Merhaba değerli kişiler!

Daha önce bu linkten verdiğim Kuran çevirisini yayınlama bilgisi sözü, söz verildiği üzere tarihler tam olarak 23/09/2021 i gösterirken aynı link üzerinde ilginize sunulmuştur. İlgililere başarılar dilerim.

Bir giriş bildirisi olarak düzenlemeye çalıştığım bu önsöz, şahsımın değil, Kuranın Ruhunun seslenişidir.

Kuran, tam olarak 1413 sene evvel ve tarih tam olarak 23/09/608 senesini gösterirken, 23 sene süren bir vakitte, Muhammet 38 yaşında iken ona bildirilmiştir ve Muhammet 61 yaşında iken vefatından hemen önce, 631 senesinde tamamlanmıştır. Üzeri örtülerek size kadar gelen Kitap, tarih tam olarak 23/09/2021 senesini gösterirken ‘ilk günkü sesiyle’ şimdi size seslenmektedir.

Size özel sunulmaya başlanan bu Kitap, tarihin, hayatın, tekerrür ve Evrensel düzenin gerçekleri üzerinedir. Kitabın amacı, sizlerin hayat anlayışınıza rehberlik etmesi ve sizi, en doğru sonuca ulaştırması içindir. İşleniş biçimi, hayatın birebir hakikatleri üzerine olup, tamamı sizin anlayacağınız dilde hazırlanıp yayınlanmış olmasıdır.

Az sonra tarihin mantığın ve sayıların birbirini ahenk içinde tanımlamak ve tamamlamak üzere ilerlediğini göreceksin. Ve sonrasında okuyacağın süreler 1-Fatiha ve 2-Bakara süresi olacaktır. Şimdilik sadece bu ikisi dahi tüm bildiklerinizi sorgulamaya yetecektir. Bunu garanti ediyorum!

Bu çeviride fark edeceğin ilk şey, Kitapta üzeri kapatılmış, gün yüzüne çıkmamış sözcüklerini ilk kez görecek olmandır. 2018 senesinin Aralık ayında başlanan bu çevirinin, iki (2) süresi, üç (3) senede tamamlanmıştır. Bu iki süre, saf metnine ihanet edilmeden, beşeri tek söz dahi eklenmeden çevrilmiştir. 23 senelik bir zaman zarfında tamamlanan kitabın, anlam ve manalarına hâkim olmadan 1 haftada çevirip 1 ayda kitaplaştırmak, herhalde üstün zekâlı olanlarınız için onaylanmayacak bir şeydir.

Bu çevirinin en belirgin ikinci farkı, Kitabın ayetlerini tanımlayan sözcüklerin, üzerine ekstra bir ekleme yapılmamış olmasıdır! Saf metnin yanına, üstüne, altına herhangi bir yerine ne bir ekleme ne bir parantez ne de bir dip not eklenmemiştir! Tastamam teslim edilen kitaba, Onun sözlerini yetersiz geldiğini sanarak akıl vermek üzere parantezler açmak, herhalde ki cehalettir.

Onun kitabında Ona akıl vermek gibi bir şapşallığa girilmemiştir. Aksine kendisinin sonsuz ilminden Onun layık gördüğü kadar istifadenize sunulmuştur. Bu çeviri meşrepten, mezhepten, cemaatten vb tüm etkenlerden uzaktır.

Kitabın saf metninde eksik ya da anlaşılmaz sözler hiç olmamıştır. O mevcut sözleri için, çok değerli ve apaçık ve de kolay anlaşılır demiştir.

Çevirinin size göre uzun bir zaman alıyor olması, daha öncede uzun bir zaman zarfında tamamlanmış olmasındandır. Hiçbir şey kendisine en uygun, en elverişli olan zamanı gelmeden, öylece ortaya çıkmaz. Tıpkı Müddessir Süresinde belirtildiği gibi, Ey örtülerek üzeri kapatılan, haydi kalk ve uyar. Her şeyin vakti zamanını O belirler. Bunu az sonra iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Bu ifadenin sebebini belli başlı sayıların sizi şaşırtacağı bilindiği içindir. Sonrasında okuyacağınız Sürelere olan tepkiniz ise, >Biz bambaşka ayetler okuduk< diyecek olmanızdır. Tabi gerçekçiyseniz…

Şimdi okuyacağın kısım, bazı hesaplamalar eşliğinde 1-Kuranın ilk indiriliş vaktinin hangi Ay ve hangi günde olduğunun ispatıdır. 2-Kaç senede indirilip nihayete erdiğinin üzerinedir.

Kuran kitabı bu hususta kendisi için en güzel ifadeyi, Kadir süresinde belirtir.

Kadir Süresi Kuranda 97. Sıradadır ve 5 ayetten oluşur. Süreyi oluşturan ayetlerin muhtevasında Kadir gecesinin kutsallığından bahseder ve 3. ayette 1000 (Bin) aydan daha önemli olduğunu vurgular. Böylelikle 3. ayette size, belli bir sayı verir. Şimdi elde olan sayılar, 97-1,2,3,4,5 ve 1000 dir. Kitapta Kadir gecesinin ne olduğu hususunda sizi bilgilendiren bir bilgi, 2. Süre olan Bakara Süresinin 183, 184,185 ve 187. ayetlerinde bulursunuz. 185.ayette derki;

> O ay Ramazandır. İnsanları için doğru ile yanlışı birbirinden ayıran bilgi rehberi, içinde deliller bulunan Kuran, o ayda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa, onda perhize girsin..,,,<

Pe ki aylardan dediği Ramazan ayı nedir diye araştırdığınızda karşınıza çıkan bilgi şudur.

Arapça da bir seneyi temsil eden ayların seslendirilmesi şöyledir. Lütfen dikkat ediniz!

1-Muharrem (Ocak)

2-Safer (Şubat)

3-Rebîul-evvel(Mart)

4-Rebiul Ahir (Nisan)

5-Cumade’l-ula (Mayıs)

6-Cumade’l-ahir (Haziran)

7-Receb (Temmuz)

8-Şaban (Ağustos)

9-Ramazan (Eylül)

10-Şevval (Ekim)

11-Zilkade (Kasım)

12-Zilhicce (Aralık)

Arapça takvimde Ramazan sözü, 9. ayı temsil eder ve o ay gördüğünüz gibi Eylül ayıdır.

12 Ay içinde Eylül ayının duruş sırasında da sizin için enteresan bir görsel vardır. 1 ile başlayan ardışık sayının 9. Sırasını teşkil ve temsil eder. 1&9=19

Eylül ayının size emredilen oruç ayı olduğunu sitemizde bulabilirsiniz.

Şimdi Ay olarak 9. Ayın Eylül ayı olduğunu sabitledik. Ve böylelikle ortaya çıkmış olur ki, Kadir gecesi de Eylül ayının içindeki mevcut sabit bir gün olmalı. Yine böylelikle size, bir sayının daha varlığı bildirilir. Acaba Kadir gecesi, Eylül ayının hangi günüdür diye, Eylül ayının özelliklerine bakacak olursanız, Eylül ayının en özel gününün tüm yaşamı etkileyen ve tüm Evrende de bir dengeye hizmet eden, 23. günüdür. Eylül’ün 23. gününde, Kuzey yarım küre ile Güney yarım küre arasında zaman dengesi yaşanmasına sebep olan EKİNOKS günü vardır. Tümden bir yaşamı kapsayan bu hakikat, tüm yaşam için son derece hayati bir meseledir. Başka bir deyişle Ekinoks demek hem denge hem de değişim demektir.

Eylül ayının 23. gününde zaman aralığı her iki yarım kürede eşit olur. Oruç ayı bu sebeple Eylül ayı olarak belirlenmiştir. Şimdi elinizde olan mevcut sayılara ek olarak, hem Eylül’ü temsil eden 9 sayısı, hem de Eylül ayının 23. Günü eklenmiş olur. Bununla birlikte elde olan tüm sayılar; 97+1+2+3+4+5+1000+9+23 tür. Bu sayıların üzerinde bir hesaplama yapacak olursanız, ortaya çıkan sonuç, Kitabın sözlerinin ne kadar iddialı olduğunu ortaya koyar.

Kadir süresinde belirtilen tüm sayılar üzerine bir hesaplama;

9+7+1+2+3+4+5+1+0+0+0+9+2+3= 46 2×23 ya da mevcut sayıları size verildiği gibi toplayacak olursanız, 97+1+2+3+4+5+1000+9+23= 1144 sonucunu elde edersiniz. Bu sayıyı, Kitabın indirilmeye başlandığı çok övülen 9. ayın sayısına bölecek olursanız; 1144/9= 127,1111111111111 sonucunu elde edersiniz. Bu sayıların toplamı ise, 23 tür. 1+2+7+1+1+1+1+1+1+1+1+1+1+1+1+1= 23

Şayet elde ettiğiniz mevcut sayıların doğruluğunu 19 ile sağlamasını yapacak olursanız, 97+12345+1000+923= 14365 dir. Bu sonuç, üstteki sayıların, belli bir konu için Yaratıcınız tarafından tasarımlandığının belgesidir. Ortaya çıkan sonucun toplananı 1+4+3+6+5=19 dur.

Bakara Süresinde size Oruç ayının ve Kuranın indirildi dediği Ramazan ayının 9. Ay olduğuna dair emin olmak isterseniz, ayetler + süre üzerinde bir hesaplama yaparak buna tanık olabilirsiniz. Hesaplamaların sonucunda; 2+183+2+184+2+185+2+187= 747 sonucunu elde edersiniz. 7+4+7= 18 dir. 2×9 ya da 1+8=9 ya da 747/9=83 tür. 9×747

Lütfen dikkatinizi veriniz! Kitabın iki ayrı yerde fakat tek konu altında bir dille anlattığı meselenin biri 2. Sürede diğeri 97. Sürededir. Ve her iki sürenin sayısal toplamı, 2+97=99 dur. Ya da 9&9 diye görünür ya da 9+9= 18 2×9 dur ya da 2+9+7= 18 2×9 dur ya da 99/9= 11 9×11 dir. Unutmayınız! Kitapta Cin süresinde bildirilmiştir ki, Yaratıcı her şeyi sayılarla hesaplamıştır. Siz şu anda bunun bir kısmına tanık olmaktasınız…

Şimdi ise her iki sürenin ayet sonuçlarının üzerinde bir hesap gösterilecek. Kadir süresinden elde edilen 1144 sonucu ile Bakara süresinden elde edilen sonuçları topladığınızda, 1144+747=1891 dir. Yani 1+8+9+1= 19 dur ve Üzerinde 19 vardır. Konu, iki farklı sürede işlenmesine rağmen birbirini tamamlayarak bir denklem olduğunu ispatlamaktadır.

Bu işlemlerden elde ettiğiniz sayılar ve sonuçları size, 9. Ayı o ayın ve 23. Gününün Kuranın indirildiği gün olduğunu belgeler.

Kitap ile görsel yaşam, tıpkı bir senaryo ile sahne gibidir. İşte bu bağlamda bu ikisi, yani senaryo (Kuran) ile sahne olan (yaşam) harika bir yönetmen tarafından ahenkli bir birleşim ile sayısal denklemler bütünlüğünde yürütülmektedir. Konunun üzerinde 19 vardır!

Böylelikle anlaşılmıştır ki Kuran kitabı, 9. Ay olan Eylül ayının 23. gecesi inmeye başlamıştır. Bundan ayrı 23 sayısını, Kuran ile ilgili başka bir yerde de görmüşsünüzdür. 23 sayısı, Kuranın inip tamamlandığı zaman zarfı olarak bilinir. Peki, bu ne kadar doğrudur, acaba Kitap bununla ilgili bir bilgi verir mi diye kendisini incelemek istediğinizde sizi, en güzel başlangıç noktası olarak Muhammet Süresini gösterir. Ayette belirtildiği gibi, >Onda sizin için güzel bir örnek vardır.< Malumdur ki Kuran kitabı bu kutlu insan üzerinden insanlığa verilmiştir. Öyleyse Muhammet Süresine gidip ve o güzel örneklerden birinin bu konuyla ilişkisi var mıymış incelemeli.

Kuranda Muhammet Süresi 47. Süredir ve 38 ayetten oluşur. 4+7+3+8=23 Süre ve ayet adet numarası henüz konu başlamadan bile varlığının orada olduğunu açıkça gösterir.

Tüm ayetlerin mevcut haliyle olduğu gibi toplamı;

1+2+3+4+5+6+7+8+9+10+11+12+13+14+15+16+17+18+19+20+21+22+23+24+25+26+27+28+29+30+31+32+33+34+35+36+37+38= 741 dir.

741 sayısı ise 19 un tam 39 katıdır. 741/19=39 – 19×39 Üzerinde 19 vardır.

Ayetlerden elde edilen sayıya süre numarası olan 47 eklenecek olursa çıkan sonuç, 47+741= 788 dir. Bu sayı ise size 7+8+8= 23 sayısını verir. Bundan ayrı süre ve ayet numaralarını yan yana getirip, burada olduğu gibi >4738<  23 e bölecek olursanız çıkan sonuç, 23 ün net kalanıdır. 4738/23=206 dır. Yine bundan ayrı 23 sayısını ayetlerden elde edilen sonuca, süre numarasını ekleyerek de bulabilirsiniz 4+7+7+4+1=23, tür. Tüm bu 23 denklemleri size, Kuranın 23 senede indi sözünü doğrular ve tüm bu hesaplamalar bunun kanıtıdır.

Dikkatinizi çekmek isterim! Kuranın Kitaplaşma zaman zarfı 23 senedir, Kuranın ilk inmeye başladığı gün de yine 23 sayılıdır. Şimdi şuna bakın! Eylül 9, gün 23, tamamlanma sene zarfı 23, Bunları yan yana topladığınızda, Kitap hem kendisinin 23 senede indiğini, hem de 9.ayın 23 ünde inmeye başladığını doğrular. 9+2+3+2+3=19 dur. Üzerinde 19 vardır. Ve Ayette belirtildiği gibi, Muhammet üzerinden onda güzel bir örnek vardır sözü, çok güzel örnek olup yardımcı olmuştur. Yaratıcı demişse çok doğru demiştir.

