
Atalarınızla sohbet etmeye hazır mısınız?
Tarih boyunca, insanlığın en büyük sırrı ölüm ve sonrasında gelecek olandı. Her inanç, bu kaçınılmaz sona dair bir umut, bir vaat fısıldadı. Ancak ya bildiğimiz her şey sadece bir başlangıçsa? Ya yeniden diriliş, kıyametin son durağı değil de, bu dünyada çoktan gerçekleşmiş veya gerçekleşmek üzere olan bir mucizeyse?
Bu yazı, Kur’an’ın ayetleri ışığında, bilimin ve aklın sınırlarını zorlayan bir gerçeği inceliyor. Gelin, atalarınızın sandığı gibi yok olmak değil, bir teknoloji ve ilahi bir formül ile yeniden hayat bulmak üzere kodlanmış olduğumuzu Kur’an’ın bize fısıldadığı çarpıcı ayetlerle birlikte keşfedelim.
Biz elçileri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gönderdik. İnkarcılar, gerçek olanı sahtesiyle ortadan kaldırmak için gayret ediyor. İşaret ve mucizelerimi alaya aldılar.
Konumuz, kıyametten önce “Dünyada” yeniden dirilmek.
Bilindiği üzere “yeniden dirilme” bir çok din anlayışında inanç esasıdır. Diriltilme yeni bir zamanda yeni bir hayatın olacağına kesin güvenilen bir ertesi hayat anlayışıdır.
Peki henüz bu hayattayken ve henüz ertesi hayat gelmeden önce, ölen kimselerin yeniden diriltimesi mümkün müdür? Mesela dünyaca ünlü bilim adamı Einstein yeniden diriltilebilir mi?
Ya cesedi korunmuş herhangi bir devlet adamı? Ya da mumyalanmış Firavun ailesinden herhangi bir ceset?
Ne dersiniz? Acaba insanlar ilk halindeki gibi aynı zihinle hayata döndürülebilir mi?
Birgün karşında ölen dedenizi görseydiniz tepkiniz ne olurdu? ”hayal mi görüyorum yoksa bu çarpıcı bir hile” der miydiniz?
Ne dersiniz bu iddianın olabilirliği var mıdır?…
Sizlere evet bu mümkündür desek!
“Allah dilemedikçe kimse ölemez”
Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, onların delilleri: “Eğer doğru sözlüler iseniz, haydi Atalarımızı getirin” demekten başkası değildir.
Bu ayeti aklınızda tutun!
(1)
…İbrahim ile Allah konusunda tartışmaya giren kişiyi görmedin mi? Hani İbrahim: “Benim Yaratanım diriltir ve öldürür” demişti. O kişi ise: “Bende öldürür ve diriltirim” demişti. İbrahim şöyle dedi: “Şüphe yok, Allah Güneş’i doğudan getirir, sen onu batıdan getirebilirmisin” deyince, o inkarcı ööylece afallayıp kalmıştı.
Dikkat ediniz! Ayette ne Allah ne de İbrahim o kişinin, (bende ölüleri diriltirim) sözüne bir itirazda bulunmamıştır. Aksine konunun önü açık bırakılmış ve akıl sahiplerinin anlaması için olduğu gibi aktarılmıştır.
Kişiyi diriltebilmek Allah ile aynı güce sahip olabilmek anlamı taşımaz! Ayetlerde de göreceksiniz ki ölen birisinin tekrar diriltilmesine dair amaçlanan şey, Allah’ın belirlediği bir zamanda, vaat ettiği şeyin hakikat olacağının spoileri verilmesidir.
Bir şeyin oluşması için gerekli formülü sadece Allah belirlemiştir. Allah her şeyin arkasındaki görünmez eldir o bizzat her şeyin sağlayıcısıdır. İnsan’ın sanatkarı Alah’tır. Şimdi kullanacağım ifadeye dikkat ediniz.
İnsan icadı Allah’a aittir. Yani patent sahibi Allah’tır. Peki, Allah kendi sanatı üzerinde oynanmasına neden karışmıyor? Çünkü insan kendini geliştirmekle yükümlüdür. Allah insana bizzat kendi nefesini üflemiştir. İnsan insan bile yapabilir. Ama bu insanı yaratıcı yapmaz taklitçi yapar.
