hesap edilip tasarım edilmiştir.
Bu şu demektir. Göklerde ve yerde her varsa, onun karşılığı olacak bilgi, Kur’an’ın anlatım metnine sayısal olarak formüle edilmiştir.
Allah derki; Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Bu kitap size yeter…
Bu sözler insanlığa karşı insanların arasındaki toplumsal sorunları açıklamak üzere odaklıdır. Öyleyse bir toplum ve insanlık sorunu olan Arz-ı Mevud çıkmazı da Kur’an’da olmalıdır.
Allah’ın sözü olan Kur’an’ın içinde şu bilgi yoktur bu bilgi yoktur diye hataya düşmeyin! Kur’an’da insanlığı alakadar edecek toplumsal tüm sorunlar mevcuttur!
Tarih sayfalarını derinlemesine incelerseniz Yahudilerin bu günkü İsrail topraklarından defalarca sürgün yediğini görebilirsiniz. O sürgünlerden en dikkat çekici olan bölgeler, Afrika kıtasında bulunan Fas ülkesi ve Cezayir ülkeleridir. Bu iki ülkede 3.000 senedir varlığını sürdüren Yahudiler vardır.
Onlar Hz. Musa’nın hükmü zamanında gitmedikleri o topraklara, Hz. Musa’dan yüzlerce sene sonra zorlu bir süreç sonrası sürgün yolu ile gönderilmişlerdir.
Yahudileri o topraklardan sürgün edenler ayetlere uygun olarak doğru olanı yapmışken, Yahudileri o topraklara yeniden yerleştirenler ayetlere göre hatayı tekerrür ettirerek büyük bir felakete yeniden yol açmıştır.
Onları sürgün edenler Maide suresi ayetindeki “aksi takdirdehüsrana uğrarsınız” sözünü hayata geçirmiş olurken, günümüzde yine Asya’da kalmak istemeleri onları yeniden uğratacaktır. Bu Allah’ın vaadidir.
Şu andaki İsrail devleti Kur’an’a göre işgalcidir. Kur’an ve tarih bize, Yahudilerin bu işgalciliğinin sonucunun ne olacağını İsra Suresi 8.ayetinde açıkça söylemektedir. Derki: “Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. Bakın! Siz dönerseniz, Biz de döneriz. Ve Biz Cehennemi gerçeği yalanlayan nankörler için hapishane yaptık.“ (Ve sonuçta tabi kihüsrana uğrarsınız!)
Peki, Fas’ın sağ yanı derken, bu fasıklara bahşedilen Fas’ın sağ yanının Cezayir olduğundan nasıl emin olunabilir?
Bunun için önce Hz. Musa’yı takip etmeliyiz. Çünkü Hz. Musa’nın Risalet töreninde Allah ile konuştuğu “doğru yeri” bulursak, ayetlerin neden Fas’ın sağ yanı dediğini anlamış olacağız.
Hz. Musa’nın izinde…
Kasas suresi 44 ayetinde Hz. Musa’nın başından geçenler Hz. Muhammed’e şöyle anlatılır: (Çok dikkat ediniz!) “Ve biz Musa’yı görevlendirdiğimiz vakit sen batı (algharb) tarafında değildin ve buna tanık olanlardan da değildin” denilmektedir.
Bu ayeti hayatınız boyunca defalarca okumuş olabilirsiniz. Peki, hiç düşündünüz mü?
Hz. Musa’nın başından geçenler Hz. Muhammed’e nüzul olurken, Hz. Musa’nın konumu Hz. Muhammed’in konumuna göre nerede kalmalı? Çünkü Allah ayette açıkça “konum” veriyor!
Bu güne kadar o mevkinin hep “Medyen” olduğunu düşündünüz öyle değil mi?
Hadi haritalara bakalım ve ayetteki konumları anlamaya çalışalım.
Geleneksel inanca göre Hz. Musa, Mısırdan kaçınca (mavi renk) Medyen şehrine (turuncu renk) gitmiştir ve orada Risalet görevi almıştır, Fakat şuna bakın ki Medyen şehri bu inanca göre Hz. Muhammed’in batısında değil kuzeyinde kalmaktadır!
