Musa’nın 9 Mucizesi
Kuran 17.Süre 101.Cümle.

Gerçekten biz Musa’ya apaçık dokuz (9) adet açık beyan olunan ispat vasıtaları verdik. İsrailoğullarına sor.  Musa (o beyanları) Firavuna sunduğunda: “Ey Musa! Ben senin delirmiş olduğunu sanıyorum” demişti.

Kuran nedir?
-Kuran mevcut hayat bilgisini bir araya toplayan, onları kendi bünyesinde tutup kendi diliyle anlatan bir kitaptır.
Musa kimdir?
-Musa bir onemlidir. Bir karakterin hallerinin betimlenmesidir.
DİN Nedir?
-Din bir düzenin arapça ifade şeklidir.
Hangi düzenin ifade şeklidir?
-Her şeyi kapsamış tabi işletiliş biçiminin ifade şeklidir. Doğal, olağan hayat prensibine getirilen ifade şeklidir. DİN ismiyle çerçevelenmiş bu doğal DÜZENE Arapçada DİN, İngilizce ile Almancada ORDER, Fincede TILAA, Arnavutçada RENDI, vb. Türkçede ise DÜZEN denmektir. Din DÜZEN demektir.

Yeryüzünde hayat düzene konulmuşsa neden bireysel hayat anlayışımız olan yaşantımıza zorlama yapılmaktadır?

LİYAKAT kaybolduğu zaman zorbalık ortaya çıkar. Bu bir denklemdir. İyi yoksa kötü vardır. İyi olana sahip çıkmıyorsak kötü olanı tercih ediyoruz demektir. Hayat denen mefhumu bina eden iki olgu vardır. Bunlardan biri Tanrı ve evrensel yasalarıdır. Diğeriyse şeytan ve dünya yaşantısının dayatmalarıdır. Biz, zamanın içinde akıp giden hayatı, iki olgudan hangisinin daha iyi işleteceğine karar verir sonrada ona göre yaşam süreriz. Kişi kendine göre iyi olan hangi hayat prensibiyse hayatını işletme hakkını ona verir. Ben kendi hayatımı kendim işletirim gibi bir şey söz konu dahi değildir. Sınırlarımızı evrensel yasaların çizdiği karakterimiz etki ve tepki arasında sadece tercih yapma gücünü kullanabilir. Yaşamsal yasaları değiştirebiliyor muyuz? Hayır. Çok istesek te kusursuz olabiliyor muyuz? Olamıyoruz. Herhangi bir hastalığa yenik düşmeden yaşayabiliyor muyuz? Yaşamıyoruz. Bunları başaramıyorsak hayatımızı biz idare etmiyoruz demektir. İstersen göğe bir merdiven daya ve bağır avazın çıktığı kadar… Biz ancak iki olgu arasında kimin oyuncusu olacağımızın tercihinde ‘’mecburi’’ bir karar sahibi olabiliriz.

Kuran kitabı doğal düzen üzerine; (bak görüyor musun onlara her türlü misali nasılda detaylı bir biçimde anlatıyoruz ama bu onlarda azgınlığı artırmaktan başka bir işe yaramıyor. Biz ayetleri ancak aklı çalışan bir topluluk için aktarmaktayız) gibi, eğitici öğretici ifadelerle anlayanlara mevcut hiyerarşinin makul düzenini örnek olarak verir. Düzenin en güzel örneği olarak sunulan prensip, Tabiatın tabi düzenidir. Buda binlerce ayet üzerinden anlatılır da anlatılır…

Günümüzde adı İslam diye anılan bir anlayış var. Gerek geleneksel öğrenim ile gerek eğitim alanında öğretilen bir DİN. Bu Dininde adı İslam’dır. Uygulanış şekli, Namazdır, takkedir, sakaldır, başörtüsüdür, türbandır, tesbihtir, tuvalete sol ayakla girmektir, yemeği sağ el ile yemektir, 40 kez tövbe istiğfar etmektir, ölüye Kuran okumaktır, imamlara bağlanmaktır, camilere dolmaktır, el almaktır, büyüye inanmaktır, vs. gibi davranış biçimidir.

