***

HAC

Bu konuda daha önce duymadığınız bazı gerçekleri gün yüzüne çıkartmak üzere Evrenin iznini ve yardımı dileyerek başlıyorum. O çok iyi bir dost ve harika bir yardımcıdır!

Hac; Müslümanların, İslam’ın 5 şartından 5. si olduğuna inandığı kutsal topraklara gitmek (seyahat) üzere gerçekleştirdiği eyleme denir. Gerçekleştiren kişiye de Hacı (turist) denir.

Bu eylemin genel manası, inandıkları dinin öncüsü olan Kutlu önder İbrahim’in Allah adına ilk ev olarak inşa ettiği ve ondan sonra gelen Kutlu Önder Mu-Ahmet’in (Muhammet) canı pahasına koruduğuna inandıkları Kabeyi ziyaret ederek sevap kazanmak manasındadır. Eylem olarak ziyaret ve gezi yapmak demekken, mana olarak Allah katında sevap kazanmak anlamındadır.

Bu konuda dikkat çekmek istediğim şey Hac ve Hacı değil. Dikkat çekmek amacıyla ele alacağım mesele, hac maksadıyla ziyaret edilen yerin bizzat kendisidir.

Acaba Kâbe gerçekten de doğru bir merkezmidir? Gerçekten de ziyaret edilmesi emredilen 5.şart orası mıdır? Bu eylemi gerçekleştirmek üzere hareket edenler, gerçekten de Kılavuz kitabın rehberliğinde mi hareket etmiştir? Yoksa üzüm üzüme baka çürür mantığı ile mi hareket edilmiştir? Diyorum ki, hani inanıp başucu yaptığımız kitap olan Kuran’ın, öve öve bitiremediği ve her inanan kişiye orayı ziyaret etmelisiniz dediği yer, Arabistan topraklarının Mekke ilinde bulunan Kabemidir?

Adamın biri çıktı Müslümanların kıblesi Petra’dır dedi. Peki, bu savı ortaya atarken Kuran kitabından gerçek anlamda istifade etti mi? Onu rehber kılavuz edindi mi? Hayır!

Ne Kâbe diyenler gerçek bir doğruluk üzerindedir, ne de Petra diyenlerin elinde gerçek bir malzeme vardır.

Gerçeği sadece Allah söylemektedir. Yalnız ne yazık ki neredeyse hiç kimse itibar etmemektedir. Büyük kayıp. Bir o kadarda ayıp.

İÇ DÜNYASINA GERÇEK BİR YÖN VERMEK İSTEYENLERE HİTABENDİR !

Bakara S, 144- Gerçekten biz senin yüzünü göğe yönelttiğini, bakarken şekilden şekle geçerek aranıp durduğunu görüyoruz. Sana, hoşnut olacağın bir yön tayin edeceğiz. Artık benliğini seni kucaklayıp saracak kutsal tapınağa yönelt! Sizlerde, her nerede olursanız olun, istikamet olarak yönünüz orası olsun! Kendilerine kitap verilmiş olanlar elbette biliyorlar ki Sahiplerinden gelen bu emir, gerçeğin tam kendisidir! Evren, her ne yapıyorsanız haberi olandır.

Kuran kitabı o yerin neresi olduğu hususunda aynen şöyle der.

Bakara S 125- İşte Biz o zaman bu kenti Amman’a (1)  kadar, insanlar için bir ödül kazanma yeri olarak uygun gördük. Siz de İbrahim’in mabedini kendinize özel yer edinin. Ayrıca İbrahim ve İsmail’e: “Bu beldeyi hem yerleşik kabileler, hem saygılı olanlar hem de itaat edenler için güvenli tutun!” dedik.

Bakara S 126- Ve İbrahim’de “Ey Sahibim, bu kentin güvenli bir kent (2) olmasını sağla, halkından Evren inancı olup vaat ettiğin yeni hayat inancı olanları çeşitli meyvelerle (3) doyur” diye seslendi. Buyurdu ki: “İsyan edeni dahi doyurup yaşamdan biraz pay aldırırım yalnız, zamanı gelince onu ateşli bir cezaya uğratırım.” Orası çok zorlu bir yerdir!