Hem Muhammet Süresinde Kuranın 23 senede indirildiği ortaya çıkmıştır, hem de Kadir süresinde Kuran’ın Eylül ayının 23 ünde inmeye başladı sözü doğrulanmıştır. Onlarca kez yeniden ortaya çıkan bir gerçek vardır ki, Kitap, Yaratıcı tarafından en ince detayına kadar tasarlanıp tüm insanlığa sunulmuştur. Yeri gelmişken belirtmeli! Kitap kendisi için son derece iddialı bir söz kullanır. Derki, Şayet tüm erkekler (insanlar) ve Cinler (Dişiler) bir araya gelseniz yine de bu kitabın bir bölümünün benzerini dahi yapamazsınız. Bunu neden yapamayacaklarının izahı, Kuran’ın kendisi demek tümden bir hayatın kitaplaşması demektir. Çünkü O aktif hayatın Tanrısal senaryosudur. Kitabın bir süresi demek, aktif hayatın zaman diliminin bir parçası demektir. Şimdi! Kim ben Kuranın bir benzerini ya da bir bölümünün benzerini getiririm derse, Yeniden bir hayat inşa etmeye başlasın. Bunu asla yapamazsınız.

Şimdi okuyacağınız bölüm 1-Kuranın Muhammet Resule hangi zaman damgasında indiğinin 2- Muhammet’in hangi yaşta Resullük sıfatına ulaştığının, 3- Kuranın 2021 senesiyle zaman damgası 23/09/2021 ile ne gibi bir bağlantısı olduğunun üzerinedir.

Bilinen haliyle Muhammet Resul, Hicri takvime göre 571 lerde, Miladi takvime göre ise 570 zamanlarında dünyaya gelmiştir. Hicri takvime göre 611 senesi vakitlerinde, 40 yaşlarında Resul olmuştur, Miladi takvime göre ise 608 senesi vakitlerinde 38 yaşında Resul olmuştur. Hicri takvime göre 63 yaşında ölmüştür, Miladi takvime göre 61 yaşında ölmüştür.

Miladi ve Hicri olarak gelen bu iki ayrı takvimin verdiği sonuçlardan hangisinin Kurana uygun olduğunu sınayalım! Tüm bu sayıları 19 sayısı ile Üzerinde 19 vardır ilkesine uyarak hesap etmelisiniz. Ve çıkan sonuç üzerine siz, hangi takvimi ölçü olarak kullanacağınızı öğreneceksiniz.

Hicriye göre 571 de doğmuştur. Üzerinde 19 yoktur. Eksi Puan

Miladiye göre 570 de doğmuştur. Üzerinde 19 vardır. 19×30 Artı Puan

Hicriye göre 40 yaşında Resul olmuştur. Üzerinde 19 yoktur. Eksi Puan

Miladiye göre 38 yaşında Resul olmuştur. Üzerinde 19 vardır. 19×2 Artı Puan

19 ilkesiyle elde edilen sonuçlarda Miladi takvim Kuranın ruhuna uygundur.

Her iki takvim açısından bu kısma doğum tarihine vefat tarihini ekleyerek, çıkan sonucu gözlemleyin.

Hicri; 5+7+1+6+3+3= 25 Eksi Puan

Miladi; 5+7+0+6+3+1=23 Artı Puan,

Kuranın Muhammet Resule 23 senede indi sözü, onun doğum ve ölüm tarihleri içine açıkça resmedilmiştir. Öyleyse Artı puanları toplayan takvim olarak ölçü, Miladi takvim olmuştur.

Kuran bizlere İsra süresi 12 ayetinde işlerimizi MİLADİ takvime göre düzenlememiz konusunda net bilgi verir.  Üstte Miladi takvimi örnekler ile izah ettikten sonra, şu ayetle de miladi takvim gerçeğini sabitleyelim.

Geceyi ve gündüzü iki işaret yaptık. Tanrı’nızın nimetlerini aramanız ve yılların hesabını bilesiniz diye gecenin işaretini kaldırdık. Gündüzün işaretini geçerli yaptık. Biz her şeyi ayrıntısıyla açıklarız. İsra Süresi 12.ayet

Şimdi bu sonuçlar üzerine 2021 de yeniden ilk günkü gibi uyarmaya başlayan Kuranın 2021 senesi ile olan ilişiğine bakınız.

2021 senesinin 9. ayından, kendisini ilk kez gösterdiği 608 senesini çıkarttın.

2021-608= 1413 bu sonucun toplananı, 1+4+1+3 = 9 dur. Çok önemli iki tarihten elde edilen sonuç, Eylül ayını temsil eden 9 sayısını vermiştir. Böylelikle çok önemli bir denklemi açıkça göstermiş olur. Kuran yine bir 9. ay münasebetiyle ilk günkü gibi haliyle uyarmaya devam etmek üzere ilginize sunulmuştur. 1413 sene evvel tam bugün 9. ayın 23 ünde Kuranın ilk ayetleri insanlığa açılmıştır. Ve Kuran sizlerin de şahit olduğu gibi 1413 sene sonra tamda aynı halde 9. ayda ve aynı günde 23. gününde sizin çağınızda size, ilk günkü gibi açılmıştır. Bu çok kıymetli tarihi toplarsanız, 19 ile sabitlenmiş olduğuna tanık olursunuz. 2+3+0+9+2+0+2+1= 19 dur. Üzerinde 19 vardır.

Geçmiş zaman üzerinde aynı ay ve aynı gün gerçekleşen bu kutsal olaya, Muhammet’in Resul olduğu 608 senesinin 9.ayının 23 ü üzerinden bakınız.

2309608 burada ilk bakışta 23 sayısı kendi başına sergilenirken, ay ve sene hesabının toplamında da 23 sayısı kendini gösterir. 9+6+0+8=23 tür. Buna belge olarak ilk zaman damgası olan 23/09/608 senesini 19 ölçüsü ile hesap edecek olursanız, 2309+608= 2917 dir. Bununda toplananı 19 dur. 2+9+1+7= 19 Sadece sene hesabı olan 608 senesi üzerinde 19 u arayacak olursanız sonuç, 608/19=32 dir. Bu hem 19 un kalansız net hesabıdır hem de simetrisi yine 23 tür. 32&23 Tıpkı ilk zaman damgasındaki gibi, bugünkü haliyle 23/09/2021 de olduğu gibi yine üzerinde 19 vardır.

Bu hesapların doğruluğunu birde şu yöntemle kontrol edin.

Eylül ayının Kuran’ın indirildiği ay olduğu hakikatine 1 senenin mevcut ayları üzerinden bakınız.

12 Ayın tablosu:

31+28+31+30+31+30+31+31+30+31+30+31

Dokuzuncu Ayın 23 üne kadar olan gün sayısı:

31+28+31+30+31+30+31+31+23= 266 dır. 19×14 Üzerinde 19 vardır!

Dokuzuncu Ayın 23 ünden sonra 1 senenin geri kalan gün sayısı ise:

7+31+30+31= 99 gündür. 9×11 ya da 9+9=18 _ 1+8=9 dur.

Şubat ayı, 4 senede +1 gün takvime yeni bir gün ekler. 4 senede 1 eklenen gün üzerinden başka bir hesap yapacak olursanız, 19 sonucunu yine görürsünüz.

2+6+6+4+1=19 Üzerinde 19 vardır. Bundan ayrı bir hesap ile 19 u alttaki gibi yine görürsünüz. Ve tüm verdiği sayıları, 19 ile örüntülediğini ortaya koyar.

Eylül 23 e kadar olan gün sayısı 266 idi, 266 sayısına +4+1 ekleyin.

266+4+1=271 sonucu elde edilir. Bunun toplananı 2+7+1=10 dur.

Buna, senenin geri kalan gün sayısı olan 99 sayısı ya da onun toplananından elde edilen 1+8= 9 sayısı eklenerek, doğruluk sınaması yapılırsa, 1+0+9+9=19 dur. Ya da 10+9= 19 dur. Üzerinde 19 vardır. Çok detaylı bakış açılarıyla defalarca ortaya çıkan sonuç! Tüm hesapların üzerinde 19 olduğudur ve Kuranın, kendisi için indirildi dediği ayın, 9. Ay olan Eylül ayının olduğudur. >Şimdi onlar bundan sonra hangi söze inanacak? Artık inanacak olan belgeyle/delil üzerine inansın, inanmayacak olanda belge/delil üzerine inkâr etsin.<

***

Bunlar daha öncesinden denk getirilip hazırlanmış beşeri bir komplo değildir. Her şey Yaratıcı tarafından Ekinoks gününe denklemlenmiş, belgeli, ispatlı, anlaşılabilir gerçeklerdir.

Hepsi bundan ibarettir. Yaratıcı üzerinden kendi adıma sizlerin beğenisi kazanmak gibi en ufak bir hesabım yoktur. Ve kendini beğenmişlik olarak almayın fakat gerçek şudur ki, kabul edip inanmanız ya da ret edip inanmayacak olmanız sizin bileceğiniz iştir. İnanırsanız bana değil, şu belgeli denklemli bilgilere inanın. Çünkü onlar benim şahsımı değil, Tanrının Okuyun, Bu kitap dosdoğru rehberlik eder, dediği kitabın, hayat gerçekleridir.

Her şey olduğu gibi gerçekleşmekte olan mecburiyetin beni getirdiği sonuçların gösterimidir. Çünkü Allah&Evren Mecbur edicidir. Ortaya çıkan tüm esrarengiz hava, tamamen her şeyi kendi kontrolünde tutan Evrenin, kendi isteğidir. Ki bunu isteyerek yapmak isteseydim başarılı olamazdım. Fark ettiyseniz burada ve diğer tüm belgeli konularda önem verdiğim şey, hiçbir zaman şahsım olmamıştır. Önemle vurgu yaptığım ve üzerine basa basa anlatmaya çalıştığım tek şey, kendim hariç belgeli olarak sunduğum gerçek olan her şeydir. Tüm konuların altına adımı yazıyor olmam, birisinin sorumluluğu üzerine alması mecburiyeti içindir. Bir ödülü varsa buna layık isem, bu sizlerin beğenisiyle değil Yaratıcım olan Evrenin razı olmasıyla gerçekleşecektir. Şayet bana inanıp destek olacaksanız benim tarafımdan alabileceğiniz tek şey, kuru bir teşekkür olacaktır. Fakat belgeye bilgiye itibar edip sahip çıkacak olursanız, işte bu davranışın karşılığı Yaratıcınız tarafından çok büyük olacaktır. Umalım öyle olsun. Hepinize esenlikler dilerim.

Erdoğan Metin.

23/09/2021

Ve Kuran!

3:187- Evren kendilerine kitap verilenlerden; “Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diye kesin söz almıştı. Fakat onlar bu sözü umursamadılar ve ona karşılık az bir değeri satın aldılar. Bu kötü bir alışveriş. 3+1+8+7=19

74:1,2- Ey örtülü olan harekete geç ve uyar!

Başlangıç Tarih:31-12-2018

 

1-Fatiha (Fetih)

1- Besleyen koruyan Evrenin adıyla.

2- Yücelik, galaksilerin yaratıcısı Evrenindir.

3- Besleyip koruyan O’dur.

4- Yargı gününün hâkimi O’dur.

5- Biz sana taparız, karşılığını da Senden bekleriz.

6- Bizi dosdoğru yola yönlendir,

7- Kendilerine iyiliklerde bulunduğun kimselerin yoluna. Gazabına uğrayıp kaybedenlerin değil.

2-BAKARA (Düve)

Besleyip Koruyan Evren’in adıyla.

1- 1Elif, 30Lâm, 40Mîm

2- Bu Kitabın içinde şüpheye yer yoktur, dürüstler için kılavuzdur.

3- Onlar gözleriyle göremedikleri gerçeklere de inanır. İşlerinin başında dururlar ve kendilerine sunulan paydan ihtiyaç sahiplerine harcarlar.

4- Sana bildirilene ve senden önce bildirilene inanırlar. Yeniden yaratılmanın ise kaçınılmaz, mutlak suretle olacağını bilirler.

5- Yaratıcılarından gelen bilgi ile doğru yoldadırlar. İşte onlar kurtulmuş olanlardır.

6- İnanmak istemeyene anlatsan da anlatmasan da fark etmez. Onlar ikna olmazlar.

7- Evren onların duygularını ve duyularını engelleyip görmelerine engel olmuştur. İşte, büyük ceza bunlaradır.

8- İnsanlardan öylesi de var ki, Evrene inanmadıkları halde, “Tabi ki bizde inançlıyız, üstelik yeniden diriltilmeye de inanıyoruz” derler.

9- Evreni ve inananları aldattıklarını sanırlar. Gerçekte kendilerini aldatıyorlar şuurunda değiller.

10- Onların içinde bir şüphe vardır. Evrende onların şüphelerini artırmıştır. Yalanladıklarına karşılık onlara ıstırap verici bir ceza olacaktır.

11- Böylelerine: “Yeryüzünde düzeni bozmayın” dendiğinde: “Biz sadece daha iyi duruma getiriyoruz” derler.

12- Bilin ki onlar düzeni bozanların tamda kendileridir. Fakat bunu kavrayamıyorlar.

13- Kendilerine: “İnsanların güven duyduğu gibi inansanıza!” dendiğinde: “Biz o akılsızların inandığı gibi mi inanalım?” derler. Asıl akılsız kendileridir ama anlamıyorlar.

14- İnananlara rastladıkları zaman: “Birlikte güvendeyiz” derler. Kendi sahtekârlarıyla yalnız kaldıklarında: “Biz sizinleyiz, onları aldatıyoruz.” derler.