Ne yazık ki bunların İslam ile uzaktan yakında bir ilgisi yoktur. Bunlar aslı astarı olmayan hayal mahsulü bir yaşam şeklidir. Şeytani bir imar olan bu tür yaşam şekli aslından kopyalama bir mantık eseridir. Az yukarıda hayat denen mefhumu bina eden iki olgu vardır. Bunlardan biri Tanrı ve evrensel yasalarıdır. Diğeriyse şeytan ve dünya yaşantısının dayatmalarıdır. Demiştik, günümüzde hali hazırda yaşanılan davranış biçimi gerçek yaratıcının hayat düzenine benzetilmeye çalışılan basit ve bozuk çakma bir hayattır. Sanıyorum ki en güzel düzen kutuplardadır…
Tanrının bir hayat inşası vardır buna kısaca Rahmani yaşam şekli diyoruz. Birde o yaşamı açıklayıp taçlandıran Kuran kitabı vardır.  Tanrı kitabında kendisinin ne yaptığını ne ettiğini belirtir, bunlara karşılık kendisine tabi olmak isteyenlere de belirli davranışlar biçimi tavsiye eder. Durum böyleyse Şeytanında aynı mantık üzerine bir kurgu yaptığını açıkça bellidir. Şeytanda kendisince bir düzen kurmuş ve onu da bir kitapla taçlandırmıştır.
İki olgu iki hayat!! Kuran ve diğer olasılıkları

Tanrının işletim sistemi kaostan uzak bir yaşam şekli ve onun açıklayıcısı olan Kuran kitabıdır. şeytanın işletim sistemi ise günümüz İslam anlayışı ve onun açıklayıcısı olan hadis kitaplarıdır. İşte iki seçenek budur. Tanrı evrenleri ve içindekileri kaostan uzak tutmayı başarırken şeytan ise sadece dünyayı dahi bir düzen içinde tuta ma maktadır.

Doğal olmayan bir şey bozulmaya çürümeye mahkum dur. Kendisi bozulurken yanında olanıda bozar çürütür. İki tür yaşam şekli olduğunu belirtmiştik. Birini Tanrı imar etmiştir, diğerini şeytan. Kuran kitabının belirttiği üzere DİNDE ZORLAMA yoktur ifadesine rağmen neden DİNDE zorlama yapılmaktadır sorusunun sebebi işte budur. Size zorlama yapan yaratıcı Tanrının sunduğu düzen değil, ona alternatif olarak uydurulan hadis kaynaklı şeytan dinidir.  Allah düzeni kurar ve derki, 2. Süre Bakara 11. Ayeti; Onlara, “Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın!” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edici kimseleriz” derler. 7.Süre Araf 56. Ayeti; ‘’Yeryüzü düzene konduktan sonra orada fesat çıkarmayın. İşte Allah’ın sunduğunu beğenmeyip kendince bir yol çizenlerin hali dünya yaşantısında ortadır. KAOS GÖZYAŞI KAN..

***
Mevcudiyetin bildiri kitabı olan Kuran, kendisine karşı kurulan hadis dinindeki gibi masal anlatmaz. Hadis kitaplarında ise olağan üstü hayatlar anlatılır. Örnek; Kuranda elçiye sen sadece bir beşersin ve emir olunduğun işi yap derken, hadis dininde elçiler Allah’ın katına çıkıp pazarlık bile atarlar. Şimdi size vereceğimiz bilgi tamamen Kuran kaynaklı olup, Tanrının kurduğu mevcut düzenin hayalden uzak en mantıklı davranış biçimidir. Yaratıcı olan varlık öyle mükemmel bir düzen bina etmiş ki insanı hayretler içerisinde bırakıyor.

MUSANIN 9 MUCİZESİ (mucize ve ayet demek işaret demektir. Mucize sayılması içinde Tanrıdan gelmesi şartı vardır. Bunu anlamanın yolu vardır. Hayata şöyle bir bakarsınız biryerde Kuran ile mutabık olduğunu sandığınız bir ayrıntı görürseniz üzerine gidersiniz. Kuran ile mutabık olduğunu görürseniz o Tanrı’dandır. Ve işte Kuran buna MUCİZE der.