Bakara S 127- Ve İbrahim ne zamanki kenti temelleri üzerine yükseltti,(4) İsmail ile birlikte şöyle seslendiler: “Sahibimiz, bizden kabul buyur. Hiç şüphesiz sen duyuyorsun ve her şeyi biliyorsun.”

Bakara S 158- Ve bil ki; saf saf (ssafa) (5) yayılmış otlak arazi (Mervata) (6) Evrenin tören gösterişidir! Her kim ziyaret mevsimi Şehre gelirse ya da zamansız gelirse oraları gezip dolaşması ona serbesttir. Her kim de içinden gelerek faydalı olmak isterse, şüphesiz Evren çalışmaların karşılığını verendir.

Bakara S 159– İndirdiğimiz çok açık delilleri ve gerçeğin tam kendisi olan sözleri, insanlar için biz kitapta açıkladıktan sonra gizleyenler var ya? Evren onları darmadağın eder! Yuh çekebilecek olanlar da onları ayıplar.

Ali İmran S 96- Şu gerçeği bil ki, halklar için kurulan ilk kent ‘Beka Vadisinde.’ (7) O kutludur ve bütün insanlar için doğru olandır.

Ali İmran S 97Orada apaçık işaretler (8) ve İbrahim’in makamı (9) vardır. Kim oraya giderse o bundan emin olur. Oraya gitmeye imkân bulanların kenti gezip dolaşması, Evrenin halklara olan tavsiyesidir. Kim bu gerçeği gizlerse, bilinsin ki Evren hiçbir şeye muhtaç değildir.

*

Kuran kitabının tamamında Ka’be sözcüğü tek yerde geçer. O ayet ise alttaki Maide 95 ayetidir.

Maide S 95- Ey inananlar? Siz, korunaklı alanda Avı öldürmeyin. Sizden kim onu kasıtlı olarak öldürürse, cezası, öldürdüğü hayvanın dengidir. Buna, Ka’be’ye kadar ulaşacak hediyeye, içinizden yetki sahibi olan iki kişi hükmedecektir. ,,,…

Kabe ne demektir bu ismi nereden almıştır?

Kabe; Arapça kˁb kökünden gelen kaˁbat كعبة  “Mekke’de hacer-i esved adlı taşı barındıran kutsal makamın adı” sözcüğünden alıntıdır. Sözcüğün kökeni belirsizdir.

Buda demektir ki ayette bahsi geçen Kabe, Arabistan topraklarında adına Kabe denerek gerçeğinden kopyalama yolu ile uydurulmuş Paganların KÜB binası değildir! Ayetin bahsettiği Kabe, Beka Vadisinde Bakara S.158 ve Ali İmran S. 96 ayetlerinde açıkça zikrettiği yerdedir. Peki Beka Vadisinde olan o şey nedir? Orada ne vardır ki, ayetler orayı işaret etmektedir?

Beka vadisinde insanlık tarihinin ilk kenti vardır. O kentin adı Baalbek’tir.

Şimdi Maide S. 95 ayetinde Kabe diye geçen sözcüğün Arabik seslenişinin Ayette orjin halinin nasıl verildiğine dikkat ediniz! >>alkaeba<< bu sözcük >>baalbek<< sözcüğünün orjin ifadesidir. Aynı harflerden oluşan aynı ifadedir. Şimdi ise meallendirmeye bakınız;

>Kabe-Beka< aynı harfler aynı ifadeler. Demek ki gerçek merkez, Lübnan’ın Beka Vadisidir. Ayette dediği gibi;

Ali İmran S 96: Şu gerçeği bil ki, halklar için kurulan >İLK KENT< Beka Vadisinde.  O kutludur ve bütün insanlar için >doğru< olandır.