15- Evren onları umursamaz. Ve kendilerine, taşkınlıkları içinde serserice davranmalarına belli bir zaman tanır.

16- Onlar dosdoğru ilerlemek yerine şaşkınlığı tercih ettiler. Bu değiş tokuş onlara fayda etmez. Artık doğru yolu bulamazlar.

17- Onların durumu; Tutuşan ateşin çevresini aydınlatması gibidir. Evren onların ışığını karartır. Sonra onları karanlıklar içinde bırakır. Artık göremezler,

18- Sağır, dilsiz ve kör gibidirler artık geri dönüş yolunu bulamazlar.

19- Yine onların durumu, gök gürlemesine şimşekler eşlik ederken, karanlıklar içinde gökten boşalan yağmura tutulmuş olan kimsenin durumu gibidir. Yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Evren, yalanyanları çepe çevre kuşatmıştır.

20- O şimşek onların gözlerini kamaştırır, sanki gözlerini kapacak sanırlar. Önleri aydınlattığı zaman ışığında yürürler, karanlık üzerlerine çöktüğü vakit dikilip kalırlar. Evren dilemiş olsaydı, işitme ve görme duyularını tamamen alırdı. Zira Evrenin her şeye gücü yeter değil mi?

21- Ey saygın insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratıp şekil veren Yaratıcınıza kul olun!

22- O sizin için yeryüzünü yaşanabilir duruma getiren, gökyüzünü yükseltip biçimlendirendir. Sonra O, gökten su indiren ve onunla size beslenmeniz için çeşitli ürünler çıkarandır. Bunu bildiğiniz halde Evrene ortak icat etmeyin!

23- Siz kulumuza bildirdiklerimizden kuşku içindeyseniz, haydi sizde böyle bir süre getirin. Şayet doğru söyleyenler sizlerseniz Evrenden başka o güvendiklerinizden kim varsa hepsini yardıma çağırın.

24- Bunu yapamazsınız ve yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, yalanlayanlar için hazırlanmış ateşli cezaya hazır olun!

25- İnanmış ve kendini düzeltmiş sonrada faydalı olmuş olanlara, yerin altından coşarak akan ırmakların olduğu bahçelerin, kendilerine ait olduğunu müjdele! O yurtta herhangi bir meyveden yediklerinde: “Daha önce de yediğimiz meyvelerden getirmişler” derler. O yiyecekler, birbirinin benzeri olmak üzere kendilerine ikram edilir. Orada tertemiz yoldaşlar ile birliktedirler. Ve onlar orada ebedî kalırlar.

26- Evren; sivrisineği ya da ondan üstününü örnek olarak sunmaktan çekinecek değildir. İnananlar bilirler ki bu örnek, Yaratıcılarından gelen bir bilgidir. Fakat anlamayanlar; “Evren böyle bir örneği ne diye verdi?” derler. O, onunla birçoğunu şaşırtır, yine onunla birçoğunu bilgilendirir. Evren böyle bir örnekle isyankârlardan başkasını saptırmaz.

27- Onlar, Evrenin sözleşmesine söz verip onayladıktan sonra, Evrenin birlik beraberlik için emrettiği sözleşmeyi fes edip, yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte zarara uğrayanlar onlar olacaktır.

28- Ölüydünüz sizlere yaşam verdi. Sonra sizden yaşamı alacak ve sonra yeniden yaşam verecek. Ve hepiniz Onun huzurunda bulunacaksınız. Bunu yapan Evrendir keyfinize göre retmi edeceksiniz?

29- O, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yaratan sonra göğü yedi kat gökler halinde istifleyendir. Ve O her şeyi bilendir.

30- Yaratıcı bir zamanlar göklerdeki krallıklara demişti ki; “Ben Dünyada bedel ödeyerek hâkimiyet sağlayacak kimseler yaptım” Onlar ise; “Orada huzuru bozup kan dökecek kimseler mi yerleştirdin? Oysa biz Sana övgüyle tapınıyoruz” dediler. O ise; “Ben sizin her şeyi öğrenemediğinizi bilmekteyim” dedi.

31- Ve Âdeme her şeyin aslını, dinleterek öğretti. Sonra göklerdeki krallıklara dedi ki; “Hadi Bana bunları doğru düzgün tanımlayın.”

32- Onlar: “Yüceler yücesi, biz Senin bize ne demek istediğini tam olarak kavrayamıyoruz, Sen her şeyimizi biliyorsun ve bilge olansın” dediler.

33- Dedi ki: “Âdem, onlara her şeyi adlarıyla tanımla. Onlara her şeyi adlarıyla tanımlayınca” dedi ki: Ben, göklerin ve yerin gizemlerini sizin anlamadığınızı ve sizin neyi bilip neyi bilemediğinizi söylemedim mi?”

34- Ve işte o zaman göklerdeki krallıklara; “Âdeme saygı gösterip itaat edeceksiniz!” dedik. Hemen itaat edip saygılarını belirttiler. Yalnız Sibel’a kabul etmeyip kibirlendi, emire karşı geldi.

35- Dedik ki; “Ey Âdem sen ve eşin büyük bahçenin sınırları içinde yerleşip yaşayacaksınız, orada dilediğiniz gibi yiyip için, fakat! Bu Marula ağacına yaklaşmayın o zaman siz yanlış bir şey yapabilirsiniz.”

36- Fakat o sahtekâr ikisini orada bulundukları yerden çıkartıp uzaklaştırdı. Biz de: “Bundan sonra yeryüzünde birbirinize düşman olarak düştünüz. Hakkınızda, belirlenmiş zamana kadar değişmez bir yazgı ve geçiminizi sağlayacak imkânlar olacaktır” dedik.

37- Sonra Âdem Yaratıcısından özür dileyeceği sözleri aldı. O da özrünü kabul edip affetti.

38- Dedi ki: “Oradaki üstünlüğü kaybettiniz. Bir zaman olur ki size Benim tarafımdan yol gösterici bir bilgi gelir. Kim o bilgiye uyarsa, onlar için bir korku yoktur. Onlar üzülmezler de.

39- Bilgiyi kabul etmeyip inanmayanlara gelince, onlar da ateşli cezanın konuklarıdır. Onlar orada ebedî kalırlar.

40- Dinleyin İsrail oğulları! Size verdiğim değeri hatırlayın! Bana verdiğiniz sözü tutun ki, ben de size verdiğim sözü tutayım. Aksi halde Benden korkun!

41- Ve sizde bulunanı tastikleyici olarak gönderdiğimi kabul edin. O’nu kabul etmeyenlerin ilki siz olmayın! Ve Benim sözlerimi parayla satmayın. Artık Bana karşı sorumluluğunuzu yerine getirin!

42- Gerçeği yalan ile örtmeyin, bildiğiniz halde gerçeği gizlemeyin.

43- İşlerinizde dürüst olun, verginizi verin, saygılı olanlarla birlikte sizde saygı gösterin.

44- Siz insanlara iyilik yapmalarını öğütlüyorken kendinizi unutuyor musunuz? Hâlbuki kitabıda okuyorsunuz yine de anlayamıyor musunuz?

45- Vazifeniz tüm kuvvetinizle yardım etmektir. Bunu da ancak saygılı kimseler yapabilir.

46- İşte onlardır en sonunda yaratıcılarına geri dönüp, O’na kavuşacaklarını bilenler.

47- İsrail oğulları! Size verdiğim imkânları ve sizi diğerlerine üstün tuttuğumu hatırlayın!

48- Ve öyle bir günden korkun ki, hiç kimse bir başkasını kurtarmak için bedel ödeyemez. Hiç kimsenin referansı kabul edilmez, hiç kimseden fidye de alınmaz. Ve onlara hiçbir yerden yardım da gelmez.

49- Sizi Firavun ailesinden kurtardık. Onlar, size eziyetin en kötüsünü yapıyordu, kadınlarınızı serbest bırakıyor oğullarınızı boğazlıyorlardı. İşte bu yaratıcınızdan size büyük bir belaydı.

50- Sonunda denizi ayırıp sizi geçirip kurtardık. Firavun ile ahalisini de suda boğduk, siz de bunu izliyordunuz.

51- Sonrasında Biz Musa ile kırk gece için sözleştik. Siz ise hemen onun arkasından tutup dişi buzağıya tapınmaya başladınız. Ve o halinizle siz çok kötüydünüz!

52- Fakat yine de sizi affettik. Sizin ise şükran duymanız gerekiyordu.

53- Musa’ya kitabı ve onu kavrayacak bilinci verdik, istedik ki, doğru yola girin.

54- Musa dedi ki; “Ey halkım, sizler o dişi buzağıya tapınmakla çok kötü davrandınız. Şimdi, en doğru halde özür dileyip hemen bu arzunuzu öldürün. Böyle yaparsanız, sizin hakkınızdaki sonuç en güzeli olur. O pişmanlık duyanları affedip koruyandır.”

55- Siz ise; “Ey Musa biz Tanrıyı açıkça görmedikçe senin sözlerine asla inanmayacağız” dediniz. Bunun üzerine size anında yıldırım çarptı. Siz de öylece bakakalmıştınız.

56- Ölümünüzün ardından şükranlarınızı sunun diye sizi yeniden dirilttik.

57- Üstünüze bulutları gölge yaptık. Size verdiğimiz yiyeceklerin faydalı olanlarını yiyin dedik. Size balcılığı ve hayvancılığı öğrettik. Onlar kötülüğü Bize değil, kötülüğü tam tersi kendi benliklerine yapıyorlardı.

58- O vakit size; “Şu beldeye gidip oranın yiyeceklerinden dilediğiniz gibi bol bol yiyebilirsiniz fakat! Oranın kapısından girerken teslimiyet içinde diyeceksiniz ki, “hizmetimizi taahhüt ediyoruz.” Böylece Bizde sizin ihanetlerinizi affederiz ve fayda sağlayanlara bolluk veririz.” demiştik.

59- Bunun üzerine bazıları, kendileriyle yapılan anlaşmayı değiştirip başka şekle soktular. Biz de o kötülüğü yapanların üzerine azgınlıklarından ötürü gökten fena bir lanet yağdırdık.

60- O vakitler Musa kalabalık milleti için temelli kalacakları bir Site diliyordu. Biz de demiştik; “asan ile darbe yaparak kuşatın” Bunun üzerine birbirine benzer on iki göze olarak Akad’ı kurdu. Her insan kendi soyunu yerleştireceği yeri seçti. Ve dedik ki; “Artık Evren burada size ne veriyorsa onu yiyip için. Yeryüzünde bozgunculuk ve saldırganlık yaparak kargaşa çıkarmayın.”

61- Siz ise, “Ey Musa, biz artık tek çeşit yemekle idare edemiyoruz. Hakkımızda Yaratıcıya dua et, bizdekini yeryüzüne ihraç edelim, karşılığında bakla, salata, sarımsak, mercimek ve soğanından alalım.” dediniz. O da size “Bu üstünlüğü daha basit olanla takas mı etmek istiyorsunuz? O halde Mısır’a gidin, çünkü istedikleriniz orada” dedi. Bunu onlar istedi. Sonunda Evrenin öfkesine uğradılar. Ve onların meskenlerini yoksulluk vurdu. Evet, öyle oldu. Çünkü Evrenin yasalarını kabul etmiyor ve kitaba varis olanları da haksız yere katlediyorlardı. Evet, öyle oldu, çünkü isyana dalarak aşırıya gidiyorlardı.

62- Evrene inanıp güvenmiş ve vaat ettiği güne inanarak faydalı işlerde bulunmuş Musevilerden, Hıristiyanlardan ve diğer inanç sahiplerinden her kim varsa, mükâfatları Yaratıcılarının katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

63- Size değer verip Torah’ı üstünüze kalkan yapıp dedik ki; “Size verdiğimize kuvvetle tutunun ve içindekilerden bilgisiz olmayın, böylece korunursunuz.”

64- Ve böylelikle siz ona varis oldunuz. Eğer Evrenin hoş görüsü üzerinize olmasaydı, herhalde zarara uğrayanlardan olurdunuz.

65- İçinizdekilerden Şabat günü haddi aşanları elbette biliyorsunuz, biz onlara; “Adi maymunlar olun dedik.”

66- Bu cezayı, o çağın insanlarına bir ibret, sonraki kuşaklara ise nakil ettirerek nasihat yaptık.

67- Musa halkına; “Evren sizin bir ineği kesmenizi emrediyor” deyince, onlar dedi ki; “Bizimle eğlenip alay mı ediyorsunuz?” O dedi ki; “Cahilce davranmaktan Evrene sığınırım.”

68- Dediler ki; “Öyleyse bizim için Yaratana sor, o nasıl bir inekmiş onu bize iyice açıklasın.” O buyuruyor ki; “Ne pek yaşlı, ne de pek genç, ikisi arası dinç bir inektir. Haydi, emredildiğiniz şu işi yapın.” dedi.

69- Dediler ki; “Bizim için Yaratana sor, onun rengi nasılmış, onu bize iyice açıklasın.” O buyuruyor ki; “O bakanlara mutluluk veren, parlak sarı bir düvedir” dedi.

70- Dediler ki; “Bizim için Yaratana tekrar sor, o nedir bize daha açıklayıcı olsun, çünkü o bizim kafamızı biraz karıştırdı, bize onun detaylarını bildir. Şayet Evren yaratmışsa elbette bizde onu buluruz,”

71- O, buyuruyor ki “O, çifte koşulup tarla sürmeyen ve ekinlere su taşımayan ve üzerinde başka bir renk bulunmayan bir inektir” Onlar; “İşte şimdi gerçeği ortaya koydun.” dediler. Ve onu bulup kestiler. Az kalsın yapmayacaklardı.

72- Hani siz birini öldürmüştünüz fakat bunu saklayıp bilmezden gelmiştiniz. Yalnız Evren, sizin saklamakta olduğunuzu açığa çıkardı.