Tüm düşüncelerimizi ve inanışlarımızı yerle bir edip, ret eden bu gerçeği anlayabiliyoruz değil mi?
Geleneksel inanca göre Hz. Musa Medyen şehrine gitmiştir. Fakat öte yandan! Unutmayan, yanılmayan ve her şeyi bilen Allah, Kasas Suresinin 44.ayetinde Hz. Musa ile konuştuğu yeri, Hz. Muhammed’in konumuna göre kuzeyde değil BATIDA olduğunu söylemektedir!
Şimdi neye inanacağız? Kur’an’cı olduğunuzu iddia edip geleneksel inanca bağlı kalmayı mı tercih edeceğiz?
İşte bu bir sınavdır arkadaşlar…
Durum bu kadar açıkken, kim yalan söylüyor kim doğru söylüyor?
Hz. Musa ile nerede konuştuğunu açıkça söyleyen Allah’ mı yanılıyor yoksa Dini inançlarımızı şekillendiren ve beynimizi İsrailiyat yalanlarıyla dolduran gelenekçilermi doğruyu söylemektedir?
Karar vermeliyiz, kime inanmalıyız?
Allah yanılmaz ve unutmaz!
Bizim sorunumuz ne! Sorun, Kur’an’ı okuduğumuz gözlerimiz de ve onu anlamaya çalışmayan beynimizde… Çünkü Kur’an’ı okurken o gözlerin ve beynin o anda sana ait değil şeytana ait! İzah edeyim…
Biz gözlerimizle Kur’an okuyoruz fakat okuduğumuz Kur’an’ın “o anda bize ne anlattığıylahiç ilgilenmiyoruz.” Kur’an okuyoruz ama asla ona sorular sormuyoruz, o anlatıyor biz dinliyoruz ama aslında onu dinlemiyoruz!
Bu şuna benziyor. Öğretmen kırk dakika bir dersi anlatır, bütün öğrenciler kırk dakika boyunca o öğretmeni dinler. Ama gerçekten dinleyenler bir iki kişidir ve bu acı gerçek yazılı günü ortaya çıkar.
Kur’an’cıyız diyoruz ama Kur’an’a muhalif yaşıyoruz. İslam inancını savunuyoruz ama Müslümanlığımız İslam’ı yalanlıyor.
Kur’an okurken kovulmuş şeytandan Allah’a sığın sözünün ne anlana geldiğini anladığımız AN her şey değişmeye başlar!
Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınmak demek: “Allah’ın kitabından ayrı biçimde” beyninizi Din adına her kim doldurmuşsa işte o sözlerin sahiplerinden ve onların öğrettiklerinden uzak olmaya niyet etmek demektir.
Kur’an okumaya başlamadan hemen önce şeytandan Allah’a sığınmak demek, beynimizi tüm eski ve kirli düşüncelerden arındırmak ve onları unutmak demektir. Çünkü o anda artık Allah konuşmaktadır. Ondan daha iyi bilip daha iyi anlatan birimi var?
Beyninize format atmadan Kur’an okumaya başlarsak, okuduğunuz ayetleri daha önce edindiğiniz kirli bilgilerle yorumlamak zorunda kalırız. Bu ise Kur’an’ı, beyninizi yanlış bilgilerle dolduran şeytanların (sahtekârların) gözüyle görüp onların düşünce sistemiyle yorumlayacağınız anlamına gelir.
Şeytandan Allah’a sığın sözünü gözünüzle göremediğiniz bir varlıktan kaçınmak amacıyla söylendiğini düşünüyorsanız mitoloji yapmış olursunuz! Kaçınmanız gereken şey etrafınızda dolanan soyut bir varlık değil! Aklımıza yalan yanlış bilgileri dolduran her kim varsa bizzat onlardır!
Onlar şu ayetteki kimselerdir: “DİN yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla mücadele edin” ayetindeki, Allah adına DİNİ kullanıp insanları etkisi altına alanlardır. Hangi din olduğu hiç fark etmez!Hepsinin karakteri aynıdır. Onları tanımak mı istiyorsunuz? Andolsun siz onları görünüşlerinden, davranışlarından ve sözlerindeki eğriliklerden dolayı kimler olduğunu zaten bilmektesiniz.
