KUR’AN

Kur’an: İlahi bir Kuram
Kur’an kelimesine bugüne kadar birçok anlam yüklendi. Kur’an kelimesine sözcük anlamı olarak “Toplayan, Çatı, Okunan şey veya Okumak” gibi anlamlar verilse de, Kur’an’ın ismini tam olarak tanımlayan bir sözcük arayışı devam etmektedir. Ben de bu arayışta, Kur’an’ın içeriğini en iyi şekilde yansıtan kelimenin “Kuram” szcüğünü olabileceğini düşünüyorum. Kur’an’ın içeriğini en iyi şekilde yansıtan Kuram sözcüğünün geldiği manalar, karşılıklı olarak birbirini tanımlayan anlamlı duruşları ile birbirlerine denklem olabileceğini gösteriyor.

Peki, Kuram nedir, ne demektir?
Kuram; gözlem, varsayım ve yasalarla belirlenen bilgilerin, düşünsel olarak kurgulanmış genel bir düzenlemesidir. Sistemli bir biçimde düzenlenmiş yasalar bütünüdür. Bu tanım, Kur’an’ın kendi yapısını ve içeriğini şaşırtıcı bir şekilde anlatır. Kur’an da tıpkı bir kuram gibi, uygulamalardan bağımsız olarak ele alınan, hem somut hemde soyut bilgiye dayalı ve belirli bir konudaki düşüncelerin bütününü barındıran ilahi bir eserdir. Kur’an ismi için benim favori sözcük önerim Kuram sözcüğüdür.

Kur’an kitabı üzerine yorumlarım.

Kur’an ve Kur’an’ın anlatım dili üçlü strateji:

Kur’an bu özelliği ile tüm kitaplardan ayrılmıştır. Çok boyutlu yazı dili kullanılan Kur’an dilinin farkı, kendisini okurken zihinlerde hem sesi hemde görseli aynı anda canlandırma özelliğine sahip olmasıdır.

Kur’an, tek boyutlu bir metin değil; her bir kelimesi “Evrensel Bir İşlemci” için tasarlanmış çok katmanlı bir yapıdır. Bu yapı; Lafzi Anlam (Dış Yüzey), Fonetik Titreşim (Frekans) ve Sayısal Kod (Çekirdek Veri) olmak üzere 3 temel sütun üzerine inşa edilmiştir. O uçsuz bucaksız ilim, bu katmanların arasındaki **”Çoğul Geometri”**de gizlidir. Tabiri caizse Kur’an, ilahi bir “RAR” dosyasıdır; her bir harfin oluşturduğu sözcükler, üç katmanla açılmayı bekleyen devasa veri paketlerini barındırır.

Lafzi Anlam ( Dış Yüzey ): Oyuncuların takıldığı, sadece harfleri gördüğü kabuk.
Fonetik Titreşim (Frekans): Okunduğunda nükleer hücre yapısını etkileyen ses dalgası.
Sayısal Kod ( Çekirdek Veri ): 1938577695114 ÷ 19 = 102030405006 Evrenin kusursuz matematiksel düzeni Kur’an’ın sayılarla kodlanmış olan dizaynında saklıdır.

Mantık diliyle okuyan her kişiyi enteresan bir çekim kuvvetiyle kendine bağlar. Kur’an dilindeki tasvirler, isim arketipleri, tüm zaman farkları ve sırları gözetilerek örtüşmeli (müteşabih) olarak bilinç dahilinde işlenmiştir. Kitabın sırlarını anlamak için sayısal kodlamasına sadakat gösterilmesi mecburidir. Örnek: Hz.Musa ve Firavun kıssasında herkes 2.Ramses’i o meşhur Firavun sanır. Oysa o meşhur Firavun 6.Henedanlıktaki 1.Pepi’dir. Çünkü bunu sözler değil “rakamlar” ispat eder.

“Musa ve Firavun Senkronu”
Sayıların Mantığa verdiği istikamet!

Kritik Uyarı: Kur’an’ın sayısal kodlamasına sadakat gösterilmemesi tarihsel simülasyonun içinde kaybolmasıya sonuçlanır. Ne büyük bir aksiliktir ki; Firavun’u 2. Ramses sananlar, onun karşısındaki nükleer güç olan Hz. Musa’nın gerçek kimliğini bir türlü teşhis edemezler! Çünkü Ramses tarihinde Ramses’in karşısında Musa gibi nükleer bir şahsiyet yoktur. Oysa ‘İlahi Kuram’ın sayısal anahtarlarıyla bakıldığında; 1.Pepi’nin karşısında ‘Akadlı Büyük Sargon’ olarak kazınmış o muazzam nükleer irade olan Hz. Musa’yı bulursunuz. Firavun Pepi ile Büyük Sargon (Musa) arasındaki o 27 ve 33 sayısal mühürler, Kur’an’ın sadece bir geçmiş anlatısı değil, her bir rakamı nükleer birer koordinat olan ‘Kozmik bir Navigasyon‘ olduğunu tesciller. Biri ıskalanırsa, hakikatin tüm nükleer zincirini kopar ve yanlış Pramit’e beddua edilir…