73- Dedik ki; “Onun bir parçasını ona ilişkilendirin böylece Evren ölüyü diriltsin ve size mucizesini göstersin. Belki aklınızı kullanırsınız.”

74- Bundan sonra kalpleriniz duygusuzlaştı hem de taş gibi, üstelik taştan bile katı. Taşlardan öylesi var ki çatlıyor ve içinden ırmaklar coşuyor, yine öylesi var ki, çatlıyor da ortasından sular fışkırıyor, öylesi de var ki, Evrenin haşyetinden yerlerde yuvarlanarak ilerliyor. Evren yaptığınız her şeyden haberdardır.

75- Onlardan bir grup Evrenin kelamını duyup kavradığı halde bile bile onu çarpıtırken, onların sana öylece inanacaklarını mı umuyorsun?

76- İnananlarla karşılaştıkları vakit, “bize güvenebilirsiniz” derler. Fakat baş başa kaldıklarında “Evrenin size özel açtığı bilgiyi ne diye onlarla paylaşıyorsunuz” derler.

77- Peki onlar bilmiyorlar mı, kendileri sır olarak ne saklıyor ya da açıkça söylüyorlarsa Evren hepsini zaten bilmekte?

78- Bunların bir kısmı ise avamdır ve Kitaba hâkim değildir. Ancak birtakım kuruntu yığınına ve boş saplantılara kapılıp sadece varsayım yaparlar.

79-  Ve o kimselerdir, elleriyle Kitap yazar, sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için “Bu Tanrının katından” diyenler. Yazıklar olsun! Kendi elleriyle yazıp kazandıklarından ötürü onlara yuh olsun!

80- Dediler ki: “Ateş bize birkaç günden başka asla dokunmaz.” De ki; “Siz bunun üzerine Evrenle bir sözleşmemi yaptınız? Öyleyse, Evren sözünden dönmez. Yoksa siz! Evren adına cahilce bir şeyler mi uyduruyorsunuz?”

81- Doğrusu; kim bir kötülük işlemiş ve oda kendisini kuşatmışsa, işte öyleleri ateşli bir cezaya sokulur ve orada ebedî olarak kalır.

82- Güvenip inanarak faydalı işler yapan kimseler bahçemize davetlidir. Onlarda orada ebedi kalırlar.

83- Ve İsrail oğullarından şöyle bir söz alındı: “Evrenden başkasına kulluk etmeyeceksiniz, anaya babaya, akrabaya, öksüzlere ve çaresizlere iyilik yapacak, herkese güzel söz söyleyeceksiniz. İşinizi yapacak ve verginizi vereceksiniz.” İşte siz buna maruz kalınca çok azınız hariç sözünüzden dönüp yüz çevirdiniz.

84- Şöyle söz de almıştık; “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz ve yurdunuzdan çıkarmayacaksınız.” Ve siz bu anlaşmayı sözlü olarak seslendirmiş ve kendinizde tanık olmuştunuz.

85- Durum buyken, sizler birbirinizi katlediyorsunuz ve sizden olan bir grubu yurdundan çıkarıyorsunuz. Onların aleyhinde kötülük ve düşmanlık ile birleşip oyun kuruyorsunuz. Böyle durumda size sığınmak üzere gelecek olanlardan kaçıyorsunuz. Oysaki yurtlarından çıkarılmaları size yasaklanmıştı! Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını retmi ediyorsunuz? İçinizden bunu yapanların cezası, dünya hayatında ve yeni hayatta rezil olmaktan başka ne olabilir ki? İşte onlar en şiddetli cezaya götürüleceklerdir. Evreni yaptıklarınızdan habersiz mi sanıyorsunuz?

86- Onlar, sonraki yaşamı dünya yaşamına karşı tercih ettiler. Ceza onlara hafifletilmez ve kendilerine yardım edecek kimsede yoktur.

87- Ve Andolsun Musa’ya o kitabı verdik ve arkasından birtakım elçiler ilede teyit ettik. Meryem oğlu İsa’ya ise apaçık mucizeler verdik. Üstelik onu, yaşam veren kutsal nefes ile açıkça destekledik. Siz, arzularınıza göre hareket etmeyen her Elçiye kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için onların bir kısmına yalancı diyecek, bir kısmını da katledeceksiniz, öylemi?

88- Dediler ki: “Bizim kalplerimiz mühürlüdür.” Aynen öyle. Evren onları yalancı bir toplum olmaları yüzünden dışladı. Bundan dolayı anlayışları çok düşüktür.

89- Evrenin kendisinden onlara, sahip olduklarını doğrulayan bir Kitap geldi. Ki onlar, bundan önce onu kabul etmeyenlere karşı bir galibiyet isteyip duruyordu. Fakat isteyip bekledikleri destek kendilerine gelince onu ret ettiler. Evrenin öfkesi yalanlayanların üzerinedir.

90- Evrenin, kullarından dilediğine lütfederek bilgi vermesini sırf kıskandıkları için çekemediler. Böylece Evrenin bildirdiğini yalanlayıp ret ederek, kendileri için tercih ettikleri şey, kötülük oldu. İşte bu yüzden öfke üstüne öfkeye uğradılar. Yalanlamış olanlara birde küçük düşürücü ceza vardır.

91- Onlara, Evrenin bildirdiğine inanın denildiği zaman derler ki; “Biz kendimize verilene inanırız.” Onun arkasından gelenlerin hiç birini kabul etmezler. Oysaki bu, yanlarındakini onaylayan hakikattir. Onlara de ki; “Madem gerçek inananlar sizlerseniz, ne diye Evrenin Elçilerini katlediyorsunuz?

92- Musa size apaçık belgelerle gelmişti fakat siz, onun arkasından tuttunuz buzağıya taptınız. Siz işte böyle sapıklarsınız!

93- Torah’ı üstünüzde kalkan yapıp yemininizi aldığımız vakit size dedik ki; “Verdiğimize kuvvetle sarılın ve sözlerine kulak verin.” Dediler ki “Dinledik ve isyan ettik.” Bozgunculukları yüzünden o buzağıyı içlerine sindirdiler. Deki, “Eğer siz inanmış kimselerseniz, bu inancınız size ne çirkin davranışlar yaptırıyor? “

94- Deki; “Sonraki hayatın diyarları, Evrenin nazarında başkalarının değil de sadece sizinse ve bu iddianızda samimiyseniz, hemen ölmeyi isteyin.”

95- Fakat onu kendi elleriyle uydurdukları için ölümü istemezler. Ve Evren o yalancıları çok iyi bilmektedir.

96- Onları, insanlar arasında hayata bağlılıkta en arzulu olanlar olduğunu göreceksin. Evrene ortak koşanların her biri bin sene yaşamak ister. Fakat uzun yaşamak onları cezadan kurtaracak değildir. Evren onların neler yaptığını görmektedir.

97- Deki; “Her kim Maddeye düşman ise bilsin ki, Kuran’ı Evrenin izniyle senin bilincine, kendinden önceki kutsal bilgileri onaylayıcı, sadece Evrene kul olanlara bir kılavuz ve müjde kaynağı olmak üzere O doldurdu.”

98- Her kim Evrene ve göklerde hüküm sürenlere, Elçilerine, Maddeye ve Suya düşmanlık besliyorsa iyi bilsin ki, Evrende onun düşmanıdır!

99- Sana apaçık ayetler ve müthiş bilgiler verdik. Bunları doğru yoldan sapandan başkası ret etmez.

100- Ne zaman bir sözleşme üzerine antlaşma yapsalar, her defasında içlerinden bir gurup sözleşmeyi bozup attı. Onların geneli inançsızdır.

101- Onlara Evrenin kendisinden yanlarındaki kitabı tasdik eden Elçi geldi de, daha önce kendilerine kitap verilenlerden bir bölümü sanki hiçbir şey bilmiyormuş gibi davrandı ve Evrenin verdiği kitaba öylece sırt çevirdiler.

102- Ve onlar Süleyman’ın egemenliği hakkında sahtekârların uydurduğu yalanlara inandılar. Oysa Süleyman inançlıydı, ama inanmayanlar o iftiraları atan sahtekârlardı. Bunlar insanlara, Bâbil’de iki uzaylı olan Harut ve Marut’un öğrettiği illüzyonları öğreterek küfre düştüler. Hâlbuki o ikisi “biz kargaşaya karşı buradayız, bu bilgiyi kötüye kullanarak hataya düşmeyin!” demeden, kimseye bir şey öğretmezlerdi. Buna rağmen onlardan öğrendiklerini, karı kocanın arasını bozmak için kullandılar. Evren istemedikçe bununla kimseye zarar verebilecek de değillerdi. Kendilerine zarar verip fayda vermeyecek işlerle uğraştılar. Ve onu satın alanında, müşterisi olanın da, sonraki yaşamda bir payı olmayacağını da çok iyi bilirler. Karşılığında kişiliklerini sattıkları şey sırf kötülüktür. Bir de bunu bilselerdi!

103- Şayet onlar dürüst davranıp korunmuş olsalardı, elbette Evren tarafından verilecek ödül çok büyük olacaktı. Keşke bunu da bilselerdi.

104- Ey inanıp güvenenler! “Bize çobanlık et” demeyin! “Bizide dikkate al” deyin. Ve iyi dinleyin! Doğru olanı yapmayanlar için zorlu bir yaptırım vardır.

105- Ne o Kitap ehli, ne de Evrene bilerek ortak koşanlardan hiçbiri, size Yaratıcınızdan bir iyiliğin verilmesini istemez. Evren iyiliği dilediğine yapar ve O’nun ikramı çok değerlidir.

106- Biz ne zaman ki bir olayı unutturup ve onu tamamen silecek olsak, ya ondan daha büyüğünü yahut onun bir benzerini getiririz. Evrenin her şeye gücünün yeteceğini bilmiyor musunuz?

107- Göklerin ve yerin hükümdarının Evren olduğunu ve sizin Evrenden başka ne bir koruyucunuz nede yardımcınız olmadığını anlamıyor musunuz?

108- Yoksa siz! Daha önce Musa’ya yapıldığı gibi Elçiyi sorguya mı çekmek istiyorsunuz? Her kim teslimiyetini asilikle değiştirirse düz yolda sapıtmış olur.

109- Kitap ehlinin geneli, siz ıslah olduktan sonra isyana dönmenizi arzu eder. Bunu, gerçekler kendilerine açıkça belli olduğu halde kıskançlıktan dolayı isterler. Siz, Evren emrini verinceye kadar hoş görüyle davranın. Şüphe yok ki Evrenin her şeye gücü yeter.

110- Siz vazifenizi yerine getirin ve destekleşin. Kendi benliğiniz için her ne takdim ederseniz Evrenin kendisinde onu bulursunuz. Muhakkak ki Evren bütün yaptıklarınızı izlemektedir.

111- Dediler ki; “Yahudi ve Hıristiyan olmadıkça hiç kimse Cennete giremeyecek.” Bu onların kendi kuruntularıdır. Sen onlara de ki; “Eğer doğru söylüyorsanız delilinizi getirin!”

112- Hayır! Kim kendini Evrene teslim eder ve faydalı işler yaparsa, işte onun Yaratıcısının huzurunda mükâfatı vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

113- Yahudiler şöyle der, “Hıristiyanlar bir şey üzerinde değil”, Hristiyanlar da aynen öyle der, “Yahudiler bir şey üzerinde değil.” Oysa hepsi de kitabı okuyorlar. Hiç bilgisi olmayanlar da onların dedikleri gibi dediler. Evren, ihtilafa düştükleri meselelerde sorgu günü aralarında hükmü verecektir.

114- Evrenin toplantı Konağında O’nun isminin anılmasını yasaklayıp, oranın harap olmasına çalışandan ve oralara korku içinde gidilmesine sebep olandan daha kötü kim olabilir? Böylelerine dünyada perişanlık, yeni yaşamda ise büyük bir ceza vardır.

115- Doğu da, batı da Evrenindir. Artık nereye dönerseniz dönün orası Evrene çıkar. Şüphe yok ki Evren her yeri kuşatandır. O her şeyi bilendir.

116- Onlar “Evren kendisine bir oğul edindi.” dediler. Böyle bir şey olamaz! O kusursuzdur. Doğrusu göklerde ve yerde ne varsa hepsi zaten kendisinindir. Ve hepsi de O’na muhtaçtır.

117- Gökleri ve yeri model almaksızın yapan O’dur. Bir oluşumun gerçekleşmesini isterse, ona yalnızca “OL!” demesi yeter.

118- Diyorlar ki; “Evren bizimle konuşsa yahut bize bir işaret gelse” Bunlardan öncekiler de tıpkı bunların dedikleri gibi demişlerdi. Onların düşünce ve davranışları birbirlerine benzedi. Aslında gerçeği bilen emin bir topluluk için, işaretleri zaten açık seçik sergilemiş bulunuyoruz.

119- Ben seni, bir müjde ve haberci olarak hakikat ile gönderdim. Ateşe girecek olanların kimler olduğunu sorma.

120- Sen onların inançlarına tabi olmadıkça ne Yahudiler ne de Hristiyanlar senden asla hoşnut olmayacaklar. De ki; “Evrenin gösterdiği nizam en doğru yoldur.” Ve şunu bil ki! Sana özel gelen bu kadar bilgiden sonra kalkıp da onların arzu ve isteklerine uyacak olursan, seni Evrenden koruyacak ne bir dost ne de bir yardımcı bulursun!

121- Kitabı ancak kendilerine teslim ettiğimiz kimseler hakkını vererek okur. Ve ona inananlarda onlardır. Onu ret edip yalanlayanlar ise hüsranlar içindedir.

122- Ey İsrail oğulları? Sizlere yaptığım iyiliği unutmayın! Ve sizi diğer herkesten ayrı tuttuğumu da unutmayın!

123- Ve öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse başkasının yerine bir bedel ödeyemez, ricalar kabul edilmez, torpil yapılmaz ve ona hiçbir taraftan yardım da gelmez.

