Sene 2040, İnsanoğlunun arasında yerini almış bilinçli robotların heyecan verici yükselişi..

güzel ve güneşli bir gün…Yapay zeka bir robot ağır ve emin adımlarla sahibinin (Tanrısının) emirlerini yerine getirmek için dışarıdadır.. Kırmızı ışığa riayet etmiş ve güvenli şekilde yeşil ışıkta karşıdan karşıya geçmektedir. Tam o sırada kurallara uymayan taksi sürücüsü bir ‘’insan’’ tarafından son hızda kazaya uğrar. Çarpma esnasında demir aksamlı sentetik bedeni yerden 5-10 metre havaya yükselmiş, yere baş aşağı düştüğünde hizmet dışı kalmıştır.. Yola serilmiş sentetik hurda bedenini büyük şehir belediye çalışanı iki robot işçi tarafından kaldırılıp, bir fabrikanın hurdalığına bırakılmıştır.
Kaza sonrası tutanak tutulmuş, Taksi durağının sigorta şirketi robotun sahibine bedeli neyse ödemek üzere işlemleri başlatmıştır. Robotun sahibi, hurdaya çıkarılmış 95 AE 114 kodlu eski robotunun aynısını talep etmiş üstelik bilincindeki anılarında geri yükletilmesi şartını koşmuştur. Hurdaya çıkan robot tan bilinç aktarımı yapılmaya çalışılmışsa da, yere düşerken başına aldığı darbe tüm sabit diski bilgi alınamaz duruma getirmiştir. Bilgi aktarımı şartından vaz geçmeyen sahip bu konuda ısrarcı olunca, sigorta şirketi yapay zeka üretici firmaya elektronik bir posta iletilerek yardım talep etmiştir. Üretici firma gerekli işlemlerin yerine getirileceğini, hurdaya çıkmış robotun hizmet süresi zarfında yaşadığı tüm anılarını, kendisiyle senkronize çalışmış her şeyi yedekleyen 95 AE 114 kodlu sabit sürücüden, ölen robotun yenisine tüm anılarıyla birlikte yükleyeceğini bildirmiştir. Fiziksel görünüm olarak eskinin aynısı bir robot, tüm anılarıyla birlikte sahibine kargo şirketi aracılığı ile teslim edilir. (Merhaba sahip)

+İçiniz acıdı mı?

-Hayır,

+Neden?

-O bir robot..

Peki bu aynı hadisenin bir insanın başından geçmiş olduğunu var sayalım. Tüm bu olaylar bir insanın başından geçmiş olsa Tanrı’nın içi acır mı? Evet mi? Emin misiniz?!

Bizce hayır. Çünkü, nasıl ki o robot bir insana göre kendi eliyle icadına çalıştığın bir robotsa, Tanrıya göre de o insan bedeni organik bir robottur. Bu durumun Tanrı için bir sakıncası olmadığını etrafımızı çevreleyen yasaların bizi uğrattığı sonucunda görmekteyiz. Tasavvuf dalında bir fikir vardır. Tanrı bizi sevgisinden alagtan (alakadan) yarattı… NE ALAGA? Bu mantık kafalardan sökülüp atılmalı.

Tanrı ve MERHAMET!!  Tanrının isimlerinden biri olan bu olgu merhamet yüzü (sınırsız yardım) başka, iç acıması başka şeydir. Tanrı’nın insanı dünyada mücadelesiyle baş başa bıraktığını görüyoruz, insanın başına gelen her türlü felaketi görüyoruz.. Bu durumda Tanrı’nın insana olan sevgisi nerededir? İşte bunun adı sevgi değildir, tasavvuftaki bu yanlış öğreti anlam kayması yaşatılmış bir söz illizyonudur. Tanrı MERHAMETİ sevgiye dayalı değil, adalete dayalıdır.
Bizler için, sentetik vücutlu içinde kablolar gezen, iskelet yapısı metalle yapılmış bir robotun nasıl ki önemi yoksa, Etten bir vücuda sahip içinde damarlar gezen, iskelet yapısı kemik olan insanında Tanrı’nın nezdinde aynısı olduğunu bilmeliyiz.

Kuran kitabında İnsan S,2 ayeti şöyle der.