Bilmeyenler bu açıklama sonrası kimler olduğunu anlasınlar…
Gelenekselcilere (atadincilere) bir meydan okuma! Kasas Suresi 44.ayetini ve ayetin tarif ettiği konumları Kur’an’dan ayrı bir kanıt ile yalanlayabiliyorsanız hiç durmayın, hadi hemen yalanlayın!
Bu yazıyı işyerimde yazıyorum ve tam karşımdaki dükkânın önünde tanıdık imamlardan biri var. Onu işyerime çağırdım ve hiç bilmiyormuş gibi davranarak bu mevzuyu ona sordum:
“Hocam kafama takılan bir konu var. Hz. Muhammed Arabistan topraklarındaysa ve Hz. Musa Medyen’deyse Medyen şehri Hz. Muhammed’e göre hangi yönde kalır?(Kuzeyde kalır)Doğru hocam, kuzeyde kalır. Öyleyse neden Allah, Kasas Suresi 44 ayetinde Hz. Musa ile konuştuğu Tuva vadisini Hz. Muhammed’in konumuna göre batıda olduğunu söyler? Oysa geleneksel inanca göre Medyen şehri, Tuva vadisi, Sina dağı hepsi Hz. Muhammed’in kuzeyindedir. Lütfen beni aydınlatır mısın?
Ne dese beğenirsiniz? (bilmem bakmak lazım) dedi ve kaçtı…
Bilmediğini bende biliyorum bay bay…
Şimdi sohbete Kasas Suresi 30.ayetten devam edeceğim.
Kasas suresi 30- Oraya varınca vadinin sağ tarafında bulunan “kutsal ağacın olduğu noktada” kendisine seslenildi. “Ey Musa! Gerçekten benim. Ben âlemlerin yaratıcısıyım. Güçlü ve egemen olan Allah’ım.”
“Kutsal ağacın olduğu nokta” Evet, bu cümle! O kutsal ağacı bulduğumuz an “Fas” iddiası tam olarak doğrulanacaktır.
Allah’ın Hz. Musa ile konuştuğu yer tamda bu cümlenin içindeki yerdir. O bölge ise Naziat suresi 16. ayette de anılan ve Taha suresinde yine anılıp, ayakkabılarının çıkartması istenildiği “Tuwa” vadisidir.
Hz. Musa’nın konum olarak batıda olduğunu ayet üzerinden net olarak biliyoruz. Şimdi batıya yol alalım ve kutsal bir ağaç bulalım. Ve batıdayız.
Bu bölgenin neresinde olduğunu şöyle izah edeyim. Allah ayette “algharb” diyerek batıyı tanımlamıştır. Yani orası Hz. Muhammed’in konumuna göre güneşin son ışıklarının vurduğu kıtadır. Orası ise bir altta ki görselde batı Sahrayı da içine alan yerdir.
Araplarda ve Arapçada Batı telaffuzu yani (algharb) güneşin son ışıklarının kaybolduğu Afrika kıtasındaki batı topraklarını temsil eder. Fakat bir sorunumuz var! Hz. Musa, binlerce km alanın neresinde olabilir? Batının da batısını tarif eden algharb sözcüğü bizi Fas’a kadar getirdi ama binlerce km alanda tam olarak nereye bakmalıyız?
Rehberimiz Kur’an olduğu için endişeye mahal yok!
Kutsal ağaç ifadesi tamda burada yolumuzu bulmamız için imdadımıza yetişir. Kutsal ağacı bulmak demek gerçek “Tuwa” vadisini bulmak demektir. Tuwa vadisini bulmak demek Hz. Musa’yı bulmak demektir. Hz. Musa’yı bulmak demek tüm bilmecenin çözülmesi demektir!
Tüm dünyada sadece Fas’a özel ve sadece Fas’ta yetişen harika bir ağaç vardır. Bu ağacın eşsizliği onu harika olarak nitelendirir. Tüm ağaçlar arasında bu ağaca atfedilen eşsizliğiyse o ağacı kutsal addeder. Besleyicidir, şifalıdır ve kendi başına Fas topraklarını tüm Dünyada özel bir konumda tutar.