124- Bir zamanlar Yaratıcısı İbrahim’i sorulara tabi tuttu, o soruları doğru yanıtlayınca, “Ben seni insanlara önder yapacağım” dedi. İbrahim; “Soyumdan da önderler yap” deyince, “Benim sözüm zalimleri kapsamaz” dedi.

125- İşte Biz o zaman bu Konağı, Amman’a kadar insanlar için bir toplanma merkezi olarak uygun gördük. Siz de İbrahim’in konutunu kendinize kutsal ziyaret yeri edinin. Ayrıca İbrahim ve İsmail’e: “Bu konağı hem yerleşik kabileler, hem saygılı olanlar, hem de itaat edenler için güvenli tutun!” dedik.

126- Ve İbrahim’de “Ey Yaratıcım, bu Ülkenin güvende olmasını sağla, halkından Evren inancı olup vaat ettiğin yeni hayata inananları, çeşitli meyve ve besinlerle doyur” diye seslendi. Buyurdu ki: “İsyan edeni dahi doyurup yaşamdan payı neyse veririm. Yalnız, zamanı gelince onu ateşli bir cezaya uğratırım. Orası çok zorlu bir yerdir!”

127- Ve İbrahim ne zamanki konağı temelleri üstüne inşa etti, İsmail ile birlikte şöyle seslendiler: “Ey Yaratıcımız, bizden kabul buyur. Hiç şüphesiz sen duyuyorsun ve her şeyi biliyorsun.”

128- “Ey Yaratıcımız, Sen ikimizin teslimiyetini kabul et. Soyumuzdan da yalnız Sana teslim olmuş bir millet meydana getir. Ve Sen bize geleneklerini göster. Kusurlarımız olursa bağışla çünkü affedici olan Sensin.”

129- “Ey Yaratıcımız, bir de onlara içlerinden öyle bir Elçi gönder ki, onlara Senin varlığını öğretsin, onlara kitabı ve bilgeliği öğretsin, içlerini ve dışlarını tertemiz yapıp arındırsın. Hiç şüphesiz en yüce olan sensin, bilge olanda Sensin.”

130- Kim İbrahim’in milletinden yüz çevirip uzaklaşırsa akılsızca davranmış olur ve ancak kendine kötülük etmiş olur. Biz onu dünyada seçkin birisi yaptık. Hiç şüphesiz o, sonraki hayatta da üstün bir kişidir.

131- Yaratıcısı ona, “kendini adamalısın” deyince, O, “Tüm varlığın Yaratıcısına teslim oluyorum” dedi.

132- Ve İbrahim’in kendisinden oğullarına ve Yakub’a vasiyet edilen şudur; “Ey oğullarım! Muhakkak ki Evren sizin sadece kendisine kulluk yapmanızı istedi. Ona teslim olmuş olmadan can vermeyin!” dedi.

133- Peki siz bu olaya tanık mıydınız? Yakub’a ölüm hali geldiğinde oğullarına sordu; “Benden sonra kime tapıp kulluk edeceksiniz?” Oğulları ise; “Senin severek taptığına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın severek taptığına kulluk edeceğiz. Bizde O’na teslim olduk.” dediler.

134- O toplumlar gelip geçti. Siz onların yaptıkları ile sorgulanmayacaksınız. Onların yaptıkları kendilerine ve sizin yaptıklarınızda kendinizedir.

135- Diyorlar ki: “Yahudi veya Hristiyan olursanız doğruyu bulursunuz.” Deki: “Hayır! Biz, hiçbir zaman ortak koşmayan tertemiz İbrahim’i Milletiz.”

136- Deki, “Evren bize ne gösteriyorsa ona inanırız. Ve bize ne verildiyse, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a ve torunlarına ne verildiyse, Musa’ya ve İsa’ya ne verildiyse ve kitaba varis olarak seçtiklerine Yaratıcılarından ne verildiyse hepsine inanıyoruz. Biz onların arasında ayrımcılık yapmayız ve biz O’na böyle teslim olduk.”

137- Şayet onlar da böyle sizin inandığınız gibi inanırlarsa doğru yola girip gerçeği görürler. Şayet yüz çevirirlerse, onlara karşı Evren sana yeter. O duyar ve bilir.

138- Hem kim Evrenin renklerini Evrenden daha güzel kullanabilir? İşte biz onun için çalışmaktayız.

139- Deki; “Evren hakkında bizimle tartışmaya mı girmek istiyorsunuz? Oysa O, bizim de Yaratıcımız, sizin de Yaratıcınızdır. Bizde yaptıklarımızdan sorumluyuz, sizde yaptıklarınızdan sorumlusunuz. Farkımız şu, biz O’na sevgiyle bağlıyız.”

140- Yoksa siz, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunları da dâhil, hepsi Yahudi ve ya Hıristiyan’dı, demek mi istiyorsunuz? Deki: “Siz mi daha iyi biliyorsunuz yoksa Evrenmi? Evrenin tanıklık ettiği bir gerçeği bile bile yalanlayan birinden daha alçak kim olabilir? Evren sizin yaptıklarınızdan habersiz değil.”

141- O toplumlar gelip geçti. Siz onların yaptıkları ile sorgulanmayacaksınız. Onların yaptıkları kendilerine ve sizin yaptıklarınızda kendinizedir.

142- İnsanlar içinde bir kısım akılsızlar, “Bunları tabi oldukları yönden vazgeçiren nedir?” derler. De ki: “Doğu da batı da Evrenindir. O, doğru yolu dilediğine gösterir.”

143- Biz, sizi örnek alınsın diye göz önünde duran bir millet yaptık. Siz, bütün insanlara adaletin örneği ve Evrenin tanıkları olacaksınız. Elçide sizin üzerinize tanık olsun. Bundan önce üzerine yöneldiğiniz mekânı istikamet olarak Biz tayin etmedik! Ancak bununla, Seçilmiş olanın izinden gidecek olanlar ile gerisin geriye gidecek olanlar birbirinden ayrılır. Bu iş elbette Evrenin bilgilendirdiği kimselerin dışındakilere çok zor gelecektir. Fakat Evren, hiç kimsenin kendisine olan güvenini de boşa çıkaracak değildir. Hiç şüphesiz Evren, bütün insanlara çok şefkatlidir ve koruyucudur.

144- Biz senin dikkatini göğe yönelttiğini, bakarken şekilden şekle geçerek aranıp durduğunu gerçekten görmekteyiz. İşte seni hoşnut olacağın bir tarafa bağlayıp katıyoruz. Artık dikkatini, seni kucaklayıp saracak olan mukaddes kente yönelt! Sizlerde her nerede olursanız olun, dikkatinizi oraya verin. Kendilerine kitap verilmiş olanlar elbette biliyorlar ki Yaratıcılarından gelen bu emir, gerçeğin tam kendisidir. Öyle ki Evren, onlar her ne yapıyorsa hepsini bilmektedir.

145- Kendilerine kitap verilmiş olanlara bütün delilleri göstersen yine de senin benimsediğin yöne tabi olmazlar. Sen de onların döndüğü yöne tabi olmazsın. Zaten onlar birbirlerinin yöneldiği yere de tabi değiller. Bilki sana gelen bunca bilginin arkasından sen tutup onların arzu ve isteklerine uyacak olursan, sen de o zorbalardan olursun.

146- Kendilerine kitap verdiklerimiz onu çocukları kadar iyi tanırlar. Böyle iken içlerinden bazıları ise, gerçeği bildiği halde gizlerler.

147- Tek gerçek Yaratıcınızın bildirdiğidir. Ve bundan asla kuşku duymayın!

148- Her biriniz emanet edilen istikamet için faydalı olmaya çalışın ve öne geçin. Her nerede olursanız olun Evren sizi bir araya getirip toplar. Şüphesiz ki Evrenin her şeye gücü yeter.

149- O halde tüm dikkatini mukaddes konağa yönelt! Bu Yaratıcınızdan gelen bir emirdir! O’nu davranışlarınızdan habersiz sanmayın.

150- Artık dikkatinizi, terk ettiğiniz yerden, mukaddes konağa yöneltin. Her nerede olursanız olun hepiniz dikkatinizi oraya verin. Birlik içinde hareket edin, hiç kimsenin sizin aleyhinize bir bahane uydurmasına fırsat vermeyin! Siz onlardan bir kötülük gelir diye çekinmeyin, Benden çekinin! Rehberlik ettiğim bu yolda devam edin ki, üzerinizdeki iyiliğimi tamamlayayım.

151- İşte size kendi içinizden kutlu bir Elçi gönderdik. O size bilgilerimizi okuyor, sizi temizliyor, size kitabı ve bilgeliği öğretiyor. Size bilmediğiniz şeyleri anlatıp gösteriyor.

152- O halde Beni anın ki Ben de sizi anayım. Bana içtenlikle şükran duyun, nankörlük etmeyin!

153- Ey inananlar! Dayanın ve mücadele ederek yardım bekleyin. Şüphe yok ki Evren, azmedenlerle beraberdir.

154- Ve Evren uğrunda katledilenlere öldüler demeyin! Bilakis onlar dip diri. Fakat siz onları hissedemezsiniz.

155- Gerçekten sizi biraz korku, biraz açlık, biraz mallardan, biraz canlardan ve birazda ürünlerden eksilterek test ediyoruz. Zorluklara dayananları müjdele!

156- Onlar başlarına kötü bir şey geldiği zaman, “Biz Evrene aitiz, nihayet en sonunda O’na döneceğiz.” derler.

157- İşte onlar! Yaratıcılarından güzellikler ve iyilikler onlaradır. Doğru yolda olanlar da onlardır.

158- Ve bil ki; saf saf yayılmış yeşil arazi Evrenin tören gösterişidir! Her kim ziyaret mevsiminde gezgin olarak konağa gelirse ya da zamansız gelirse, oraları gezip dolaşması ona serbesttir. Her kim de içinden gelerek faydalı olmak isterse, şüphesiz Evren çalışmaların karşılığını verendir.

159- İndirdiğimiz çok açık delilleri ve gerçeğin tam kendisi olan sözleri, insanlar için biz kitapta açıkladıktan sonra gizleyenler var ya? Evren onları darmadağın eder! Yuh çekebilecek olanlar da onları ayıplar.

160- Yalnız özür dileyen ve ondan sonrada durumunu düzelterek gerçeği söyleyenler başka. İşte Ben onları affederim. Ben çok iyilikseverim, özürleri çokça kabul ederim.

161- Muhakkak ki, kendisine gelen doğru bilgileri yalanlamış ve sonrada yalancı olarak ölmüş olanlara gelince, Evrenin ve Uzaydakilerin ve de insanların öfkesi hep onların üzerinedir.

162- Onlar ebedi bir cezada olacaklar. Cezaları ne hafifletilir, ne de kendilerine göz açtırılır.

163- Uzaydakilere de size de hükmeden tek hükümdardır ve Ondan başka hükümdar yoktur. Besleyen ve koruyan O’dur.

164- Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbirine aykırı şekilde gelişinde, insanlara yararlı olan yüklerle denizde akıp giden gemilerde, Evrenin gökten suyunu indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları çoğaltmasında, rüzgarları estirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta, akıllı bir topluluk için kesin olarak dersler vardır.

165- İnsanlardan öylesi var ki, Evrenin yanına başkalarını yakıştırıp O’na eş tutarlar. Onlara besledikleri sevgi, Evrene duydukları sevgi gibidir. Sadece teslim olanların Evren sevgisi çok kuvvetlidir. O haksızlık yapanlar cezayı görecekleri zaman, bütün kuvvetin Evrene ait olduğunu, Evrenin öfkesinin gerçekten çok şiddetli olacağını bir bilselerdi.

166- İşte o zaman, kendilerine tapılan kimseler cezayı görünce, kendilerine tapanlardan kaçıp uzaklaşır. Aralarındaki bütün bağlar da paramparça olur.

167- Onlara tapanlar şöyle der: “Bizim için dünyaya bir dönüş ihtimali olsa da, onların bizden kaçtıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsak!” Böylece Evren, onlara bütün işlerini harap halde ve hasretler içinde gösterecektir. Onlar yakıcı cezadan çıkacak da değildir.

168- Ey insanlar! Yeryüzünde yenilmesi serbest olan yiyecekleri güzellikle tüketin. Ve asla sahtekârın peşine takılmayın! Çünkü o sizin aranızı bozan belli belirli bir düşmandır.

169- O size ancak kötülüğü ve ahlaksızlığı yapmanızı emreder. Ve böylece siz Evrene karşı bilinçsizce sözler sarf edersiniz.

170- Onlara: “Evrenin bildirdiğine uyun” dendiği vakit: “Olmaz! Biz atalarımızdan nasıl gördüysek ona uyarız.” derler. Peki, ya atalarının aklı bir şeye ermemiş ve doğru yolu bulamamışlarsa yinede uyacaklar mı?

171- Gerçekleri yalanlayanların durumu, sadece münakaşa ile bağırmaktan ibarettir. Bu sebeple akıllarını kullanamazlar.  Onlar kendi sesinden başkasını duymaz. Sağır dilsiz ve kör gibidirler.

172- Ey inananlar! Size takdir ettiğimiz yiyeceklerin hoş ve temiz olanlarından yiyin ve Evrene içtenlikle şükran duyun, şayet yalnız O’na tabiyseniz…

173- O, size sadece şunları yasakladı: Leş, kan, domuzun eti, bir de Evrenden başkası adına sunulan yiyecekler. Olur ki kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, zaruret ölçüsünü gözetmek şartıyla yiyebilir. Ona bir ayıplama yapılmaz. Çünkü Evren sizi görmektedir. O, affedicidir çok anlayışlıdır.

174- Evrenin verdiği kitaptan bir şeyi gizlemek için açıklamamak üzere biraz para alanlar, karınlarına ateşten başka bir şey doldurmaz. Sorgu günü Evren onlarla ne konuşur ne de kendilerini temize çıkartır. Onlara sadece acı verecek elim bir ceza vardır.