Yazının bina edildiği ayet: “bizi iki kez öldürdün iki kez dirilttin” ayetidir. Bu ayetin birde sonrası vardır ki içler acısıdır. İşte bu içler acısı sonraki cümle yapılan deneylerin başarılı olamayacağını ifade eder.
Bende diriltirim sözünün arkasındaki gerçek güç, Patent sahibinin kim olduğunun gösterilmesi adına, Allah güneşi doğudan çıkarıyor hadi sende batıdan çıkartsana, sözcüğünde belirir. O kişi gerçek kuvvetin Allah olduğu hakikatiyle yüzleşince afallayıp kalmıştır.
İnsanlar insanları diriltebilir ki Kur’an bunu bir çok ayette açıkça belirtir. İbrahim’in konusunda geçtiği gibi, Musa kıssasında anlatıldığı gibi vb. örnekler vardır. Hz. İbrahim’in kesip parçaladığı kuşlarda da benzer bir geri getirme vardır. Öyleyse diriltmek insan için imkansız değil sadece bir sırdır.
(2)
Hani bir kişiyi öldürmüş ve suçu birbirinize atmıştınız. Oysa Allah gizlediklerinizi açığa çıkaracaktır. Bu sebeple: “Ona (ölüye) bir parçasını yamayın” demiştik. Böylece, Allah ölüleri diriltir ve size ayetlerini gösterir; ki akıllanasınız (nasıl yapıldığını öğrenesiniz.) (Bakara Suresi, 73)
Bu ayette ölüye, kesilen hayvanın bir parçasının yamanması, genetik kopyalamanın habercisidir. Arapçasında “Vurun” cümlesi bir şeyi bir şeyin üzerine yamalamak manasına gelir. Bu günkü bilgimizle anlıyoruz ki genetik kopyalama mümkündür. Ayet bize bunun gerçek bir hadise olduğunun haberini vererek, Allah ölüleri diriltir ve Allah size ayetlerini gösterir, demiştir.
Klonlama tekniği ne demektir? Klonlama, temel olarak, herhangi bir şeyin aynısının kopyalanması anlamına gelmektedir. Klon ise; tek bir bireyden eşeysiz üreme yoluyla üretilmiş, genetik yapısı birbirinin tıpatıp aynı olan canlı topluluğuna karşılık gelen bir biyoloji terimidir ve kısaca “cl.” simgesiyle gösterilir.
(3)
“Gerçek şu, ben size Sahibinizden bir ayetle geldim. Ben size çamurdan kuş biçiminde bir şey oluşturur ve içine üflerim, o da Allah’ın izniyle kuş oluverir. Ve Allah’ın izniyle doğuştan kör olanı, alaca hastalığına tutulanı iyileştirir ve ölüyü diriltirim. (Ali İmran S.49)
Ayetin anlatım sonunda diriltirim vurgusunda kesin bir ifade vardır okuyucunun dikkatini çeker. İsa üzerinden anlatılan bu bilgiler zincirinde: 1 sıfırdan bir canlı biyolojik kuş yaratımı yapılacağının ön anlatımıdır. 2: ÖLÜYÜ DİRİLTİRİM bildirisi, İbrahim tartışmasındaki ÖLÜYÜ DİRİLTİRİM, bilgilendirmesi ile aynı ifadedir.
Hz. İsa’nın Bakara S. 87 ayetinde ölüleri nasıl dirilttiğinin sırrı verilmektedir. O ayet: Ve Andolsun Musa’ya o kitabı verdik ve arkasından birtakım elçiler ile de teyit ettik. Meryem oğlu İsa’ya ise apaçık mucizeler verdik. Üstelik onu dna’ ya yaşam veren kutsal nefes ile destekledik. Siz, arzularınıza göre hareket etmeyen her Elçiye kafa mı tutacaksınız? Onurunuza dokunduğu için onların bir kısmına yalancı diyecek bir kısmını da katledeceksiniz öyle mi?