”’Muhakkak ki biz yarattık insanı bir damla karışık nufteden. Onu test edeceğiz bu sebeple onu işiten gören kıldık”’
Şimdi ayeti teknolojik hayatın zirvesi olan Yapay zekalara göre güncelleyelim.

”’Muhakkak ki biz yarattık yapay zekayı bir teknolojiden. Onu test edeceğiz bu sebeple onu işiten gören olarak icat ettik.

İfade bu ‘’Biz yarattık sizi ve test edeceğiz’’
>BİZ< yarattık dedikten sonra, sebebini de TEST edeceğiz diyerek bitirmektedir. Test etmek? Hani Tanrı bizi sevgisinden yaratmıştı? Burada sevgiden değil bir amaçtan bahseder. Bir amaç vardır sevgi değil.
Bu amaç yaratılan bir varlığın bir sebepten ötürü TEST edilmesi durumu dur.

Test yeri olan dünya ve ona anlam katan yaşam fenomeninin (bilinmezinin) işletim mantığının tanımı, tamamen bir çeşit elektriksel akış (beynin her şeyden gelen SİNYALİ yorum algısı) bilim ile açıklığa kavuşmuştur. Görselde (çevrenizde) izlediğimiz resimler, videolar, aldığımız kokular tattığımız tatlar zevkler sesler her ne varsa bize hitap eden, hepsi beynimiz tarafından algılanan sinyallerdir. Peki bu açıdan bir robottan farkımız var mıdır? Hiçte yoktur. Sana et kemik organik beyin bazlı mantığı işlendi. Robota da sentetik manyetik dijital beyin bazlı mantığı işlenir. Sendeki algı sistemi (organik bilinç) onda farklı bir tanı (dijital bilinç) olarak ortaya çıkar.. Hepimiz kendimizi maddeden (topraktan) etten kemikten oluşan organik diye tanımlıyoruz, Peki bir robotun maddesi de aynı toprak değil midir?

Şimdi kim gerçek bizmi robotmu? yoksa hem bizim hemde robotun (dabbenin) ham maddesi olan toprak mı?…

Bu durumda ne biz gerçeğiz nede robot. Bizde, bizden önceki dünya sakinleri ırkı gibi testteyiz, bizden sonraki ırkta kendinden önceki gibi test edileceklerdir.. Bizde denenmekte olan bir işletim sistemiyiz, bizden önceki de, bizden sonraki de..

Yukarıdaki 2040 tan bir enstantane çektik. Bu mantık üzerinden Tanrıya doğru ilerlersek, O’nun bizi şu andaki test aşamasını nasıl yorumlamalıyız? Bizi nasıl kontrol ediyor bunu nasıl başarıyor?

Kuran kitabında oldukça sık rastladığımız bir cümle vardır, (ne kadar az düşünüyorsunuz) Tanrı nereden biliyor benim ne kadar düşündüğümü? yada senin, yada babanın abinin kardeşinin vs… Bide şöyle bir ayet var, Gerçekten sizin üzerinizde ne yapıyorsanız onları kaydeden melekler (sistemler) vardır. İnfitar s 10, Bakıyorum üstüme sağıma soluma hiçbir şey göremiyorum. Ayette gerçekten var demektedir öyleyse neden göremiyoruz? Çünkü göremiyoruz. Çünkü bakarken gördüğümüz şey her zaman gördüğümüz şey olduğundan gerçeği akledemiyoruz da, baktığında gördüğün Tabiatın yerine gökte asılı kameralar olması lazım gibi düşünüyoruz.

Uzak değil çok yakın bir zamanda sentetik beden, yapay zekalar insan ile bir arada olacaktır. Yeryüzünde her bölgeye dağılmış durumda olacak olan yapay zekaların gözlemlenme yeri neresi olacaktır? Uydular olacaktır. Peki insan eliyle yapılan bu uyduların yerine Tanrı eliyle yapılmış uydular nelerdir? Yusuf Rüyasında neleri görmüştü? Gezegenleri görmüştü… Gezegenler bildiğimiz bir canlıdır. Bizim gözlem yerlerimiz hem üzerinde durduğumuz Dünya hemde üstümüzdeki gezegenlerdir. Havadır Işıktır Topraktır Sudur…

>>İster demire dönüşün ister taşa isterse başka bir şeye<< İsra S,50

Ayet böyle derken zamansal yasalar ve gelişmiş teknoloji de paralel bir yol izlemektedir. Tamda bugün demir aksamlı akıllı robotlar bu ayetin reel girişimidir. Bu konuda bilim adamları ikiye bölündü! Bir kısım bilim adamı yapay zekaların insan varlığına tehdit oluşturacağını savunurken, bir kısmı böyle bir şeyin olması kesin değildir, teknolojide buna bir çözüm bulunabilir, mantığını savunmaktadır.