175- İşte onlar, dürüstlüğü bırakıp hileyi, affedilmeyi bırakıp cezayı satın aldılar. Acaba bunlar ateşe karşı ne kadar dayanıklı olabilir?

176- Evren kitabı işte bu gibi sebeplere istinaden doğru ilkeler olarak indirdi. Kitap hakkında kuşkusu olanlar bu gerçeklerden uzaktadır.

177- Yüzünüzü doğuya ve batıya çevirmeniz bir kahramanlık değildir! Fakat kahramanlar şunlardır ki, Evrene, vaat ettiği yeni yaşama, Uzaylılara, kitaba ve Elçilerine inanmak, yakın kimselere, öksüzlere, fakirlere, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirlere yardım ederek kurtarmayı sevenlerdir. Mesleğinde dürüst olan ve destek olmak için vergilerini verenlerdir. Sözleştikleri zaman sözlerini yerine getirenler, sıkıntı ve hastalık durumlarında hatta sıkıntıların en şiddetli zamanların da bile kararlılık gösterenlerdir. İşte doğru ve dürüst olanlar bunlardır, korunacak olanlarda bunlardır.

178- Ey inananlar! Öldürmekte misilleme size serbest bırakıldı. Hüre hür. Köleye köle. Kadına kadın. Fakat öldüren, ölenin taraftarları ile bir anlaşma karşılığında affedilirse, af edilen kişinin anlaşmaya uyması, kendisini affedenlere anlaştıkları diyeti zorluk çıkartmadan ödemesi şarttır. Bu, Yaratıcınız tarafından hafifletilmiş bir iyiliktir. Her kim bunun arkasından yine saldırganlık yaparsa, artık ona acı verecek bir ceza olacaktır.

179- Ey sağduyu sahipleri! Misillemede sizin için hayat vardır. Ümit edilir ki akıllı davranırsınız.

180- Şayet ölüm sizden birisine gelmişse ve bırakacağı bir mirası da varsa, babası, anası ve yakın akrabası için yasal bir surette vasiyet etmeli. Bu, bilgili kimselerin yerine getirmesine dair bir emir olarak üzerinize yazıldı.

181- Şimdi her kim, bunu duyduktan sonra buyruğu değiştirirse, tüm suçlama yalnızca o değiştirenlerin üzerinedir. Şüphe yok ki Evren, her şeyi duyuyor ve biliyor.

182- Her kimde vasiyet edenin bir hataya düşmesinden veya bir haksızlık yapılmasından endişe ederek tarafların arasını bulmak isterse, ona bir suçlama yapılamaz! Affedip koruyucu olan Evrendir.

183- Ey inananlar! Perhiz sizden öncekilere emir edildiği gibi size de emir edildi. Umulur ki gerekeni yaparsınız.

184- Günler sayılıdır. İçinizden hasta olup ya da yolculukta bulunanlar, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutmalı. Buna katlanamayacak olan varsa, aciz durumda olanı yedirmeli. Her kim de bu iyiliği devamlı hale getirirse, kendisi için iyi olur. Şayet kavrayabiliyorsanız, perhiz yapmanızda sizin için fayda vardır.

185- O ay Eylül’dür. İnsanları için doğru ile yanlışı birbirinden ayıran bilgi rehberi, içinde deliller bulunan Kuran, o ayda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa, onda perhize girsin. Hasta yahut yolculuktaysanız, tutamadığınız günler sayısınca diğer günlerde tutun. Evren size kolaylık verir, zorluk vermez. Bunu size detaylı olarak açıklaması, o sayıyı tamamlamanız içindir. Ve size doğru yolu gösterdiği için Evreni ululayıp yüceltin. Böylece şükretmiş olursunuz.

186- Kullarım sana Beni sordular. Ben, gerçekten çok yakınım. Bana davette bulunurlarsa, davetlerini kabul ederim. O halde onlar da Benim davetimi kabul etsinler. Bana karşı samimi olsunlar ki doğru yolda kalabilsinler.

187- Perhiz gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız size serbest bırakıldı. Onlar, sizin için sarılacak bir örtü, siz de onlar için sarılacak bir örtü gibisiniz. Evren, kadınlar konusunda kendinize güvenemediğinizi bildiği için müracaatınızı kabul edip sizi hoş gördü. Artık onlara yaklaşabilirsiniz ve Evrenin sizler için takdir ettiğini arzulayabilirsiniz. Tan yeri size göre beyaz ipliği siyah iplikten ayırıncaya kadar yiyin için. Ve siz, vazife için meskenlerde hizmette bulunduğunuz saatlerde birbirinize yaklaşmayın! Sonrada ertesi geceye kadar perhizi tamamlayın. Bunlar Evrenin belirlediği sınırlardır. Evren kendi sözlerini insanlara böyle açıklıyor ki dikkatli olup korunsunlar.

188- Ve müşterek olduğunuz malları haksız yollarla yemeyin. Birbirinizin malına haksızlıkla çökebilmek amacıyla hâkimlere rüşvet vermeyin!

189- Sana hilalleri soracaklar. Deki; “Onlar, toplumlara ölçüdür ve hac seyahatinin zaman belirleyicisidir. Ve mukaddes meskene arkadan dolaşıp fethetmek doğru davranış değildir. Mukaddes meskene kapısından gelip fetih etmek doğru olandır. Ve Evren için saygılı olun ki belki af edilirsiniz.”

190- Ve size karşı mücadele edenlere karşı siz, Evrenin razı olacağı gibi mücadele edin. Asla maksadınızı aşmayın! Çünkü Evren, haksız saldırıda bulunanları sevmez.

191- Fakat size savaş açarlarsa onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden sizde onları çıkartın. Onları orada barındırıp kargaşa çıkartmalarına izin vermiş olmak, öldürmekten daha kötüdür. Mukaddes meskende onlar size saldırmadıkça siz de onlara saldırmayın. Fakat size bir kalkışma yaparlarsa, erken davranıp onları öldürün. İsyankârlara ceza böyledir.

192- Fakat buna bir son verirlerse, Muhakkak ki Evren çok affedicidir, koruyucudur.

193- Kargaşa kalmayıncaya kadar onlarla mücadele edin. Bu Evrene olan borcunuzdur. Vazgeçenler hariç bundan sonra düşmanlık sadece kötülüğü devam ettirenleredir.

194- Kutsal aylar karşılıklıdır. Saygılı olmakta karşılıklı olmalıdır. Fakat her kim size haksızlıkta bulunursa, siz de ona yaptığı saldırının aynısıyla karşılık verin. Evrene kulak verin ve sakına ileri gitmeyin! Bilin ki Evren, dürüstlerin yanındadır.

195- Harcamalarınızı Evrenin razı olacağı halde yapın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın! İyilikler yaparak örnek olun. Çünkü Evren iyilik yapanları sever.

196- Mevsimde yapılan ziyareti ya da zamansız olanını Evren istediği için tamamlayın. Şayet ziyaret esnasında başınızdaki kişiye engel bir sebep varsa, es geçmeyin. Gücünüz yettiği kadar yardımcı olun. İçinizde kötü durumda olanlardan veya başka rehberin sorumluluğunda olanlara bir engel varsa, onlara da yardımcı olun. Rahata kavuştuğunuz zaman, her kim ziyaretini tamamlarsa, oda imkânınca bir bağış yapsın. Bağış yapmaya imkânı olmayanlar üç gün ziyaret yerinde, yedi günde bitirip döndüğünde on günlük perhiz yapsın. Bu, ailesi mukaddes konakta olmayan ziyaretçiler içindir. Evrenin tavsiyesini dikkate alın! Evrenin cezası üzücüdür.

197- Ziyaret bilinen aylardadır. Her kim o ayda emri yerine getirmek üzere ziyarete başlamışsa, ziyaret esnasında müstehcen davranışlarda bulunması ve de olumsuz davranışlarda bulunması olamaz. Siz güzel örnek olacak her ne yaparsanız Evren onu bilir. Kendinize iyiliği ilke edinin. Şüphesiz ki iyiliklerin en alası, güzel örnek olmaktır. Ey üstün akıl sahipleri, Beni dikkate alın!

198- Yaratıcınızdan kendi adınıza güzel şeyler dilemenizde bir mahsur yoktur. Turu, adabına uygun tamamlayıp akın akın dönüp geldiğinizde, Evreni coşkuyla kutsayarak anın! Çünkü siz bundan önce yanlış yoldaydınız!

199- Sonra herkesin dolup taştığı yere siz de gelerek Evrenin suç ve kusurlarınızı af etmesini dileyin. Muhakkak ki O çok şefkatli, çok iyilik sahibidir.

200- Nihayet etkinliği bitirdiğinizde, babalarınızı andığınızdan çok daha kuvvetli bir halde Evreni anın. İnsanlardan kimisi; “Ey Yaratıcımız, bize bu hayatta ver!” der. Onun için sonraki yaşamda pay yoktur.

201- İçlerinden kimisi de var ki; “Ey Yaratıcımız, bize hem bu hayatta güzellik ver hem de sonraki hayatta güzellikler ver ve bizi ateşin cezasından koru!” derler.

202- İşte onların için kazandıklarından bir pay vardır. Evren hesabı çok çabuk yapar.

203- Müddeti belirlenmiş sayılı günleri Evreni düşünerek geçirin. Kim ki bunu iki güne sığdırmak isterse ona zorlama yoktur. Kim daha fazla yapmak isterse oda serbesttir. Evrene bağlı kalın ve bilin ki siz, O’nun huzurunda toplanacaksınız.

204- İnsanlardan kimisi var ki dünya hayatı üzerine yaptığı propagandası senin hoşuna gidebilir.  Ve o bu sözlerine de “Allah buna şahidimdir” der. Gerçekte o düşmanın en yamanıdır.

205- Ve o yönetimi ele geçirdiğinde ise, yeryüzünde düzeni bozmak, ekini ve zürriyeti bitirmek için çalışır. Fakat Evren bozguncuları sevmez!

206- Ve ona: “Allahtan kork!” dendiği vakit, gururu kendisini suç işlemeye mecbur bırakır. Onun işi ateşli bir cezaya uğradığı zaman biter. Orası kötü bir dinlenme yeridir.

207- Fakat insanlardan öylesi de var ki, Evrenin hoşnutluğunu kazanmak için kendini feda eder. Ve Evren, kullarına karşı çok iyimserdir.

208- Ey inananlar! Hepiniz birlikte uyum içinde olun ve sahtekârın hamlelerine karşı uyanık olun! Çünkü o sizlerin arasını açan belli belirli bir düşmandır.

209- Size gelen bunca delilden sonra yine tereddüt ediyorsanız, iyi bilin ki Evreni zayıf düşürecek değilsiniz. O üstündür hüküm sahibidir.

210- Birileri, Tanrıyı ve güçlerini katışıksız öz parçacık ışınımları içinde gizlenmişte, onlar için ortaya çıkıp ta işin sonuçlanmasını mı bekliyor? Ve evet Evren sonuç için emrini verecektir.

211- İsrail oğullarına sor! Biz onlara içeriği açıklanmış nice değerli bilgiler verdik. Her kim Evrenin yardımı kendisine geldikten sonra onu amacından saptırırsa, Evrenin cezalandırması çok şiddetli olacaktır.

212- Dünya yaşamı inançsızlar için çekici yaratıldı. Onlar bu şaşa içinde kanaat sahiplerini alaya alırlar. Fakat hesap günü o erdem sahibi kullar, kendilerinden üstündür. Evren dilediğine sayısız iyiliklerde bulunur.

213- İnsanlar tek bir topluluktu. Evren, onlara güzel haberlerini ve kötü haberlerini bildirmesi üzere sözcüler görevlendirdi. Onların beraberinde de insanların anlaşmazlığa düştükleri meseleler hakkında karar vermesi için, kitapları mevcudiyet üzerine doldurdu. Kendilerine apaçık bilgiler geldiği halde aralarında kıskançlık yüzünden ayrılığa düşenler, yine o verilenlerden başkası değildi. Evren, içlerinde inanç sahibi olanları ayrılığa düştükleri konular hakkında bizzat Kendisi aydınlattı. Evren, istediği kimseye rehberlik eder.

214- Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden yurdunuzda rahatça oturacağınızı mı sanıyorsunuz? Sizden öncekiler öyle bir yoksulluğa, öyle bir sarsıntıya uğradılar ki, Önderleri dâhil hep birlikte: “Evrenin yardımı ne zaman?” dediler. Bil ki, Evrenin yardımı yakındır.

215- Sana bağışlarını nereye yapacaklarını sorarlar. De ki; “Faydalı olmak için yapacağınız her ne varsa, ana babaya, yakınlara, öksüzlere, yoksullara ve yolunda yarıda kalmış olanlaradır. Bundan ayrı her ne yapacak olursanız olun, Evren onu da bilir. “

216- Hoşunuza gitmese de savaş sizin üzerinize yazıldı. Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şeyde, sizin için faydalar vardır. Ve olur ki sevdiğiniz şeylerde ise sizin için bir kötülük saklanmıştır. Evren bilir siz bilmezsiniz.

217- Sana Mukaddes ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaşmak büyük bir suçtur. Fakat! Evrenin rızasından alıkoymak, O’nu inkâr etmek, insanları rotasından saptırmak ve Mukaddes Konağın insanlarını sürgün edip çıkartmak ise, Evren nazarında daha da büyük bir suçtur.” Kargaşa çıkartmak, öldürmekten daha büyük kötülüktür. Onların güçleri yetse, sizin inancınızı bozmak için sizinle savaşmaktan çekinmezler. Böyle bir durumda içinizden kim inancından döner ve size ihanet edecek olursa ve öylece can verirse, artık onların bütün güzel işleri hem dünyada, hemde sonraki yaşamda boşa gitmiştir. İşte onlar, ateşli bir cezaya girecek olanlardır. Onlar orada ebedi cezaya mahkûm edilirler.