Arapçasında وايدناه بروح القدس olarak geçen fonetik olarak ‘vaydnâhu birûh alguds’ olarak seslendirilen sözcükler, dikkatli bakıldığında şaşırtıcıdır. Sözcükler hece hece incelendiğinde “ey-dna-hu” ifadesini seslendirdiği görülmektedir. “DNA” ya nüfuz eden seslenme anlamına gelen bu anlatımın, Hz. İsa’nın ölüleri diriltme esnasında söylendiğini görüyoruz.
Evet, biz modern insana göre dna sözcüğü MS 20. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Oysa bu söz ilkin Kur’an’da Hz. İsa’nın diliyle seslendirilmiştir. Üstelik Hz. Muhammed’ ten çok önceleri yaşayan Hz. İsa zamanında, “İsa’nın ölüleri diriltmesi” mucizesinde geçer. Bakara Suresi 87 ayeti tıp bilimi ile ele alınması gereken İlahi bir öğreti içeriyor! 19 hertz ya da katlarının, örnek 38, 57, 76 vb. ses frekansı ile DNA’ya müdahale edilebileceğinin sırrı bu ayette veriliyor olabilir.
Anlaşılan bunun bir formülü var. Bu formüle ulaşılması durumunda ölen birinin tekrar hayata döndürüleceği kaçınılmaz bir gelecek vizyonudur. Bu diriltilme olayının kolaylığı ayette doğuştan kör olanı iyileştirme, alaca rahatsızlığı gibi sorunların halledilmesine kadar aynı kolaylıkla ifade edilmiştir. Öyleyse bir ölünün diriltilmesi diğer sorunlar kadar kolay bir şeydir. Doğru yapıldıktan sonra zor olan bir şey mi var?
(4)
Kâfirler, “Allah ölen kimseyi diriltemez.” diye en kuvvetli yeminleriyle Allah adına yemin ettiler. Hayır, ölüleri diriltmek, Allah’ın kendisine karşı bir vaadidir. Ancak insanların çoğu bunu anlayamaz. Allah ölüleri diriltecek ki, o kâfirler, hakkında ihtilaf ettikleri şeyle karşı karşıya kalsın. Ve böylece inkâr edenler kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler. Nahl S.38-39
Nahl Süresinin bu iki ayet kıyametten önceki bir diriltilme hakkında harika bir içeriğe sahiptir. Gerçeği inkar edenlerin inkar ettikleri şey ile, nasılda yüzleştirileceğini, sonrasında birer yalancı durumuna düşürüleceği anlatılmaktadır. Bu diriletme **”Dabbet-ÜL Ard”** dır.
Enteresan bilgiler veren bu iki ayeti biraz daha inceleyelim.
İnkarcılar şöyle söylemekteler. (Ölen biri tekrar diriltilemez bu bir yalan) iddialarına öyle bir sarıldılar ki bunun doğru olmadığına inandırmak için yaratıcının adını da anmak suretiyle ikna edici büyük yeminler ettiler.
Bu tutumların karşısında Yaratıcı ise ölülerin diriltilmesinin kesin bir karar olduğunu, bunu “bilen kişinin ise çok az olduğunu” söylemektedir.
İhtilaf ettikleri şey ile onları dünyadayken karşılaştırmasını ve bu olayın vukundan sonra nasılda bir şaşkınlık içinde kala kalacaklarını, ayette şimdiki zaman dili kullanarak kıyametten önce gerçekleşeceğini söyler.
Şayet kıyametten sonrası için olduğu düşünülürse bu hatalı bir bakış açısı olacaktır. Kıyametten sonraki diriltilme istisnasız herkesin dirilmesidir. O süreçte artık bir ispata gerek olmadan herkes kendisinin konumunu otomatikman bilecektir. Kıyametten sonraki diriltilme kaçınılmaz sonuçtur ve herhangi bir ispat için değildir.
Bu iki ayet Allah kabirlerde olanı asla diriltmez diye yapılan iddiaların birer yalan olduğunu, korktukları şeyin başlarına nasıl geleceğini göstermek için yapılan açık bildiridir.
(5)
O ölüden diriyi çıkarır ve diriden ölüyü çıkarır,..(Rum S.19)
Bu ayete genel düz mantıkla bakılırsa, insanın topraktan canlı bir varlık olarak çıkarılması, sonra onun ölümünün gerçekleşip başka bir formda hayata tutunması olarak algılanır. Bu mudur? Birde şöyle bakmayı deneyelim çarpıcı bir bilgiye şahit olalım.