Açıkça İLK KENT demektedir. Arapların gerçeğinden kopyalama mantığı ile, adına Kabe dedikleri mekan, 1500 seneden önceki tarihi olmayan yapıdır ve ayetteki Kabe değildir! Ayetle sabittir ki, İbrahim halklar için kurduğu ilk ev Baalbek’tir. Tahmini tarihi kaydı, 3.000 ila 5.000 sene olduğu söylenmektedir. Ve böylelikle anlaşılıyor ki Arabistan’da bulunan Kabenin, İbrahim’in İslam adına kurduğu ilk ev iddiası, tamamen bir masaldır.

Baalbek ve Kabe resimleri; Şaka gibi…

 

 

Baalbek’in doğru yer olduğunu gösteren açık kanıtlar:

1-Bakara S 125 de, Ammana kadar der. Lübnan, başkenti Amman olan Ürdün’ün sınırdaşıdır.

2-Bakara S 126 da, Güvenli bir Kent der. Baalbek UNESCO tarafından koruma altına alınmıştır.

Not: Baalbek şehri binlerce senedir tahribat edilmek üzere, Araplar ve Yahudilerin ortak lobi çalışmaları altında kalmıştır. Ayasofya’nın o muhteşem dediğimiz sütunları dahi Baalbek şehrinden alınan taş sütunlardır. Sadece orası değil, böyle antik birçok yapıda o sütunları söküp kullanmışlardır. Fakat hadsizlikte bir yere kadar. Tanrı oraları koruma altına alarak bu yıkıma son vermiştir. AYRICA! Lübnan (BENAN) Yahudilerin KENAN yurdudur. Bunu bilen Yahudiler, oralara (baka vadisine) pkk ve farklı adlar altında terör örgütleri sokarak, kontrol altında tutup, gözden uzak tutmaya çalışmıştır. Ters psikoloji.

Bakara S 114- Evrenin meskeninde Evrenin isminin anılmasını yasaklayan ve oraların harap olmasına çalışan kimselerden daha kötü kim olabilir? Bunlar, oralara korka korka girenlerdir. Böylelerine dünyada perişanlık, yeni yaşamda ise büyük bir ceza vardır.

3-Bakara S 126 da, Çeşitli meyvelerle der. Beka Vadisi sulak yeşillik arazi ve çeşitli meyvelerle doludur.

4-Bakara S 127 de, Kenti temelleri üzerine yükseltti der. Baalbek kenti bu hususta kent olarak tüm Dünyada tek örnektir.

5-Bakara S 158 de, Saf Saf yayılmış der. Beka vadisini gözlemlerseniz şahit olursunuz.

6-Bakara S 158 de, Otlak Arazi der. Beka Vadisi bu hususta tüm Dünyada en güzel, en nadide tek yerdir.

7-Ali İmran S 96 da, Haklar için kurulan İlk Kent Beka Vadisindedir der.

8-Ali İmran S 97 de, Ap açık işaretler der. Beka vadisini ve Baalbek kentini incelerseniz bunu anlarsınız, tanık olmak isterseniz; ‘Kim oraya giderse buna tanık olur’ diyerek davet edilmektesiniz.

9- Ali İmran S 97 de, İbrahim’in Makamı oradadır der. Kenti incelerseniz onu da anlarsınız.

10- Sedir Ağaçları; ARTI! O mekanın Lübnan’da olduğuna bir kanıt daha Necm Süresi 13-14-15 ve 16.ayetlerinde vardır. Derki,

Necm S 13-Andolsun onu bir kez daha görmüştü.

Necm S 14-Orada, Sedir ağaçlarının sonunda,

Necm S 15-Ardından barınılacak bahçeleri <- Mera, yeşillik araziler Cennet tasviridir.