218- Şüphesiz ki, Evrene güvenerek rızasını kazanmak için uzaklardan gelip mallarıyla canlarıyla katkıda bulunanlar, Evrenin hoşnutluğunu ve mükâfatını umarlar. Evren, çok iyilik sahibidir mükâfatlandırmayı sever.

219- Sana içki içmeyi ve kumar oynamayı soruyorlar. De ki; “Bu ikisinde hem büyük bir zarar, hem de insanlar için bazı faydalar vardır. Fakat zararları faydalarından daha çoktur.” Birde sana bağış olarak neyi vereceklerini soruyorlar. De ki; “İhtiyaçtan fazlasını verin.” İşte Evren, size sözlerini böyle açıklıyor. Umulur ki siz düşünürsünüz.

220- Dünya ve sonraki yaşam üzerine Sana yetimlerin durumunu soruyorlar. De ki: “Onların durumları için yapacağınız bir iyileştirme hareketi, onları boş vermenizden daha iyidir. Eğer onları kabul ederseniz onlar sizin kardeşlerinizdir.” Evren, bozanı da düzelteni de bilir. Şayet Evren dileseydi, sizi bunun için zora da koşardı. Şüphesiz ki Evren çok güçlüdür, kararı O verir bilgedir.

221- Çok Tanrılı kadınları sizinle aynı halde inanmadıkça onları nikâhlamayın. Evrene ortaklar atayan bir kadın sizin hoşunuza gitse bile, Evrene inanan fakir kadın ondan daha kıymetlidir. Çok Tanrılı erkeklerinde inançlı kadınlarla nikâh kıymasına engel olun. Evrene ortaklar atayan bir erkek sizin hoşunuza gitse bile, yaratıcı olarak yalnız Evrene inanan fakir bir erkek elbette ondan daha kıymetlidir. Onlar sizi ateşe davet ederler. Evren ise kendi yardımıyla sizleri bahçesine davet ediyor. Sözlerini de insanlara böyle açıklıyor. Umulur ki onlar bundan öğüt alırlar.

222- Sana kadınların aybaşı halini soruyorlar. De ki: “O kadına bir zahmettir. Kanamaları olduğu vakit ilişkiye girmek için onlara yaklaşmayın. Ve onlarla ancak, rahata erdiği zaman Evrenin emrettiği şekilde yaklaşın.” Şüphesiz ki Evren özür dileyip temizlenenleri sever.

223- Kadınlarınız, sizin ekin ektiğiniz toprağınızdır. O halde toprak nasıl ekilmesi gerekiyorsa, sizde öyle ekin. Kendiniz için ileriye hazırlık yapın. Evrene saygılı olun ve bilin ki, siz mutlaka O’nun huzuruna gideceksiniz. İnananları müjdele!

224- Sözünüzde durmamak ve kötülüğe mani olmamak ve insanların arasını düzeltmemek için Evren adına ettiğiniz yeminleri bahane edip durmayın! Evren, her şeyi duyuyor ve biliyor.

225- Evren sizi bilinçsiz yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat bilinçli olarak yapılan her yeminden sorumlu tutar. Evren koruyandır çok naziktir.

226- Kadınlarıyla bir araya gelmemek için ant içenler için dört ay bekleme süresi vardır. Eğer bu tutumlarından geri dönerlerse, şüphesiz ki Evren affı bol olandır çok iyilikseverdir.

227- Şayet boşanmaya karar verirlerse, Evren her şeyi duymaktadır ve her şeyi bilmektedir.

228- Boşanan kadınlar kendi başlarına üç aybaşı beklemeli. Evrene ve hesabını vereceği güne inanıyorlarsa, Evrenin rahimlerinde yarattığı bebeği gizlemesinler. Böyle bir durumda kocası barışmak isterse, onunla olmaya en fazla hak sahibi olan odur. Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde eşit hakları vardır. Erkeklerin onların üzerindeki farkı, sadece kuvvet derecesidir. Fakat en güçlü olan Evrendir. Kararı o verir ve bilgedir.

229- Boşanmakta sınır iki defadır. Ondan sonrası ya iyi niyetle barındırmak ya da hoş kalacağı şekilde ayrılmaktır. Onlara verdiklerinizden bir şeyi geri almanız size yakışmaz. Ancak Evrenin belirlediği sınırlara sadık kalamayacaklarından endişe ederlerse o başka. Eğer siz de onların, Evrenin belirlediği sınırlara sadık kalamayacaklarını düşünüyorsanız, kadının ayrılmak için hakkından vazgeçmesinde ikisine de sorumluluk yoktur. İşte bunlar, Evrenin çizdiği sınırlardır. Sakın bu sınırları aşmayın! Her kim Evrenin koyduğu sınırı aşarsa, işte onlar kötülükte aşırı gidenlerdir.

230- Erkek kadını bir daha boşarsa, bundan sonra kadın özgürdür. Ve kadın başka bir erkekle evlenmeden ona geri dönemez. İkinci kocasından da boşanırsa, Evrenin belirlediği sınırlarına sadık kalabileceklerini her ikisi de ümit ediyorsa, kadının eski kocasıyla birlikte olmasında bir sakınca yoktur. İşte Evrenin tayin ettiği sınırlar bunlardır. Ve bunları, anlayışlı bir topluluk için açıklıyor.

231- Kadınları boşadığınızda ve onlar belirlenmiş üç aybaşı süresini bitirdiklerinde, artık kendilerini ya güzellikle ağırlayın ya da hoş bir şekilde ayrılın. Haklarını gasp etmek için zararlarına olsun diye onları alı koymayın. Her kim bunu yaparsa, kendi benliğine yazık etmiş olur. Sakın Evrenin sözlerini eğlence konusu edinmeyin! Evrenin üzerinizdeki iyiliğini hatırlayın, sizi bilgilendirmek için indirdiği kitaptan yaptığı öğütleri ve nutukları düşünün. Evrenden korkun ve bilin ki O her şeyi bilmektedir.

232- Boşanan kadınlar bekleme sürelerini bitirdikten sonra, kocalarıyla güzellikle anlaştıkları takdirde o kadınların tekrar evlenmelerine engel olmayın! Bu, içinizden Evrene ve yeni yaşama inanan kimselere emirdir. Bu davranış sizin için daha güzel ve daha iyidir. Siz bilmezsiniz Evren bilir.

233- Boşanmış anneler, yeni doğmuş bebeklerini iki yıl boyunca emzirebilirler. Yeni doğanın velisi, annenin yiyecek ve giyeceklerini adil bir şekilde sağlamalıdır. Kimseden gücünün üstünde bir şey beklenemez! Bebeğinden dolayı anneye zarar gelmemeli, ya da bebeği yüzünden babası zarar görmemelidir. Baba ölürse, mirasçısı da bu sorumlulukları üstlenecektir. Eğer bebeğin ebeveynleri, karşılıklı anlaşarak bebeği sütten kesmek isterlerse, bu onlara serbesttir. Bebeği bir sütanneye emzirtmek isterlerse, ücretini uygun bir biçimde ödediğiniz takdirde size bir sorumluluk yoktur. Evrene kulak verin! Evren tüm davranışlarınızı izliyor.

234- İçinizden vefat ederek geride eşler bırakan kimselerin hanımları, kendi başlarına dört ay on gün beklemeliler. Bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, kendi haklarında alacakları meşru bir karardan dolayı sizin onlara bir yaptırımınız olamaz! Evren her yaptığınızdan haberdardır.

235- Kadınlara evlenmek isteğinizi ima etmenizde ya da gönlünüzde tutmanızda size bir ayıplama olmaz. Evren biliyor ki siz onları mutlaka düşünmektesiniz. Meşru bir dille bunu belirtmeniz dışında onlarla gizlice sözleşmeyin! Onlarla, kendilerine biçilen mühletin bitimine kadar nikâh sözleşmesi de yapmayın! Belirlenen bekleme süresi sona erinceye kadar nikâh adına bir sözleşme de kararlaştırmayın! Bilin ki Evren gönlünüzdekini bilir. Öyle ise O’nun uyarısını dikkate alın. Yine bilin ki Evren çok affedicidir, çok naziktir.

236- Şayet kadınları kendilerine dokunmadan veya onlara bir maddiyat beyan etmeden boşarsanız, size bir yükümlülük yoktur. Şu var ki, onlara imkânlar sağlayın. Eli geniş olan ona göre, eli dar olan da ona göre faydalandırsın. Bu bir iyiliktir, iyi olanların üzerine de bir sorumluluktur.

237- Eğer onlarla kendilerine dokunmadan önce boşanmış iseniz ve vaat edilen maddi anlaşmanız da varsa o zaman borç, o anlaştığınız miktarın yarısıdır. Ancak, nikâh hakkını elinde bulunduran kadın bundan vazgeçerse başka. Ey erkekler! Sizin bağışlayıcı olmanız takdir edilecek bir davranıştır. Aranızdaki iyilikleri unutmayın! Şüphesiz ki Evren, her ne yapıyorsanız izlemektedir.

238- İşlerinizde ortayı bulun ve sözleşmeleri koruyun. Evrene gönülden saygı duyun ve itaat edin.

239- Olur ki erkeklerden bir şüphe içinde olursanız, izlemeye alın. Nihayet onlardan emin olduğunuzda, Evrenin size öğrettiği gibi karar verip uygulayın.

240- İçinizde hanımlarından önce kendi ölümünün olabileceğini düşünerek hareket etmek isteyenler, hanımları için kendi ölümlerinin senesine kadar, evlerinden mahrum edilmeksizin onlara yetecek bir malı, önceden yasal olarak vasiyet etmeli. Fakat evlerinden kendi istekleriyle ayrılmak isterlerse, kendi haklarında alacakları meşru bir karardan dolayı size bir yükümlülük yoktur. Evren üstündür karar onundur, bilgedir.

241- Boşanmış kadınların yaşamlarını devam ettirebilecekleri yasal bir maddi hakkı vardır.

242- Böylelikle Evren, düşünüp akıl etmeniz için gerçekleri size bizzat kendisi açıkladı.

243- Şöyle kimseleri görmüyor musun? Kendileri binlerce kişi oldukları halde ölüm korkusuyla yurtlarını terk ettiler. Evren onları öldürebilirdi fakat hayatlarını bağışladı. Şüphesiz ki insanlara karşı iyiliklerde bulunan Evrendir. Fakat onların geneli ise nankördür.

244- Evrenin rızasını kazanmak için savaşmalısınız. Ve bilin ki Evren her şeyi duyup bilmektedir.

245- Şöyle bir kişi kimdir ki; Evrenin rızasını kazanmak için harcamalarda bulunsun da Evrende ona bundan dolayı fazlasıyla ödüller versin. Bollukta ve darlıkta Evrendendir. Sonunda hepiniz O’na geri götürüleceksiniz.

246- Baksana Musa’dan sonra gelen İsrail oğullarının öncülerine! Hani onlar Elçiye dediler; “Bize bir komutan belirle, onun emri altında Evrenin rızasını kazanmak için savaşalım.” O da dedi ki: “Olur ki size savaşmanız kesin olarak emredilirse, acaba sizler bir döneklik yaparmısınız?” Onlar ise: “Bize ne oluyor da yurtlarımızdan çıkarıldığımız ve çocuklarımızdan yoksun bırakıldığımız halde, Evrenin rızasını kazanmak için savaşmayalım?” Bunun üzerine savaş kendilerine emir edilince, onlardan pek azı hariç döneklik yaptılar. Evren o yalancıları çok iyi bilmekte.

247- Elçileri onlara dedi ki; “Evren, size komutanlık yapması için Talut’u belirledi.”  Onlar dedi ki: “Ona bizim üzerimize komutanlık yapması da nereden çıktı? Hem komutanlığa biz ondan daha layığız, o ise bir fukara”  O dedi ki; “Onu size savaşta komutanlık etsin diye Evren seçti, ona hem bilgelik, hem fiziki kuvvet verdi. Ayrıca Evren, kuvveti dilediğine verir. Evrenin yardımı büyüktür, O her şeyi hakkıyla bilir.”

248- Elçileri onlara şunu da söylemişti; “Haberiniz olsun, Onun komutanlığının başlangıç işareti, size o lahitin gelmesi ile olacaktır. Onda sizin için Yaratıcınızdan bir gönül rahatlığı ve Musa ile Harun ailesinden belirgin bir hatıra vardır. Onu size uzaylılar getirecektir.” İnanan kimselerseniz şayet, bunda kesin bir tanımlama vardır!

249- Talut, ordusuyla hareket edince dedi ki: “Evren sizi mutlaka bir nehirle test edecek. Kim ondan kana kana içerse benden değildir. Kim ondan hiç içmezse ya da eliyle bir avuç alan kimseler benimledir.” Derken onlar oraya varınca, içlerinden çok azı hariç, büyük çoğunluğu ondan kana kana içtiler. Talut ve beraberindeki inanç sahipleri nehri geçince, nehir suyundan kana kana içenler dedi ki; “Bizim bugün, Calut ve ordusuna karşı koyacak takatimiz, kuvvetimiz kalmadı.” Evrene kavuşacaklarına inananlar ise; “Nice az topluluklar, Evrenin yardımıyla nice kalabalık topluluklara karşı zafer kazanmıştır. Evren inanıp azmedenlerle beraberdir” dediler.

250- Calut ve ordusuna karşı savaş meydanına çıktıkları zaman da şöyle dediler: “Ey Yaratıcımız bize destek ver, kuvvetimizi artır, ayaklarımızı sabit tut ve bozguncular topluluğuna karşı bize yardım et!”

251- Derken, Evrenin yardımıyla onları tamamen bozguna uğrattılar. Ve Davut Calutu öldürdü. Evren kendisine mülk ve bilgelik verdi. Sonra ona, dilediği her şeyi de öğretti. Şayet Evrenin insanları birbirleriyle def etmesi olmasaydı, dünyadaki düzen kökünden bozulurdu. Evren, bütün dünyalara karşı iyilik sahibidir.