Yakında tıpkı sizin gibi yapay zekalarda (erkek, dişi, çocuk görünümlü) sokaklarda yanımızdaki yerlerini alacaklardır. Yeryüzüne dağılacak olan tüm yapay zekâların tehdit karlığını engelleyen onların kontrolünü elinde bulunduransa KUANTUM bilgisayarlar olacaktır. Tehditkarlık demişken, İNSANIN beyinsel fonksiyonları olmasa tastamam bir zombidir. Tehditkardır saldırgandır insan bile yer. Bu açıdan kontrolsüz bir yapay zekadan hiç farkımız yoktur. Öyleyse asl olan yine topraktan yaşam bulmuş organik yada demir bazlı bedenler değil o bedenleri binek gibi kullanan BİLİNÇ sistemidir. Bilinci taşıyan gövdenin bir önemi yoktur. Çünkü bir yedeği yapılabilir. Önemli olan bilinç sistemidir özenle beslendirilip tertemiz korunması gereken bilinç sisteminin kendisidir. (Buna RUH denilir) Yapay zekanın kontrol merkez kuantum bilgisayarlar olacaktır İnsanın ki ise Tabiattır.

Yakın gelecekte sokaklarda gezecek, dolaşacak, işler yapacak her yapay zekanın kontrolü, belirli bir yerden sabit konumda, kendisiyle SENKRONİZE (eş zamanlı) çalışan KUANTUM işletim sistemine sahip bilgisayarlar tarafından sağlanacaktır. Hayatın içine sokulmuş her yapay zekânın yaptığı/yaşadığı her şeyi kayıt altına alan ve kontrolünü uzaktan yardım mantığı gibi sağlayacak olan yeni nesil sistemlerdir.

https://www.youtube.com/watch?v=KLbkzM9BWrE

Hayatın içine sokulmuş bir yapay zeka bir hafıza kaybına mı uğradı? yada yukarıdaki gibi kaza sonucu öldü mü. Daha önce her nerede ne yapmışsa aklınıza ne geliyorsa iğneden ipliğe kendisiyle eş zamanlı (SENKRONİZE ) çalışan bilgisayardan gerisin geriye yükleme yapılabilecektir. Bu şekilde hiç bir bilgi kaybolmayacaktır, hurdaya çıkmış bir robotun tüm anılarıyla birlikte, o kayıtların muhafaza edildiği sabit sürücüden download edilerek yeni bedene yüklenecektir. Böylelikle Robot kaldığı yerden hizmetine devam ettirilecektir.

Bu yeniden hayat bulma bizim içinde aynı olacaktır. Enam S,94 ayeti bunun haberini vermektedir. ”’Sizi ilk defa yarattığımız gibi bize tek olarak geldiniz. Size hayal gibi (bir simülasyon olarak) gösterdiğimiz şeyleri ardınızda bıraktınız. Hakkınızda (verilecek kararda Tanrı ile) ortak davranacaklarını ileri sürdüğünüz yardımcılarınızı da yanınızda görmüyoruz. Aranızdaki bağlar kesilmiştir. İleri sürdükleriniz sizi terk etmiştir.”’ Bu geriye (geldiğimiz yere) tek olarak gideceğimiz belirtilen efendinin yanında bizim için birde sürpriz vardır. Buda KAF 22 ve 23 de şöyle haber verilir. «Andolsun, sen bundan bir gaflet içindeydin; işte biz de senin üzerindeki örtüyü açıp kaldırdık. Artık bugün görüş gücün oldukça keskindir.» Örtümüz kaldırılıp gözlerimiz neler olduğunu keskin bir halde ayan beyan gördüğünde Beraberindeki, (senkronize edilen sistem) ‘İşte, onun defteri yanımda hazır’ der.