Burada iki farklı diriltilme haberi verilmektedir.
1 Ölüden diri çıkarılması: Ölen birinin genetiğinden kendi hücre çekirdiğinde saklı olan birinin DNA kodu ayıklanarak “maktulun” yeniden hayat bulması. Ölüden diri çıkarmak: Bir MUİD (Yeniden İnşa) işlemidir. Beden ve toprak “devasa bir harddisk” tir.
2 Diriden ölünün çıkarılması: Yaşayan birinin hücre çekirdeğinden öldürdüğü kişinin ya da kişilerin DNA’sı ayıklanarak “maktulun” yeniden hayat bulmasıdır. Diriden ölü çıkarmak: Bir ADALET işlemidir (Suçluyu maktulle yüzleştirir).
Derinlik Notu: Ayetteki “Diriden ölüyü çıkarır” ifadesi, sadece biyolojik bir döngü değil, aynı zamanda “Atomik Hafıza” ve “Kuantum Kayıt” hakikatidir. Bu, yaşayan bir failin hücre çekirdeğinde, bizzat katlettiği maktulün frekansını (yaşam anılarını) taşıdığı anlamına gelir. Modern adli tıbbın ötesinde bir gerçeklik olarak; işlenen hiçbir suç evrende kaybolmaz, aksine failin DNA katmanlarına bir “Negatif Kod” olarak mühürlenir.
“Yapay Zekaların” hakim olduğu teknolojinin zirve sayıldığı bir çağ, bu saklı verilerin atom altı düzeyde ayıklanarak (extract), maktulün hakikatini bizzat failin varlığından söküp alacağı bir **“Adalet Teknolojisi”**nin habercisidir. İnsan bedeni sadece bir biyolojik kılıf değil, herşeyin atomik düzeyde kaydedildiği bir veri bankasıdır. Ayet: Nur Suresi, 24. Ayet
“O gün dilleri, elleri ve ayakları, yapmış oldukları şeyler hakkında kendilerinin aleyhine şahitlik ederler.” (Yevme teşhedu aleyhim elsinetuhum ve eydîhim ve erculuhum bimâ kânû ya’melûn.)
Özellikle “eller, diller ve ayaklar”ın anılması yabancı DNA verilerinin hapsedildiği terminaller olarak tanımlanmasıdır.
(6)
…Bunun üzerine Allah onu yüz sene ölü bıraktı, sonra onu diriltti. (Ve ona) Dedi ki: “Ne kadar kaldın?” O: “Bir gün veya bir günden az kaldım” dedi. “Hayır, yüz sene kaldın, böyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak, yok olmuş. Bacaklarına bak! Sen insanlara ibret belgesi olacaksın. Kemiklere de bir bak nasıl bir araya getiriyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz?” dedi. O, kendisine (bunlar) açıkça gösterildikten sonra dedi ki: “Anlıyorum ki gerçekten Allah’ın her şeye güç yetirendir.” (Bakara Suresi, 259)
Burada da başka bir mucize vardır. Henüz Dünya halindeyken ölen birinin yeniden diriltilmesi yine örneklerle anlatılmıştır, bir çok ayette kendilerinin ölümünden sonra yeniden diriltildiğini anlatan çok konu vardır. Öyleyse ölen birinin yeniden diriltilmesi zaten olan ve tekrar olacak olan bir şeydir. Dikkatinizi çeken bir şey oldu mu? diyor ki, (bunu yapmamız seni insanlara ibret-belgesi kılmamız içindir) İnsanlar Kur’an’ın iddiasıyla böyle bir şeye şahit edilecekler.
Şuraya not düşeyim. Ben bu adamı bilimden önce burada Kur’an ayetiyle belirtmiştim.
(7)
“Ve onlarda sizin de sandığınız gibi, Allah hiç kimseyi asla diriltmeyecek diye sanmışlardı.” (Cin Suresi, 7)
İfade çok açık değil mi? Eskiler gerçekleri kavramada hatalı olup yanlış hükümler vermiş, bugünde değişen pek fark yok. Bugünde birileri aynı düşünce üzerinde hatalı bir tutum içindeler. Allah bunu tekrar tekrar zaten yaptığını ve yine yapacağını oldukça fazla ayette ifade etmiştir.