252- İşte bunlar sana hakikat olarak anlattığımız Evrenin sözleridir. Ve bil ki sende gönderilen o Elçilerdensin.

253- O Elçilerin kimisini kimisinden üstün tuttuk. İçlerinden bazıları var ki Evren kendisiyle konuştu, kimisini ise kademe kademe yükseklere çıkardı. Ve Meryem oğlu İsa’ya apaçık kanıtlar verdik sonra kendisini yaşam veren kutsal nefes ile destekledik. Şayet Evren dileseydi, onlardan sonra gelen milletler kendilerine gelen açık delillerden sonra birbirleriyle savaşmazdı. Fakat ayrılığa düştüler, kimi inandı, kimi inanmadı. Şayet Evren dileseydi, birbirlerinin kanını dökmezlerdi. Fakat Evren dilediği gibi yapar.

254- Ey inanıyoruz diyenler! Kendisinde hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun, hiçbir torpilin işe yaramadığı o gün gelmeden önce, size verilen maddiyattan bağışlarda bulunun. Kabul etmeyenler asi olanlardır.

255- Evrenden başka tanrı yoktur. O daima diridir. Bütün varlığın idaresini yürüten O’ dur. O’ ne yorulur, ne de uyur. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi kendisinindir. Yeryüzünde Onun izni olmadan Onun adına aracılık yapacak hiç kimse yoktur. O, kullarının geleceğin de ve geçmişini de ne varsa hepsini bilir. Ve ilminden Onun takdir ettiğinden fazlası kavranamaz. O’nun Hükümranlığı bütün gökleri ve yeri kaplamıştır ve onları muhafaza etmek Ona hiç zor değildir. O çok yücedir, çok büyüktür.

256- Kullukta zorlama yoktur. Doğruda yanlışta ortaya konmuştur. Artık her kim zorbayı ret edip Evrene inanırsa, sapa sağlam bir ele tutunmuştur. O hiçbir şekilde bırakmaz. Ve Evren, her şeyi duyar ve her şeyi bilir.

257- Evren inananların adayıdır, onları karanlıklardan aydınlığa çıkartır. İnanmayanların adayı ise zorbadır. Onların ışığını söndürür karanlıklarda bırakır. İşte ateşlik olanlar onlardır ve orada ebediyen kalırlar.

258- Evrenden kendisine bir kuvvet verildi diye, Yaratıcısı hakkında İbrahim’le tartışmaya gireni görecektin! Hani İbrahim ona: “Benim Yaratıcım Odur ki, hem diriltir, hemde öldürür.” dediği zaman: “Ben de diriltir ve öldürürüm” demişti. İbrahim ise “Öylemi? Muhakkak ki Evren güneşi doğudan getiriyor, sen onu batıdan getirebilir misin!” deyince, o asi şaşırıp kalmıştı. Evren, zorbalar topluluğuna rehberlik etmez.

259- Örnek bir kişi yerleşim yerleri terk edilmiş harap bir kasabaya uğramıştı. Dedi ki; “Burayı ölümünden sonra Evren nasıl diriltebilir?” Ve Evren onu yüz sene ölü bıraktı ve sonra diriltip sordu; “Ne kadardır buradasın?” Dedi ki; “Bir gün yahut günün bir kısmı kadar,” Dedi ki; “Hayır. Yüz sene kaldın ve durum o ki yiyeceğin ve içeceğin ise kayboldu. Ve ayaklarını gözlemle, bak onun kemiklerini nasıl yerleştiriyoruz ve onlara nasıl et giydiriyoruz. Bunlar, seni insanlara karşı hâkimiyetimizin bir işareti olsun diyedir.”  Böylece kendisine açıkça tanık olunca dedi ki; “Şimdi anlıyorum ki, Evren her şeye güç yetirendir.”

260- Ve İbrahim şöyle dedi: “Yaratıcım ölüleri nasıl dirilttiğini bana gösterir misin?” Buyurdu ki; “Tam olarak emin olmak mı istiyorsun?” Dedi ki: “Evet. Ama bu kalbimi rahatlatmak için,” Buyurdu ki; “Dört kuş tut ve onları kendine alıştır ve sonra her birini bir dağa bırakıp uzaklaş sonra da onları çağır, sana geri geleceklerdir. Böylelikle iyice anlamış ol ki, Evren çok güçlüdür ve bilgedir.”

261- Mallarını Evrenin rızası için harcayanların durumu, şöyle bir tohumun durumu gibidir. Tohum yedi başak çıkarmıştır ve her başakta ise yüz tohum vardır. Evren, dilediğine kat kat artırır. Evrenin iyiliği çok büyüktür. O, her şeyi bilir.

262- Evrenin hoşnutluğu için mallarından harcama yapanların, sonra verdiklerini başa kakmayı, gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin, Yaratıcılarının huzurunda bir payı vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

263- Tatlı dil ve hoş bir temenni, incitecek maddi bir yardımdan daha iyidir. Zengin olan Evrendir ve mütevazıdır.

264- Ey inananlar! Bağışlarınızı başa kakmak, gönül kırmakla boşa harcamayın. Öyle bir kimse gibi ki, insanlara gösteriş için malını dağıtır. Fakat ne Evrene inanır, ne sonraki yaşama. Onun durumu üzerine toz toprak birikmiş kayanın durumu gibidir, sert bir sağanak gelmiş ve onu çıplak bir kaya halinde bırakmıştır. Öyle kimseler kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Ve Evren asilik yapan kimselere rehberlik etmez.

265- Mallarını Evrenin ilgisini kazanmak ve kendilerine istikrar sağlamak için harcayanların durumu, tepelik yerdeki güzel bir bahçeye benzer. Ona kuvvetli bir yağmur gelmiş ve yemişleri iki kat artmıştır. Böyle bir bahçeye yağmur çiselese de yeter. Evren ne yapıyorsanız onu görmektedir.

266- Kim ister ki, kendisinin hurmalık ve üzüm bağlarından bir bahçesi olsun, altından da ırmaklar coşsun, içinde her türlü ürün de bulunsun, böyle bir durumda kendisine de ihtiyarlık gelip çatmış olsun ve güçleri yetmeyen çelimsiz de çocukları olsun. Derken o bahçeye de ateşli bir hortum isabet etsin ve bahçe yansın. Evren, düşünmeniz için size işaretleri böyle açıklıyor.

267- Ey inananlar! Yardımlarınızı gerek kendi kazandıklarınızın, gerekse sizin için yerden çıkardıklarımızın hoşa gidecek olanından yapın. Gözünüzü yummadan alıcısı olmayacağınız kötü bir yardımı, sizde başkasına vermeyin. Ve bilin ki zengin olan Evrendir övgüye layık olandır.

268- Sahtekârlar sizi fakirlikle korkutur ve ahlaksızlığı emreder. Fakat Evren kendi tarafından size affedilmeyi ve güzel davranmanız karşılığında ise birtakım vaatlerde bulunuyor. Evren çok cömerttir, O her şeyi bilir.

269- Bilgeliği dilediğine verir ve kime bilgelik vermişse ona çok büyük iyilik yapılmıştır. Öyle ki hatırlananlar sadece akıl sahipleridir.

270- Her ne çeşit bağış vermişseniz yahut ne tür bir dilekte bulunduysanız Evren onu bilir. Kötüler hiçbir şekilde yardım görmeyecektir.

271- Yardımları açıkça vermeniz iyidir. Fakat yardımları fakirlere gizlice verirseniz bu daha iyidir. Kusurlarınızın birçoğunun af edilmesine sebep olur. Ve Evren her ne yapıyorsanız hepsinden haberdardır.

272- Birilerinin doğru olan şeyi yapmasını sağlamak senin işin değil. Sadece Evren dilediğine doğru olan yolu gösterip onu düzeltir. Yapacağınız her iyilik kendiniz içindir. Ki, siz Evrenin ilgisini kazanmanın dışında harcama yapmazsınız, o halde iyilik cinsinden nasıl bir yardımda bulunursanız o size aynen ödenir. Size hiçbir şekilde haksızlık yapılmaz.

273- Evreni hoşnut etmek için, çıkmaza düşmüş ihtiyaç sahiplerine verin. Onlar yeryüzünde gezip dolaşamazlar. Ve utanırlar da kimseden de bir şey isteyemezler. Bilmeyenler de onları zengin sanır. Sen onları simalarından tanırsın. Onlar insanların harekete geçmesini beklerler. Artık ne türden bir iyilik yaparsanız yapın Evren onu mutlaka bilir.

274- Mallarını gece ya da gündüz, gizli ya da açıkça harcayanlar vardır. İşte onların Yaratıcıları katında payları vardır mükâfat da onlaradır. Onlara herhangi bir korku da yoktur. Onlar hiçbir zaman üzülmeyecektir.

275- Faiz yiyen kimselerin kalkınması sahtekârca çabalamadan ibarettir. Onlar derki “alışveriş de faiz gibidir” Oysa Evren, doğru olan alışveriştir, faiz ise yanlış demiştir. Bundan böyle her kim, Yaratıcısı tarafından bildirilen bir yasa üzerine faizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de Evrene kalmıştır. Her kim de yeniden faize dönerse, işte onlar da ebedi kalmak üzere ateşin halkıdır.

276- Evren faizi eritir, yapılan yardımı ise bereketlendirir. Evren, suçluların ve asilerin hiçbirini sevmez!

277- İnanıp güzel davranışlar sergileyenlerin, vazifelerinde dürüst olanların, vergilerini dosdoğru verenlerin, Yaratıcıları tarafından elbette mükâfatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

278- Ey inananlar! Şayet gerçekten inanıyorsanız Evrenden korkun ve artık faizden arta kalanı bırakın!

279- Şayet bunu yapmayacak olursanız, Evrenden ve Elçisinden size savaş açılmıştır! Şayet özür dilerseniz sadece sermayeleriniz sizindir. Haksızlık etmezseniz, haksızlığa uğramazsınız.

280- Şayet birinin zorluğu varsa kolaylık tanıyın. Eğer inanıyorsanız bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır.

281- Ve öyle bir günden korkun ki, o gün siz Evrene geri döndürüleceksiniz. Sonra da herkese ne kazanmışsa tamamıyla ödenir. Hiç kimseye haksızlık yapılmaz.

282- Ey inananlar! Belirli bir süreye kadar karşılıklı borç alış verişinde bulunursanız onu yazın. Bu türlü alışverişlerinizdeki anlaşmaları yasal bir yetkiliye yazdırın. Yazacak olan kişi, Yaratıcısının kendisine öğreteceği gibi dürüstçe yazsın. “Borcu olan kimse, sözlü olarak ifade ederek yazdırsın. Yazacak olanlar ise Evrenden korksun da, hakları koruma hususunda adil olsun. Şayet borçlanan kişi, bir yaşlı ya da aklı kesmeyen, ya da söyleyip yazdırmaya engel bir sorunluysa, kefili olan kişi doğru bir şekilde söyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden hazırda olan iki kişiyi şahit olarak hazır tutun. Şayet iki erkek hazırda yoksa o zaman doğruluğuna güvendiğiniz şahitlerden, bir erkekle iki kadın hazır bulunsun. Olur ki anlaşmada bir sorun çıkar ve şahitler çağırılır, onlar gelmekten kaçmasın, birisi yanılırsa, diğeri hatırlatsın.  Yazıcılar! Size söylenenler her ney ise, az ya da çok onu sonuna kadar yazmaktan sıkılmayın! Bu, Evrenin nezdinde adalete daha uygun olduğu gibi, tanıklık için daha sağlamdır. Hem şüpheye düşmemeniz için en doğrusudur. Yalnız, aranızda hemen devredeceğiniz bir ticaret gerçekleşecekse, onu yazmamakta sizin için bir sakınca yoktur. Yine de alım satımı yaparken yanınızda bir şahit bulunsun. Anlaşmalar esnasında ne yazanlara, ne de şahitlik edenlere bir zarar gelmesin! Eğer onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir cezai yaptırım olur. Üstelik Evrenden korkun! Evren size işleri ayrıntılarıyla öğretiyor. Evren her şeyi çok iyi bilir.

283- Olur ki seyahat halindesinizdir ve olur ki yazıcı da bulamamışsınızdır, böyle durumda bir kefil bulun. Kefil belge yerine geçer. Şayet birbirinize güveniyorsanız kendisine güvenilen kişi Yaratıcısı olan Evren adına dürüst davranıp korksun da, üzerindeki borç her ney ise onu ödesin. Ve tanık olduğunuzu inkâr etmeyin, kim inkâr ederse onun etiketi, bir yalancı olmasıdır. Her ne yapıyorsanız Evren onu bilmektedir.

284- Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Evrenindir. Siz içinizdekileri açığa vursanız da, gizli tutsanız da Evren sizi onunla sınayıp hesaba çeker. Sonra istediğini bağışlar, istediğine ceza verir. Evrenin her şeye gücü yeter.

285- Elçi Yaratıcısından kendisine bildirilene inandı. İnanç sahipleri de hepsi, Evrene, uzaylılara, kitaplarına ve O’nun tüm Elçilerine inandılar. “Biz O’nun Elçileri arasında ayrım yapmayız, duyduk ve itaat ettik. Ey Yaratıcımız affını dileriz, kaderde olan Sana dönmektir.” dediler.

286- Evren hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazla yük yüklemez. Herkesin yaptığı işlerden kazandığı fayda ve zarar kendisinedir. “Ey Yaratıcımız, eğer unutur ya da yanılırsak bizi affet. Ey Yaratıcımız, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Yaratıcımız, bize takatimizin üstünde yük yükleme. Affet bizi, bize iyiliklerde bulun, hoş gör bizi, bizim sahibimiz Sensin, o halde asi olmuş topluluğa karşı Sen bize zafer ver.”

Tarih: 23/09/2021