Burada Mu-Ahmetin gördüğü Baalbek şehrinin etrafını sarmaş dolaş saran Sedir ağaçları ve Baalbek kentinin kendisiydi. Şuna bakın ki ayette açıkça geçen Sedir ağaçları, Lübnan’ın ulusal simgesidir. Bayrağında motiflidir. Ve hadsizce tahrip edilen Sedir ağaçları da UNESCO tarafından koruma altına alınmıştır.

Lübnan Beka Vadisi, Baalbek Kenti ve Sedir ağaçlarından resimler.

Muhteşem BaalBek Kenti;

 SEDİR AĞAÇLARI;

En kıymetli ağaç olan Sedirler yok olma tehlikesi ile yüz yüzedir.
Fakat artık ülke genelinde koruma altına alınmıştır. Ve Lübnan dağları gönüllü bir kaç grupla yeniden yeşillenmektedir.

 

 

Alta gördüğünüz alan Beka Vadisi bir uçtan bir uca yemyeşil arazidir ve KM lerce uzunlukta ve genişliktedir. Hemen vadinin tepesinde ise Baalbek kenti bulunmaktadır. Yakn plandan bakarsanız Saf saf dizilmiş tarlaları görürsünüz. Altta küçük bir bölümü görebilirsiniz.

Tüm Vadi tepede konuşlanmış Baalbek kentinin bakış açısındadır.

Ayrıca bakınız;

https://www.facebook.com/shoufcedar.org/photos/a.536562963098596/2956978917723643/

*

 

Arabistan Kabesinin yanlış olduğunu gösteren açık ayetler ve detaylı açıklamalar;

 

Kuran’ın bahsini ettiği gerçek ortaya çıktığı için, artık bunun birileri tarafından sorgulamasında (altta) ve kendilerine karşılık olarak açıklanıp cevaplanmasında bir sakınca kalmamıştır.  

 

Maide 101- Ey erdem sahipleri!? Siz, vakitsiz davranarak sizi üzecek soruları sormayın! Ancak, Kuran’da bildirilen açığa çıktığı vakit sorarsanız size detaylı açıklaması yapılır. Evren bu davranışınızı affetti. Evren affedendir, nazik davranandır.

Maide S 102- Sizden önce bir topluluk onu sormuştu fakat sonra isyan etmişlerdi…

Merak S edilenlerin detaylı açıklaması;

Merak edilenler arasında benim aklıma gelen en belirgin olanlar;

1-Arabistanda bir tepe adları sanılan Safa Ve Merve; Üstte bunun açıklaması verildi. Ssafa ve Merva bir tepe adı değil, meralık alanın tanımıdır. Bu, Baalbeke akarak gelen kervanlarla Arapların kendi turizmlerini canlandırmak için bir isim uydurması. Buna da inanılmaz masallar uydurup akıl oyunu yapmışlar.

2-Arabistan Kabesinde bulunan bir taş olan Hacer-i Esvet; Bu taşın sembolik önemi, Tanrıça Sibela’nın (İblise) vajinasını temsil etmesidir. Şekil itibariyle ispata da gerek yoktur. Bu taşın ne İslam’la ne de İslam Dinin temel kurallarını içeren Kuran kitabıyla bir ilgisi yoktur. Tamamen sapık bir düşüncenin sapıkça öğretileridir. Arapların bu konuda haddi aşan tasvirleri çoktur. Bir diğer örnek ise, Arapların Baal (en büyük putlarıdır) adlı putlarıdır. Buda tarihi bir gerçek olan Baal Bek şehrinin BAAL ismini kopyalama mantığı ile,  giden kervanların yanıltılması amaçlı bir şark kurnazlığıdır. Diğer örnekler ise, Kabenin etrafında dikili birçok taşa verilen isimlerdir. Bu isimlerde yine Baalbek şehrinin Jüpiter Venüs adlı yapıların ve yine Baalbek şehrinin çevresindeki yerleşim yerlerinin adlarıdır. Bu kadar kopyalama işi sırf, Baalbeke giden kervanlara /İşte Baal, İşte Lat, İşte Uzza vb/ ni sergileyerek kafa karışıklığı yapılmasıdır. Bu sebeple ayetler de Araplara ve bu putları malum gerçek sananlara karşı derki;

Sâffât S 125- Yaratanı bırakıp ta Baal’amı tapıyorsunuz?

