Kur’an’da Kadının Örtünme Tarifi
Modern dünya, değişimin ve ilerlemenin hızına yetişmeye çalışırken, bazı inanç sistemlerinin geçmişin gölgelerine hapsolduğunu düşünürüz. Kadınların giyim ve yaşam tarzı konusundaki tartışmalar, bu algının en keskin ve en acı verici örneklerinden biri haline gelmiştir. Oysa ki İslam, bir geri kalmışlık değil, bir ilerleyiş ve medeniyet rehberidir.
Bu yazı, bize insan zihni ile dayatılan kalıpların ötesine geçerek, bir zamanlar en ileri toplumu inşa eden Allah’ın kadınlara sunduğu aydınlık yolu Kur’an ile sorgulamaya davet ediyor. Geleneklerin ve toplumsal dayatmaların kalın perdeleri arkasında unutulan o eşsiz tarifin peşine düşüyoruz: Allah’ın, en modern ve en zarif ahlakı arayan kadınlar için çizdiği o özgür çerçeve nedir?
Medeniyet kavramına dair iki yanlış bakış açısı vardır:
Medeniyeti çıplaklık olarak görenler ve İslam’ı, dincilerin yaşam tarzına bakarak gerici görenler. Her ikisi de yanılıyor.
Bir insanın inancına olan bağlılığı, hayatını ve görünüşünü, evrensel ahlak kurallarına uygun şekilde yaşamasıyla ortaya çıkar. Bu konuda Kur’an, hem ahlak kurallarına uymak hemde modern bir görünüme sahip olmak isteyenler için çok hoş bir tarz sunar.
Kur’an’ın belirlediği ahlaki çerçeve, günümüzdeki birçok anlayışın çok üzerinde zamandan bağımsız bir duruş sergiler. Çünkü Kur’an’ın ölçütleri ahlaki ilkeler üzerine kuruludur ve bu yüzden eskimesi mümkün değildir. Bir toplumu geri bırakan Kur’an değil, bizzat insanların kendisidir.
Örneğin geri kalmak isteyenler için günümüzün bazı gerçekleri: Kur’an’da kadınlar için örtünme adı altında belirtilen kıyafet tanımı, günümüzde “İslam’ın prensibi” gibi uygulanan başörtüsünü ve benzeri giysileri içermez. Erkeklerde sakal ve tarikat tarzı bir giyim kuşamda Kur’an tavsiyesi değildir. Asrı saadet hikayesiyle çağı bin yıl geriden yaşamaya çalışan br toplum, Kur’an’ın değil tarikatlerin ve geleneklerin taşıyıcısıdır. Aapların özellikle çöl bedevilerinin yaşam tarzını “İslam” tarzı sananlar cahilliğin acınası doruğundadır.
Başörtüsü için Kur’an ayetleri ile açıklamalı link: BAŞÖRTÜSÜ:
Başörtüsü meselesi, yanlış bir anlayışın tüm dinlerde hastalık hâline dönüşmüş toplumsal bir ağrısıdır. İslam dini mensupları bu konuda ellerinde açık bir kitap olmasına rağmen aynı hataya düşmüştür. Oysa dünyayı kasıp kavuran örtünme ile alakalı, alttaki üç ayet her şeyi net olarak bildirmektedir. Fakat mensuplar, gerçeği yaratıcının sözlerinden öğrenip uygulamaları gerekirken, tutum, davranış ve görünüşlerini sıradan insanların hayat anlayışlarına göre dizayn etmektedir.
İnsanı yaratan, sonra ona en uygun olanı en güzel tarifile bildiren Allah, gerekli bildiriyi kılavuz kitap Kur’an’da açıkça anlatmıştır. Aslında çok basit bir konu olan örtünme, toplumları bile yok edecek bir hale gelmiştir. Sebebi kim? Allah mı? Yoksa Allah’ın sözlerine kulak asmayıp kula kul olan insanlar mı? Şüphesiz Allah doğruyu söylemiştir.
Kadınlara Modern (Çağdaş) Bir Görünüm Kazandıran Ayetler:
Ahzab Suresi, 59. ayet: “Ey Nebi (peygamber), eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle; onların (sizin eşleriniz olarak) tanınması ve eziyet (taciz ya da saldırganlık) görmemeleri için en uygun olandır. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.”
Nur Suresi, 31. ayet: “İnanan kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, iffetlerini korusunlar ve açıkta olması gereken yerleri hariç, alımlı yerlerini göstermesinler. kıyafetlerini göğüslerinin üzerine kapasınlar. Vücutlarının alımlı yerlerini kimseye göstermesinler;…”
Nur Suresi, 60. ayet: “Kadınlardan evliliği ummayıp da oturmakta olanlar, süslerini açığa vurmaksızın (dış) elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir sakınca yoktur. Yine de iffetli davranmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allah, işitendir, bilendir.”
