
KOZMETİK SONA DOĞRU KOLEKTİF YOK OLUŞTAN KURTULUŞ
Not: Kıyamet sözcüğünün “ayaklanmak” demek olduğunu göz ardı ederek yüreklerde ve akıllarda olan “yıkılışı” tarif etmekteyim.
İnsanlık, binlerce yıldır gökyüzünden gelecek bir “Büyük Final”in hayaliyle yaşıyor. Halk nezdindeki kıyamet inancı; Tüm Evrenin bir kağıt gibi dürülüp yok edildiği, yıldızların sönüp döküldüğü ve her şeyin fiziksel bir yıkımla son bulduğu muazzam bir sahne prodüksiyonudur. Bu inanca göre kıyamet, tüm Evreni kapsayan bir yıkımdır. Oysa hatalı olan bu bakış açısı tüm Evrendeki fizik kurallarının yerle bir olacağı kozmik bir intihardır.
Dinlerin genel öğretisi, insanlara o gün gelip çattığında yeryüzünde ve göklerde canlı tek bir nefsin bile kalmayacağı, her şeyin mutlak bir sessizliğe gömüleceğini sonra yeniden dirileceğini vaat eder. İşte bu yazıda bir kısmı doğru olan bu mantığın kozmik hatasını inceleyeceğiz. Dincilerin çizdiği bu tabloya göre sistem, tamamen çökecek herkes dehşet içinde ölecektir.
Bu “toplu ölüm” beklentisi, aslında insanın kendi liyakatsizliğini ve korkularını tüm evrene yansıtma biçimidir. Bu tuhaf biçimdeki mantık: “Ben öleceksem herkes ölsün” diyen o konforlu çaresizliğin dışavurumudur.
Toplu ölümle sonuçlanan Kıyamet, halkın zihninde iyiyle kötünün aynı potada eridiği, sadece korku ve kaosun hüküm sürdüğü, rasyonel hiçbir açıklamanın yer bulamadığı egzotik bir korku filmi senaryosudur.
Deki; “Allah mı daha iyi biliyor yoksa siz mi?”
Bilgisizlerin Kıyameti bu karanlık ve toptancı yıkım inancı, sistemindeki o çok özel diye tanımladığı istisnaları (yani iyi insanları) görmezden gelir.
Oysa Allah o kıyamet anı için Neml Suresi 87.ayetinde açıkça derki; “Allah’ın diledikleri müstesna”
Demek ki bilgisizler böyle açık bir ayeti ıskalayarak kendileriyle birlikte herkesi de yok etmek istemektedir. Ayeti ıskalamak, aslında bir insanın kendi hedefine varamamış olması demektir. İşte kurtulamayanlar da bu hedefi ıskalayanların ta kendileridir.
Bilgisizlerin Kıyameti: Onların beklediği o karanlık kaos, aslında kendi iç dünyalarının bir yansımasıdır. Allah bir yıkım ustası olabilir ama Allah aynı zamanda bir ayıklama sanatçısıdır. O gün tüm Evren kaotik bir çöplüğe değil, Allah’ın kudretiyle bir laboratuvara dönüşecektir. İyi insanlar kaostan çekilip alınacak kötü insanlarsa kıyamet sahnesiyle yüzleşecektir.
KIYAMETTEN HERKES ETKİLENMEYECEKTİR!
Şayet ata dininin genel inancı doğruysa ve kıyamet toplu bir yıkımsa; Neml Suresinin 87. ayetini nasıl açıklayabilirsiniz?
İşte o ayet-i Kerim: Sur’a üfürüldüğü gün, Allah’ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde kim varsa hepsi dehşet içinde kalır. Hepsi boyunları bükük olarak O’na gelirler.
Bakınız bu ayet kıyametin dehşetinden herkesin etkilenmeyeceğini İSİM vermeden zikreder. Neden isim vermez? Çünkü kimlerin kurtulacağını sadece Allah bilir.
Bu ayeti kendi keyiflerince yorumlayan cahiller, yıkımdan etkilenmeyecek kesimi “Melekler” olarak adlandırır. Oysa Allah “Melekler de demez; sadece ‘diledikleri’ der”
Kıyametin dehşetinden Allah’a sığınırım. Sizde aynıyla dua edin. Çünkü kıyamet sahnesinin içinde bulunmak yeterlilik sınavında kaybedenlerin içinde kalacağı bir yıkımdır.