Necm S 19- Siz gördünüz mü o Lât ve Uzza’yı?

Necm S 20- Ve üçüncü olarak da öteki Menat’ı?

Hacer-i Esvet

Ayrıca şu resme bakınız! Ayetlerde bahsedilen o cennet bahçeleriyle bir ilgisi varmı? Etrafında dikili taşları görüyorsunuz, işte bunlar Baalbek şehrini tanımlayan yapıların ve çevre merkezlerin Araplar tarafından uydurulmuş sahteciliğiydi.

Zamanla üzerine ekleme yaparak binayı yükseltmişler. Gösterişli olsun…

Bu bina, Baalbek şehrinin en küçük yapısından bile küçüktür. Aradaki farkı kıyaslama için bir resimde alta ekliyorum. Ve bu bina ile aradaki farkı kıyaslayın.

Kabe adlı yapı, Bu yapının eteklerinde kalır.

3-İbrahim’in makamının Kabenin hemen yanında olması; Buna yazacak çok şey var fakat! Ne yazıyı uzatmaya ne kendimi yormaya gerek görmüyorum. Kuran kitabında Öve öve bitirilemeyen, hakların babası denen, insanların önderi denen İbrahim için Kabedeki bilet gişesi gibi bir kulübenin makam olarak düşünülmesi çok basitçe kurgulanmış sahtekârlığın dik alasıdır. Bir yanda Koca bir kent yapan heybetli İbrahim varken, diğer yanda küçücük bir kulübede bilet satıcısı gibi sığdırılan İbrahim vardır. İbrahim’in makamının Baalbek kentini incelerseniz o makamın ne olduğunu hemen anlarsınız.

Makamı İbrahim; (İbrahim’in makamını pek beğenmemiş olacaklar ki zamanla şekilden şekile sokmuşlar.)

 

 

4-Arabistan Kabesinde bulunan Zemzem suyu kuyusu; Bu sorunun cevabını Kuran kitabı hemen alttaki ayette vermektedir.

Not: Şu ana kadar kabullenemediyseniz okumayı bırakınız! Okursanız şayet, Maide Süresi 102 de kiler gibi inkâr etmeyiniz! Bu naçizane bir tavsiyedir. Şayet anlar ve kabul ederseniz, 105 ayetine dâhil olursunuz. Umarım…

Cevap;

Maide S 103- Evren ne bir su birikintisini, ne kuyusunu, ne de ondan çıkan kaynağı gerekçe göstermemiştir. Ne var ki isyana sapanlar yalan uydurup Evren adına iftira düzmekteler. Birçok kimsede buna akıl erdiremiyor…

Maide S 104- Onlara: “Evrenin bildirdiğine ve Elçisine inanın” denildiğinde, “Atalarımızı üzerinde bulduğumuz tutum bize yeter” derler. Ya onların atalarının bir bildiği yoksa ve yanlış yoldaysalar?

Maide S 105- Ey erdem sahipleri!? Siz kendi sorumluluğunuzu bilin. Siz doğru yolda durdukça, yanlış yolda olanlar size zarar veremez. Hem tümünüzün dönüşü Evrenedir. O size durumlarınızı anlatacaktır.

 

Ali İmran S 98- De ki: “Ey Kitap Ehli, Evrenin gösterdiklerini niçin gizliyorsunuz? Evren yapmakta olduklarınıza tanıktır!”

Ali İmran 99- De ki: “Ey Kitap Ehli, sizlerde gerçeğe tanıkken, ne diye güvenmiş bir kimseyi yanıltmak amacıyla ona bir çarpıklık uydurup Evrenin gösterdiği rotadan engelliyorsunuz? Evren yaptıklarınızdan habersiz değildir!”