(8)
Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, onların delilleri: “Eğer doğru sözlüler iseniz, atalarımızı (diriltip) getirin” demekten başkası değildir. (Casiye S, 25)
Casiye süresinde Atalarının diriltilmesini isteyen kişiler? artık sizlerde gerçekleşmesi zamansal bir süreç olan anlık bir mesele olan ölülerin diriltilmesi konusuna şahit oldunuz mu?
İkna olmadıysanız bu ayetteki >İKİ kez öldürdün İKİ kez dirilttin< itirafı ikna olmanızı sağlar.
(9)
Diyecekler ki, “Sahibimiz, bizi iki kez öldürdün ve iki kez dirilttin. Şimdi günahlarımızı itiraf ettik. Buradan bir çıkış yolu var mı?” (Mümin S.11)
***
Enerji için gerçekte ölüm diye bir şey yoktur. Ve ölüm yok olmak demek değildir. Bir ölüyü diriltebiliriz. Allah bunu mümkün kılmaktadır. Aynı olayı İsa ve Musa, İbrahim ve Firavun kıssalarında açıkça görürüz. Onların toplumunda bir ölünün diriltilmesi bilinen bir tekniktir. İbrahim kıssalarında birisi, İbrahim’e “Ölüleri bende diriltirim” demektedir. Düşününki o kişi dahi bu sırrı bilmektedir.
Kur’an’da bu işlemin sırrı kesin olarak var ama tek sorun, hangi frekans aralığı kullanıldığının bizim uygarlığımız tarafından henüz bilinmiyor olmasıdır. Yalnız teknolojik gelişmeler bunu irdelemekte ve başarılı sayılacak girişimler sunmakta. Anlaşılıyor ki bu durum çokta şaşırılacak bir olay değildir. ASIL ŞAŞIRILACAK OLAN ŞEY, ölülerin bir daha asla diriltilemeyeceği düşüncesidir. Bu ayet suçluların suçlarını çekmesi için diriltileceğini suçlu bulunduğu ispatlandığında işlemiş olduğu suç oranınca defalarca “idam” edilip yeniden diriltileceğini anlatır. Şu cümle olayı özetler:
“Suçlarımızıda itiraf ettik” Demekki bu işlem suçluların üzerinde uygulanacak olan bir uygulmadır. Bunlara çokda uzak olmayan bir gelecekte şahit olacağımıza inanıyorum.
Artık atalarınızla sohbet etmeye hazırsınız.
Kim bilir belki de bu yazıyı okuyanlardan birileri şahit olsunlar diye tekrar diriltilecekler listesindedir. Başarılar…
O halde siz, kulluğunuzu Evrene halis kılarak olarak hep O’na yalvarın. İsterse kafirler bundan hoşlanmasınlar. O, dereceleri yükselten Arş’ın/Dönencenin sahibi Evrendir. Ve O, buluşma gününün dehşetini haber vermek için kullarından dilediği kimseye emrinden bilinç indiriyor. (Mümin Süresi 14-15)
“Unutmayın; toprak sadece bir mezar değil, devasa bir ‘Harddisk’tir. Allah o diski 2052’de 38.114 hertzlik bir komutla yeniden ‘Boot’ (Başlatma) edecektir.
2052 MÜHRÜ AKLINIZDA KALSIN.
Allah mükemmel yaratır. Hazır mısınız?“
“Erdoğan Metin”






Allahını rahmeti ve selamı uzerinize olsun.
Allah razı olsun insanlari uyardıgınız için.
[…] İNSANLAR (belli kimseler) ahiret sonrası diriltilme hadisesine inanmıyor. Bu sebeple insanlara böyle bir hakikat ile ahiret sahnesinin bir ön gösterimi sunulacaktır.Yeniden diriltilme mevzusu için sitede fazlaca yazı var. Linklere bakınız: LİNK: İNSAN VE YARATILMA LİNK: DİRİLTİLME […]
[…] Ruh Kodu olan 38.114 frekansını deşifre etmiş ve KLONOİDLER manifestosuyla insanın ebedi dönüşümünü muştulamış bir kul olarak; insanlık tarihinin […]