Hayatta doğal işleyişte hiçbir şey öylesine gelişmemektedir. Her şey şeytani bir etkiyle bozulur ama Tanrı onu yine evrensel uyuma göre bina eder. İspatlıyoruz.

M.U.S.A – MUu-S A – MUS-a – MUS.t.A.f.A – MUSTAFA, unutmayınız! önemli olan isimler değil o isimlerin üzerinden gerçekleştirilen işlerdir. Ekstra benzerlik ise dikkat çekicidir.

17/İsra S, 101.
Gerçekten biz Musa’ya (Mustafa’ya) apaçık dokuz (9) ayet (açıkça beyan olunan ispat vasıtaları) verdik. İsrail oğullarına sor!…Musa (o beyanları) Firavuna sunduğunda: (Firavun/Sultan/Padişah dedi ki) “Ey Musa! (Mustafa) Ben senin büyülenmiş (delirmiş) olduğunu sanıyorum” demişti.

17.Süre 101.ayette beyan olunan 9 sayısıyla birlikte mevcut sayıları toplayalım.
1+7+1+0+1+9= 19  çıkan sonuç 19 dur. Neden 19 diye merak edenlere kısaca açıklayalım.
Kuran kitabı kendisine ve hayatta olup bitenlere merak saranlara Müddessir süresinin 30.ayetinde bir ölçü verir. Aynen şöyle (Onun üzerinde 19 vardır) 19 bizler için bir ölçü sayısıdır. Bizde kendimize ölçü olarak 19 ilke edindik. Sebebi budur.

***

Mustafa K. Atatürk’ün Dokuz Umdesi. (9 İlkesi – 8 Nisan 1923)

Not: Yukarıda gördüğünüz gibi ayetlerin toplamı 19 işaretlidir. Fakat Atatürk’ün 9 ilkesi vardır. 9 sayısı ilk bakışta ayet içerisindeki 9 sayısıyla birebir eşlemiştir. Peki sürenin nosu ayetin nosu ve ayetin içindeki 9 sayılarının toplamı M.K. Atatürk’ün 9 ilkesi Kuran’ın 19 ilkesiyle eşleşecek midir?

İlkeleri inceleyiniz. 5.ilke kendi içinde 10 adet şık bulunmaktadır.
İlke 1:
Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur. Yönetim, halkın doğrudan doğruya kendi kendisini yönetmesi temeline dayanır. Ulusun gerçek ve tek temsilcisi Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin dışında hiçbir kimse, hiçbir güç ve hiçbir makam ulusun kaderine egemen olamaz.

Bu nedenle bütün yasaların düzenlenmesinde, her çeşit örgütlerde, yönetimin genel ayrıntılarında, genel eğitim ve ekonomi konularında ulusal egemenlik esasları içinde yürünecektir.

İlke 2:
Saltanatın kaldırılmasına ve egemenlik hükümlerinin terk edilmez, ayrılmaz ve vazgeçilmez olmak üzere Türkiye halkının gerçek temsilcisi olan Türkiye Millet Meclisi’nin manevi kişiliğinde toplanmış bulunduğuna dair 1 Kasım 1922 tarihinde Türkiye Büyük Meclisi’nin oy birliğiyle verdiği karar değişmez bir ilkedir.

İlke 3:
Ülkede güven ve asayişin kesinlikle korunması en önemli görevdir.

Bu amaçla ulusun istek ve gereksinmesine uygun olarak sağlanacaktır.

İlke 4:
Mahkemelerin özellikle gecikmeden adalet işlerini yapabilmesi sağlanacaktır. Bundan başka kanunlarımızın tümü ulusal gereksinmelere, hukuk biliminin anlayışına uygun olarak sağlanacaktır.