Ali İmran 100- Ey kendisine güvenilenler!? Şayet kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba itimat edecek olursanız, sizi, güvenilir olduktan sonra tekrar asiliğe döndürürler.

Not: Tevekkeli hiçbir Türk hükümdarı Arabistan Kabesini ziyaret etmemiştir. Biri, ikisi değil! hiç biri etmemiştir.

Şimdi Petra savını ortaya atan kişinin ve ona karşı yapılan çalışmalarda ki TEK DOĞRUYU göstereceğim.  Videoyu ve benzer videoları izleyenler bilirler. Videolarda KIBLE çalışmaları vardı. O videolarda, orta doğuda birçok mabedin yönünden ap ayrı sadece bir tanesinin yönü BAALBEK (Lübnan) tarafına batıya doğru dönüktü. O Millet Hanefilerdi. (hanifler)

Alttaki resim ise, kıble PETRA dır diyenlerin büyük yanılgısı. Kupkuru çorak bir arazi binlerce km içinde tek yeşillik alan yok. Buranın gerçek yön olduğunu düşünenlerin ya Arap nefreti çok (bu iyi) ya da ayetlerden hiç mi hiç haberi yok. Bu iyi değil.

Bakara S, 144- Gerçekten biz senin yüzünü göğe yönelttiğini, bakarken şekilden şekle geçerek aranıp durduğunu görüyoruz. Sana, hoşnut olacağın bir yön tayin edeceğiz. Artık benliğini seni kucaklayıp saracak kutsal tapınağa yönelt! Sizlerde, her nerede olursanız olun, istikamet olarak yönünüz orası olsun! Kendilerine kitap verilmiş olanlar elbette biliyorlar ki Sahiplerinden gelen bu emir, gerçeğin tam kendisidir! Evren, her ne yapıyorsanız haberi olandır.

Evet. İşte bu, her iki taraflı, yanlışı yanlış derken neden yanlış olduğunu kanıtlarla gösteren, doğruyu ise ortaya atarken, neden, neye göre doğru olduğunu kanıtlarıyla birlikte gösteren belgedir.

ANKEBUT s, 41- Evrenden başka otoriteyi tercih edenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumuna benzer. Oysa evlerin en zayıfı örümcek evidir, keşke anlasalar.

Maide S 41- Ey Elçi? İnanmadıkları halde ağızlarıyla İnandık diyenler ve Yahudilerden isyan adına çaba harcayanlar seni üzmesin. Onların kulakları, henüz seni tanımayan diğer topluluğu şaşırtmak için hep sendedir. Onlar, seni çok iyi dinlemekteler! Yerli yerine konulan sözleri karıştırarak, “Size bu verilirse ona inanın, o verilmezse ondan uzak durun” derler. Evren kimin kargaşaya düşmesini istiyorsa artık sen, Evrenden onun adına hiçbir şeye engel olamazsın. İşte onlar, Evrenin temize çıkartmak istemediği kimselerdir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, sonraki yaşamda ise onlar için büyük bir ceza vardır.

Maide S 97- Evren, halklar için ayakta tuttuğu Kutsal kentin içini, kutsal ayı, hediyeleri, çelenkli hediyeleri, insanların işlerini belli bir düzen ve güven içinde yürütmeleri için bir durak olarak belirledi. Bu, Evrenin göklerde ve yerde olanları bildiğini ve Evrenişn her bir şey hakkında bilgi sahibi olduğunu anlamanız içindir.

Maide S 99- Elçinin doğruyu anlatmaktan başka sorumluluğu yoktur. Evren hem açıkça söylediklerinizi hem de gizli tuttuklarınızı da bilmektedir.

Bunu Araplar ve Arapçılar anlamayacaktır. Umarım siz ey Türk milleti, gerçek cihetinizi bulmuş olursunuz.

Evreni övgülerim.

‘Erdoğan Metin’