Kur’an kitabında anlatılan konuların ve karakterlerin, tasvirlerle anlatılan misallerin bizimle bağlantılı olan içeriklerinin bizi neden ilgilendirdiğini anlamak için, anlatılan konunun kendi zaman dilimimizde yaşanan aktif halini görebilmek gerekir. Kur’an’daki olayların anlatımında kullanılan dil Evrenin dilinden bilindik hiyerarşinin 3 temel sütun ile aktarılmasıdır.

“Tarih tekerrürden ibarettir” sözünün Kur’an’daki karşılığı, “Allah’ın davranış yasasında herhangi bir değişiklik bulamazsın” ayetidir. Bu ayet bize Kur’an’daki olayların ve karakterlerin sadece geçmişe ait masallar olmadığını gösterir. O anlatılanlar tekerrür yasası dahilinde ise, günümüz tarihinde de aktif halde tekrarlanan hiyerarşinin ve davranış yasalarının birer anlatımı olmalıdır. Bu nedenle, Kur’an’ı sadece bir ders çıkarma kitabı olarak görmemek, onu tıpkı bir fimin senaryosu gibi algılamak gerek.

Bir filmin senaryosunu okuduktan sonra izleyenler ile senaryoyu okumadan izleyenler filme aynı gözle, aynı sesle ve aynı dakika aralığı ile bakamazlar. Senaryoyu okuyan kaçıncı dakikada ne olacak, hangi sahne hangi sahneye bağlanacak, hangi karakterler filmin taşıyıcısı vs. bilirler. Kur’an bu mantığı şu ayetle ifade eder: “Hiç bilenle bilmeyen bir olurmu? Bilenlerin senaryoya hak ettiği gibi bakanları olduğunu da şu ayette belirtir: “Kendilerine verdiğimiz kitabı “gereği” gibi okuyanları iman ederler

Kur’an’da benzetmeler yolu ile anlatılan herşeyin, tekrar yasasına binaen günümüzde bir karşılığınn mutlaka olması gerektiği bilincinde olmalıyız. Örneğin, Kur’an “Firavun” dediğinde, güncel hayatta bunun karşılığı padişahlık, başkanlık veya diktatörlük olabilir. Bu isimleri ve tasvirleri çözemeyenler, “Allah’ın tüm bunları ders çıkarımlı masallar olarak anlattığını” sanırlar. Oysa anlatılanların benzer versiyonları, görünürde her an aktif sahnede yine yer almaktadır. Müteşabih (benzeşmeli) ayetler, zaman ve mekân farkı gözetmeksizin evrensel tekrarları bünyesnde barındırır.

3 temel sütun bilincinde okursanız; Kur’an, bu üç sütunla okuyucunun zihninde sadece bilgi değil, Görsel ve İşitsel bir Simülasyon (Senaryo) oluşturur. Şayet 3 temel yasa görmezden gelinirse gözlemci (şahit) değil oyuncu (bırak eylensinler) olarak kalmaya devam eder.

Gözlemci (Şahit): Senaryoyu elinde tutan, olayların neden-sonuç ilişkisini (İlahi Kuram’ı) anlayan, sahnenin dakikasına göre bilinçli bir hazırlık yapandır. O kişi sahnenin dışına çıkıp “Hakikat”i izleyendir.

Oyuncu (Bırak Eylensinler): 3 sütunu görmezden gelip sadece kelimelerin yüzeyinde “oyalanan” kişidir. Onlar için hayat, düzensizce oynanması gereken bir tiyatrodur. Kur’an’ın tabiriyle “oyun ve eğlenceye” dalarak asıl vazifelerini (Vazifeli protokolünü) unuturlar.

Kur’an sırlarının kendinize açılmasını istiyorsanız Kur’an’ı okumaya başladığınızda:”Tüm beşeri düşüncelerden Evrene (Allah’a) sığınırım.” demelisiniz. Ama bu giriş cümlesine Kur’an’ı okuduğunuz süre boyunca sadık kalmalısınız. BU sadakat daha önce öğretilen tüm beşeri bilgileri terk etmekle devam ederse nihayete erebilir. Aksi taktirde Kur’an onu okuyan için Allah’ın masalı olmaktan öteye geçmez. Kuram: “Sistemli Yasalar Bütünü” kitabının taşıyıcısı ve hayatın gözlemcisi olmanız dileğiyle…

“Erdoğan Metin”

www.kuran19.org

1 Yorum