Tin Suresi 1 ve 2: İncirine ve “zeytinine” ve asırlardır var olan Fas’a ant olsun.
O ağacı herhalde herkes en az bir kere görmüştür.
İşte bu ağaç.
Keçilerin üzerine tırmanarak meyvelerini yediği “Argan zeytini ağacı”
Fas’ın Agadir şehrinde Argan yağı üreten “19” Faslı kadın 2009 yılında Argan Ağacı Kooperatifini kurdular. Üzerinde 19 vardır. Argan ağacı “Unesco” tarafından korunma altına alınmıştır. Ayrıca Fas’ın birçok tarihi şehri Unesco tarafından korunma altına alınmıştır. Fas gerçekten coğrafik olarak ve tarihi olarak çok özel bir bölgedir.
Fas ülkesini Dünya haritası üzerinde görelim. Hemen peşinden ise, o muhteşem ayeti okuyalım…
Nur Suresi 35: Allah, göklerin ve yerin “aydınıdır” O’nun münevverliğinin temsili; Kristal bir cam şişe içinde bulunan ışık gibidir. O ışık sanki bir inciye benzer ki o ışıldama, bir yıldız gibi parlar. Ne doğuya ne de batıya da nispet edilemeyen, “kutlu bir ağaçtan” elde edilen yağın ateşlenmesi gibidir. O yağ, kendisine ateş değmese bile ışıl ışıl parlar. Ve Allah, dilediği kimseye münevverliği ile rehberlik eder. Allah insanlara işte böyle örnek verir. Allah her şeyi bilir.
Fas ülkesi haritalarda görüldüğü üzere ne batıdadır ne de doğuda. Ve Argan ağacının neden kutsal sayıldığını ise ayetler ifade etmektedir.
Ayetteki algharb-ı bulduk. Mübarek ağacı bulduk. Şimdi Tuwa vadisine gidelim… Argan zeytini ağacının ana vatanı görseldeki vadidir. Dağında taşında kumunda en kurak yerinde dahi Argan ağacı büyüyebilir. Hz. Muhammed’in konumuna göre tam olarak batıda kalır.
Gelenekselcilerin sözlerinin büyüsü sizi yanıltmasın! Al-mağrip Fas’ıda içine alan Afrika kıtasının batısının tamamıdır. Algharb ise batınında batısını ifade eder. “Alttwr” ise Fas’ın Argan ağaçlarının vadisinin Arapça التطور: (at-taṭawwuru) diye seslenilmesidir. Anlamı ise “gelişmişlik” kat kat, artırılmış vb demektir. Gelişmişlik bakımından üstün olan göze çarpan demektir vs.
Artık size o fasıkların (yahudilerin) gerçek yurdunu göstereceğim. Ayeti yeniden hatırlayalım!
Taha suresi 80: Ey İsrail oğulları! Biz sizi düşmanınızdan kurtardık ve size “Fas’ın sağ yanını” vadettik. (Azık olsun diye) üzerinize kudret helvası bıldırcın da indirdik. (Ve Musa size dedi ki? “Allah’ın size bahşettiği topraklara gidin ve geri dönmeyin!” Aksi halde hüsrana uğrarsınız.)
Şu ana kadar sözlü olarak ifade ettiklerimi sayısal olarak da ortaya koyup bu çalışmayı belgeleyeceğim.
Her şey sayı ile hesaplanıp tasarlanmıştır. Bu referans Allah’tandır. Kendisinin her şeyi sayı ile hesap ettiğini belirtmesi ve Kur’an’ı numaralandırarak kodlaması ilimde derinleşmek isteyenler için ilim kapısıdır.
HİÇ BİLENLE BİLMEYEN BİR OLURMU? Sayısal işlemler…
Fas’ın sağ yanı olarak tarif edilen, “Fasıkların yurdunun” anlatımı 7.surede 5 ayette anlatılır. Bu sayılarla yapmamız gereken hesaplama Fas’ın sağ yanında kalan Cezayir’in koordinatlarına uygun bir veri elde etmek olacaktır.