Kimlerin kıyametten önce Dünyadan ayrılacağını ve o büyük yıkılıştan çekilip alınacağını bilmek istermisiniz? Allah’ın şanı çok büyüktür hiçbir şey O’nun sözünün önüne geçebilecek kuvvete sahip değildir. Kurtulacak olanlar öncelikle ölmüş ve yeniden diriltilmiş olanların içinden olacaktır.
Bu ilk aşamadır. Neden? “Her nefis ölümü tadacaktır” ayeti gereği, ölümsüz bir hayata geçişin ilk aşamasında ölümün tadılmış olması şartı vardır. Peki, kimdir o öldükten sonra diriltilecekler? Allah bize bu sürecin penceresini “Dabbet-Ül Arz’ı” vaat ederken açar. Dabbet-ül Arz 2052 senesinde diriltilip asli görevini yerine getirmeden kurtulacak olanlar da dirilmeyecektir.

2052 senesinde Dabbet-Ül Arz (sözü alınan fani bir adam) diriltilir. Sahneye geçer ve tüm insanlara inançlı inançsız ayırt etmeden Kur’an’ın tüm iddialarını ispat etmeye çalışır. Bu onun vazifesidir. Fakat konforlu alanlarını terk etmek istemeyenler yine de ona inanmaz. Çok az kimsenin inanacağı bu adam o azınlık tarafından canları pahasına desteklenir.
Sonra yeni bir süreç başlar tarihse 2058’dir. Dabbet-Ül Arz “Talut” vazifesiyle Melhame-i Kübra adlı büyük savaşı yönetir. Bu savaşı kazanan Talut, bu kez Mesih sıfatına bürünür. İnsanlara ısrarla anlatmaya çalıştığı ayetlerin gerçek oluşunu, 2061 senesi Allah’ın tüm ölüleri diriltilmesiyle açıkça ortaya koyar ve Mesih olduğu anlaşılır.
“İznimle ölü-ler-i diriltiyordun” ayetinin tecellisi olarak kurtulması gerekenleri Dünyanın dört bir yanından çağırır. İşte bu ilk dalga kıyametten kurtulacak olan ölümlülerin listesidir. Bu listede kimler yokki… Tam anlamıyla yıldızlar geçidi…
Neml Suresi 87 ayetine göre çökecek olan tüm Evren değil minik bir hücresi olan Saman yolu Galaksisidir. Kurtulacak olanlar Galaksi dışına tahliye edilerek kurtarılır. Çünkü artık sistemin başına Allah’ın vaat ettiği SULTAN geçmiştir. O sultanın öncülüğünde kadınlar (cinler) ve erkekler (insanlar) yerin ve göğün bucaklarından geçip çıkabilecektir. Çünkü: “Allah vaadinden asla dönmez.”
Sünnetullah değişmez! Kur’an’daki o meşhur kurtarılma anlatıları tamda böyle bir şeydir. Yunus Suresi 103: “Sonra biz elçilerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Müminleri kurtarmak üzerimize bir borçtur” Bu sistemin değişmez algoritmasıdır. Yani yıkım, seçilmiş olanların üzerine asla çökmez.
Görüyorsunuz ki Allah, tarih boyunca hiçbir değerli kulunu dehşetin içinde bırakmamıştır. ‘İman edenleri kurtardık’ ifadesi, sistemin bir vefa borcudur. İşte 2280’e giden yolda, sizde o büyük ‘Kozmik Tahliye’ listesinde adınızın yazılı olmasını diliyorsanız; Neml Suresi 87 vizesine baş vurmak için Evrene ve Kur’an’a mühürlenmiş olan 19 mühürlü pasaporta sahip olmalısınız.
Lütfen vereceğim linkleri önce sadece kendi aklınıza güvenerek okuyun. “Aklına güven Allah’tan sana yardımcı olmasını dile”. Önce kendini inandır sonra başkalarına anlat…
LİNK: ÜÇ MÜHÜR VE DABBET-ÜL ARZ
LİNK: DABBET-ÜL ARZ + TALUT = MESİH
LİNK: MÜDDESSSİR ÖLÜ ADAMIN UYANIŞI