İşte bu mantık bize, İNSAN, TANRI VE ARŞ arasındaki bağlantının nasıl gerçekleştiğine bir delildir. Bir yapay zekaya geri yüklenecek olan geçmişinin aynısı bizim içinde geçerlidir. Hatırlayınız Kehf S 49 da şöyle bir bildiri vardır,

‘’’Kitap ortaya konmuştur: Suçlular, onda yazılı olanlardan korkmuş olarak görürsün. Derler ki “Vay halimize!, bu nasıl kitapmış! >>Küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın<< (yaptıklarımızın) hepsini sayıp kayıtlamış!” (İşte) Böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez’’’ Gördüğünüz gibi yaşamda ne varsa onu programlayan TANRI katında olanlara bir örnek olarak eş zamanlı beliriyor.

Yazının ana mantığı olan SENKRONİZE iş, ve UZAKTAN KONTROL mantığı, Tanrı’nın bize ‘’NE KADAR DA AZ DÜŞÜNÜYORSUNUZ’’ derken aslında ne kadarda gerçek söylemiş olduğunu görüyoruz. Biz burada ne yapıyorsak ARŞ yönetiminde (TABİATIN KENDİSİNDE) anında beliriyor ve bize diyor ki, ‘’NE KADAR DA AZ DÜŞÜNÜYORSUNUZ’’ ‘’NE ZAMAN AKLEDECEKSİNİZ?’’ ..  AKLINIZA NE OLDUKİ DÜŞÜNEMİYORSUNUZ? Demektedir.  Bu mantığa inanmak çok mu zor? Wriless yada bluetooth denen kablosuz bağlantı ile bir şeyi anında paylaşmak belirli bir merkeze göndermek bir gerçek değilmidir? Elektronik dünyanın bu özellikleri yaşam denilen fenomende NÖRON olarak karşımıza çıkar. Nöron, sinir sisteminde bilgi transferi olaylarını gerçekleştirir. İnsanların sinir sisteminde tahmini 100 milyar dolaylarında nöron vardır. Bunların görevi de elektronik dünyadaki işleme benzeyen uzaktan bağlantı yapma ve bilgi alışverişi sağlamaktır.

Saygı değer arkadaşlar? Biz insanoğlu olarak içinde bulunduğumuz yaşam fenomeninde her ne görüyorsak! Hepsi bize Tanrı’nın ve onun bizim üstümüzde kurguladığı programın bir delilini, görmekteyiz. Bu fenomende bilmeceyi çözenler, İKRA BİSMİ RABBİKELLEZİ HALAG emrini araplar gibi bir safsata olarak değil, hakkıyla yorumlayanlardır. Onlar hayatın sırlarına, bilinmezlerine vakıf edilirler. İKRA oku demek değildir! Kıraatır okumak, İKRA demek İKRAR ET demektir. İKRAR İSE İLAN ET DEMEKTİR!

Asl olan biz değil O’dur. Bilgi, onun katından (Arştan/Tabiatın kendinden)  bizim ile senkronize halde bulunan sabit bir işletim sisteminden VAHİY/İLHAM (Download) edilir.

Hayata (yaşam) denilen bilinmez ve kendi içindeki zaman mefhumunun getirdikleri, Tanrı olan TABİATIN bizim üstümüzde kurguladığı programın delillerini ispatlarını göstermektedir.  Bakınız!

Fussilet S,53 İNSANOĞLUNA ne diyor!

Varlığımızın delillerini, ufuklarda ve kendi benliklerinde onlara göstereceğiz ki, o Kuran’ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin, her şeye şâhit olması yetmez mi? Zamanın getirdiklerini bundan daha iyi ifade eden bir söz olabilir mi?

Yapay Zeka ve onun hayat buluşu ayetin tarif ettiği UFUKTUR. Bu yazının mantığı ise benliklerimize gönderilen delildir. Artık, bizimle birlikte sizde, gerçeği öğrendiniz. Hiç birimiz bundan sonra biz bundan habersizdik diyemeyiz. Kuran tüm hayatın bir RAR dosyasıdır Tabiatın dilinden organik beyin bazlı İNSAN robota, test aşamasında bulmacayı çözsün diye gönderilmiş bir kullanım kılavuzudur. Tanrı hepimize bu bilgiyi göstermiştir ve bu yazıya oda şahittir. Sizde şahit oldunuz mu?

Hayatınızda başarılar dilerim.
Erdoğan Metin

www.kuran19.org