Unutmayınız! Hz. Musa’nın gidin ve geri dönmeyin dediği o Arz-ı Mevud toprakları “FAS’IN SAĞ YANI” dır.
Konunun geçtiği Sure numarasının 7 olması ve 5 ayette anılması bizim için büyük bir kolaylık sağlar.
7×5= 35 Elde var “35”. Meselenin anlatıldığı ayetler ise 141, 142, 143, 144 ve 145’ tir.
Ayet numaralarını toplama işlemine tabi tutalım 141+142+143+144+145= 715 çıkan sonucun son basamağını bulalım. 7+1+5= 13 1+3= 4 son basamak 4’tür.
Şimdi elde olan sayımız 35 ile 4 sayısını haritalardan koordinat penceresine 35,4 olarak yazalım ve haritaların bizi nereye götüreceğini görelim.
İşte Fas işte Fas’ın sağ yanı işte o fasıkların gerçek yurdu. “35,4”
Gelenekselciler diyor ki “Kur’an okumayın yanlış anlayıp küfre düşersiniz” E o zaman biz ne yapmalıyız? dediğimizde şöyle diyorlar: “(Velilerinize) ulemaya müçtehide ve âlimlerinize (bize) yapışın”
Hocam Kur’an bu konuda şöyle diyor: “Allah’ın size indirdiğine tabi olun. Biz kitabı anlayabilesiniz diye sizin için kolaylaştırdık. Ondan başka hiç kimseyi veli tayin etmeyin, Allah’ın ipine (eline) sımsıkı yapışın.”
Hoca; “Ama Allah imamlarınıza bilenlerinize danışın da diyor!”
Evet hocam diyor. Peki o bilgeler biz değilde; İnsanları İsrailiyat hikayeleriyle uyutan sizlermi oluyorsunuz?
Duyduğum bir şeyi bilmenizi isterim. Bu tür tespitler üzerine gelen bir yorum: “Bu kadar basit değil; iki sureyi beş ayeti yan yana getirip koordinat diyorsun.” Cevap: Onca sözlü anlatımın ardından tamda konuyu anlatan ayetlerden elde edilen sayısal sonuç, mevcut anlatımın üzerine cuk diye oturuyorsa buna o kadar basit denmez. “MÜTHİŞ” denir. Basit olsaydı sizlerde yapardınız. Ama bin yıldır yapamadınız. Hiç düşündünüz mü? Belki de Kur’an hiçte sandığınız gibi zor değildir de (anlayasınızdiye kolaylaştırdık demesine rağmen) anlama sorunu sizdedir. Kıskançlık yapmayın, Allah içimizden biriyle bilgi yolluyorsa bu sen ol ben olayım fark etmez. Örtüşmeli doğru bilgiyi gördüğümüz zaman, saygıyla eğilip hamd ederek “Bu Alllah’tandır” demeliyiz.
Onların (gelenekselcilerin) sana getirdikleri hiç bir örnek yoktur ki, biz (ona karşı) sana hakkı (Cezayir’i) en güzel açıklama tarzıyla getirmiş olmayalım. (Furkan S.33)
Yahudiler günümüzde Filistinlileri Afrika kıtasına göç etmeye zorluyorlar bu çok ironik… Yahudiler ilahi durumu fazlasıyla zorluyor. Bu şu demektir. “Açtığın kuyuya kendin düşeceksin.“
İleride bir zaman onun (Kur’an’ın) gerçek olduğu kendilerine açıkça belli oluncaya kadar hem seyrettireceğiz hem de kendi benliklerinde ayetlerimizi onlara ispat edeceğiz. Rabbinin her şeyin üzerinde tanık olması yetmez mi?
Kesinlikle yeter! Çünkü bu Kur’an şüphesiz en doğru yola iletir.
“Erdoğan Metin”
Bu konu ve bilgiler tamamıyla kuran19.org sitesine aittir.
[…] 15- FASIKLARA VAAT EDİLMİŞ GERÇEK TOPRAKLAR KOORDİNAT İSPATLI […]