İlke 5:
ilke 5 in 10 adet şık vardır.  9+10 = 19

1. Aşar usulünde halkın yakındığı ve zarar gördüğü noktalar temelden          düzeltilmelidir.

  1. Tütün tarım ve ticaretinde ulusun yararına uygun biçiminde önlem alınacaktır.
  2. Mali kurumlar çiftçilere, sanayici ve tüccarlara ve bütün diğer iş adamlarına kolaylıkla borç verecek durumda düzenlenecek ve çoğaltılacaktır.
  3. Ziraat (Tarım) Bankasının sermayesi arttırılacak, çiftçilere daha kolay ve daha geniş yardım edilebilmesi sağlanacaktır.
  4. Ülkemiz çiftçiliği için tarım makineleri geniş ölçüde yurt dışından getirilecek ve çiftçilerimizin tarım araç ve gereçlerinden kolaylıkla yararlanabilmeleri sağlanacaktır.
  5. Ham maddeleri ülkemizden bulunan mal ve sanat ürünlerinin ülke içinde yapılabilmesini, koruma ve teşvikte bulunulması ve ödüller verilmesi için her türlü önlem alınacaktır.
  6. Hemen gereksinme duyduğumuz demiryolları için gerekli girişimler ve uygulamalar yapılacaktır.
  7. İlköğretimde, öğretimin birleştirilmesi ve bütün okullarımızın gereksinmelerimize ve çağdaş temellere oturtulması öğretmen ve profesörlerimizin hizmetlerinde yükselmeleri ve ilerlemeleri sağlanacaktır.
  8. Genel sağlık ve sosyal yardımla ilgili kurumlar düzeltilip çoğaltılacak, çalışanları için koruyucu yasalar yapılacaktır.
  9. Ormanlarımızdan bilimin gelişmesine uygun biçimde yararlanmayı, madenlerimizin en verimli biçimde işletilmesi ve hayvanlarımızın soylarının iyileştirilip çoğaltılmasını sağlayacak esaslar konulacaktır. 9 adet ilke kendi başına ayetle mutabık kalırken 5.ilkenin ekstra 10 adet şıkkı olması da Kuran’ın 19 ilkesine mutabık kalır. Gördüğünüz gibi (Onun üzerinde 19 vardır)

İlke 6:
Askerlik süresi kısaltılacaktır.

Bundan başka okuyup yazmasını bilenlerin, orduda okuyup yazmasını bilenlerin, orduda okuyup yazmasını öğrenenlerin hizmet süresi bir derece daha azaltılacaktır.

İlke 7:
Yedek subayların yaşam ve geleceklerini kendilerine ve ülkeye en yararlı bir biçimde güven altına almak temel amaçlarımızdandır.

İlke 8:
Halkın işlerinin en kolay biçimde sonuçlandırılması, çalışkan, yetenekli, dürüst memurlar zincirinin tam bir düzenle, yöntemlere ve yasalara uygun olarak iş görmesine bağlı olduğundan memur sınıfı, bu anlayışla tamamlanacak ve bütün devlet hizmetleri aralıksız denetim ve gözetime tabi olacaktır. Öte yandan memurların atanması, görevden alınması, rahat ve huzur içinde yaşamaları, dokunulmazlıkları, sorumluluk, emeklilik ve ödüllendirilmeleri bir yönteme bağlanacaktır.

Yurt aydınlarından ve çeşitli mesleklerden devletin hizmet ünitelerinde en yararlı biçimde yararlanılması kararlaştırılmıştır.

İlke 9:
Harap olan ülkemizin çabucak onarılıp yeniden yapılanması için Devletçe alınacak tedbirlerden başka inşaat ve tamirat, yer yer şirketler kurulması teşvik edilip sağlanacak ve bireysel girişimleri korumayı sağlayan hükümler konulacaktır.
***
Zaman denilen Mefhum ve onun içini dolduran yaşam düzeni bir senkronize işletiliş biçimidir.
DİN denilen bu işletiliş bizzat hayatın kendisidir. DİN sözcüğü de sadece insanlar için bir tanımlamadır, isimlemedir. Sözcüğü değerli kılan adı değil uygulanış şeklinin Tanrısal olmasıdır. Kuran kitabı paradokslarla doludur. Bu paradoksların sebebi hayatın belirli bir programa tabi olmasındandır. Her şey tekrar yasasına bağlı bir tekerrürler zinciridir.

Kuran kitabı haktır. Mustafa Kemal Atatürk Resuldür.

Bunun ispatını defalarca bizim elimizle ortaya çıkaran tek Tanrı’mız olan Allah’a övgüler olsun.

Erdoğan Metin

www.kuran19.org