Ahzab Suresi’nin 59. ayetinde belirtilen, kadınların dış elbiselerini üzerlerine almalarını, sonra bu kıyafet ile toplumun diğer kesimlerinden ayrıştırılması hesaplanmıştır. Dış elbisenin sabit bir tarz ya da renk olmasını gerektiren hiçbir açıklama yoktur.
Dış elbise, dışarı elbisesidir. Yani mevsime göre giyinilecek olan neyse odur. O kıyafet vücudun belirlenmiş hatlarını kapatacak, o hatları deşifre etmeyecek uygun bir kıyafettir. Bu kıyafetlerin tarzı ve renk seçimi kişinin kendi zevkine bırakılmıştır çünkü ayetlerde tarz belirtilir fakat bir “renk” belirtilmez.
Dikkat edilmesi gereken şey, örtülü olması gereken alanların vücut hatlarını deşifre etmeden kapalı olmasıdır. “Şu renk İslam’a uygun, bu renk İslam’a uygun” mantığı hatalıdır. Kapanması gerekli alan kapalı sayılacak şekilde olduktan sonra zevk ve tasarım tamamen kişinin özgür iradesidir. Dinimizde kara çarşaf, burka ve baştan aşağıya kapanma gibi bir emir ya da tavsiye bulunmaz. Özellikle siyah renk, İslam’ın bir tavsiyesiymiş gibi oluşan intiba çok yanlıştır. Çünkü doğa rengarenktir.
Fatır Suresi, 27. ayet: “Allah’ın gökten bir su indirdiğini görmedin mi? Onunla çeşitli renklerde ürünler çıkarırız. Hatta dağlarda bile beyaz, kırmızı veya rengârenk katmanlar vardır. Kargalar ise siyahtır.”
Yaratma sanatı rengârenk olan bir yaratıcı, kuluna en güzel olanı tavsiye eder. Neden siyahı, kavgacı bir rengi yakıştırsın ki? Siyah, karanlıktır, ruhsuz, küskün, yorgun bir renktir. Hatta renk bile değildir. Fakat, sevilen bir renkse ve giyilmek isteniyorsa giyinilir, ama bunu Kur’an’ın emri, İslam dininin bir gereğiymiş gibi lans etmek olmaz.
İslam, uyumsal bir ahenk içinde kalabilmeyi öğütler! “Allah katında din İslam’dır” demek, tutum bakımından borcunuz, ahlaklı ve düzgün olmaktır demektir. Bunun için Beyyini Suresi 5.ayet tam bir ölçüdür. “Oysa onlar, Dini sadece O’na (Allah’a) halis kılan hanifler (şekşiz şüphesiz iman edenler) olarak, ancak Allah’a kulluk etmek, vazifeyi dosdoğru icra etmek ve vergilerini vermek dışında bir emre tabi tutulmadı. İşte en doğru din budur.” Görüyorsunuzki gerçek Din bu kadar nezih ve mükemmeldir.
Üstteki görseller ilgili kişilere bir fikir olabilmesi açısından, Kur’an’a uyum sağlamış modern bir kadının temsilidir. Bu sadece temsildir; isteyen herkes yukarıda anlatılan çerçeveye uygun giyim tarzını seçebilir.
NOT: Bu anlatı; Kur’an’ın sadece “iman etmiş kadınlara” yönelik bir tavsiyesidir ve mutlak bir irade serbestliğine dayanır. Unutulmamalıdır ki; hiç kimse üzerinde inanç temelli bir baskı uygulanamaz!
Yaratıcı, insana “özgür irade” bahşederek her bireyi kendi yolunu çizmekte serbest bırakmıştır; dolayısıyla sorumluluk da tamamen bireyin kendisine aittir. Kur’an’ın temel yasası nettir: “Hiç kimseye bir başkasının günah/ceza yükü yükletilmez ve inançta zorlama yoktur.” Toplumsal ahlakın ve huzurun korunması; kişilerin, tarikatların veya cemaatlerin “ahlak bekçiliği” yapmasıyla değil, ancak demokratik bir hukuk devletinin evrensel ahlaki ilkeler ve yasalar çerçevesindeki hakemliğiyle mümkündür. Din, bireyle Yaratıcı arasındadır; kamusal düzen ise hukukun güvencesindedir.
“Erdoğan Metin”
www.kuran19.org