Kuran ayetleri ve Tarih ışığında  ZÜLKARNEYN  (BİLGE KAĞAN VE ATATÜRK) kıssası,

Tüm kuvvet elinde olan, en derin bilgilerin sahibi, bağışlayan ve koruyan Allah’ın adıyla başlarım.

Öncelikle kıssadaki önemli 2 tema hakkında bilgi edinelim
‘ZÜLKARNEYN VE YECÜC-MECÜC’

1-ZÜLKARNEYN; deyimi, zü’l-yedeyn (iki el sahibi) gibi bir lakabdır ki zü’l-cenaheyn (çifte kanatlı) niteliğine benzer.
Kuran’ın açıklamasından da anlaşılacağı üzere, yeryüzünün doğu ve batısına sahip, demek olmasıdır ki, Türkçede ‘cihangir’ diye ifade edilir.
Hüseyin Vâiz tefsirinde anlatıldığı üzere, görünen ve görünmeyene sahip mânâsı da Kuran’ın zevkine uygun yönlerdendir.
Buna da Türkçede zülcenaheyn (hem dünya, hem ahirete ait) denilir.

2-YECÜC ve MECÜC; deyimi, İsimlerinden yola çıkarak anlaşılması çokta zor olmayan iki ayrı grubun adıdır. İki ayrı gurup; demek ki bu bir anlaşma içinde olmaları muhtemel iki grubu temsilen kullanılmış bir isimlendirmedir. Konunun gidişatındaki rolleri ise bozguncu ve istilacı..

Konuya ilişkin ayetler…

Kıssada önemli bir kişinin hayatının bir kısmını teşkil eden bir mevzu anlatılmaktadır.
Bu Kıssanın kahramanı ZÜLKARNEYN ‘DİR.

KEHF SÜRESİ, (Zülkarneyn kıssası ayetleri)

83 – Bir de sana Zülkarneyn ‘den soruyorlar. De ki: Size ondan bir hatıra okuyacağım.
*
84 – Gerçekten biz onu yeryüzünde iktidar sahibi yaptık. Ve ona ulaşmak istediği her şeyi elde etmesinin bir yolunu verdik.

*
85 – Derken o da bu yollardan birini tutup gitti. (1.yol)
*
86 – Nihayet güneşin battığı yere vardığı zaman, güneşi, kara bir balçıkta batıyor buldu. Bir de bunun yanında bir kavim buldu. Biz ona dedik ki: “Ey Zülkarneyn! Onları ya cezalandırırsın veya onların hakkında iyi davranırsın.”
*
87 – O da demişti ki: “Kim haksızlık ederse muhakkak ona azap edeceğiz; Sonra Rabbine geri döndürülecek, O da onu görülmemiş bir azapla cezalandırır.”
*
88 – “Amma her kim de iman edip (teslim olup) iyi bir iş yaparsa, buna da en güzel mükâfat vardır. Biz ona dünyada kolaylık gösterir zor işlere koşmayız.”
*
89 – Sonra Zülkarneyn yine bir yol tuttu. (2.yol)
*
90 – Güneşin doğduğu yere ulaşınca onu, kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.
*
91 – İşte Zülkarneyn ‘in kudret ve saltanatı böyleydi. Ve biz onun yanında olan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık.
*
92 – Sonra yine bir yol tuttu. (3.yol)
*
93 – Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiç söz anlamayan bir kavim bulmuştu.
*
94 – Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Yecüc ve Mecüc bu yerde fesat çıkarıyorlar. Onun için, bizimle onlar arasında bir set yapman şartıyla sana bir vergi versek olur mu?”
*
95 – Dedi ki: “Rabbimin bana vermiş olduğu servet ve saltanat, sizin vereceğiniz şeyden daha hayırlıdır. Bana maddî yardımda bulunun da sizinle onların arasına en sağlam seddi yapayım.
*
96 – “Bana, demir kütleleri getirin.” Nihayet dağın iki ucunu denkleştirdiği vakit: “Ateş yakıp körükleyin” dedi. Demiri bir ateş koru haline getirince. “Bana erimiş bakır getirin üzerine dökeyim” dedi.
*
97 – Artık Yecüc ve Mecüc bu seti ne aşabildiler ne de delebildiler.
*
98 – Zülkarneyn dedi ki: “Bu Rabbimin bir lütfudur. Rabbimin vaadi geldiği vakit de onu dümdüz yapacaktır. Rabbimin vaadi de haktır.
*
99 – Biz o gün vaat edilen gün geldiğinde onları (Yecüc ve Mecüc) bırakıvermişizdir. Dalgalar halinde birbirlerine girerler, Sûr’a da üfürülmüştür. Böylece onların hepsini bir araya toplamışızdır.

Meal; Elmalılı M.Hamdi Yazır
**********************************

Allah, Kuran’ın müteşabih (benzeşmeli) ayetlerinde kilit isimleri, tasvirlemeleri, tüm zamanlardaki tekerrürleri hesaplayarak oluşturmuştur. Kuran tüm kıssaların asıllarını örnek olarak verirken okuyucusuna ise (biz sana gerçekleri anlatıyoruz, şüphesiz bunda akleden bir kavim için bir örnek/işaretler vardır) demektedir. Biz bu tembihin telkini ile işaretlerin peşine takılıp günümüzdeki örneğini resmedeceğiz.

Kuranda ‘Biz sana GERÇEKLERİ anlatıyoruz’ ifadesi, Kuran ayetlerinin evrenselliğine dikkat etmemiz gerektiğinin en belirgin izidir. GERÇEK elle tutulur gözle görünür müşahede edilir şahit olunan şeydir. Ayetlerin evrensel olabilmesi içinse konuların tekerrür içinde olması gereklidir. Okuyucusuna BUNDA SİZİN İÇİN BİR ÖRNEK vardır dan kasıt (asıl örneğin) karşılığını bulabilmesi istenir.. Kuran işte böyle evrenselliğini (sürekliliğini) hep canlı tutan bir kitaptır.

Tarih, Doğa ve Karakterler Kuran kitabının yaşamsal formudur. Kuran ise bunların yazı dilidir. DOĞA TARİH KURAN kitapla bir bütündür, Kuran tamda bu yolla tüm zamanlar üzerinden seslenerek evrenselliğini korur. Kuran sadece basit bir ahlak çıkarımı kitabı değildir, Kuran tüm zamanların konularını, bir RAR dosyası haline sokan ‘TARİHAYATEKERRÜR’ kitabıdır..

Şimdi kıssada anlatılan mecazların (müteşabihler) karşılığını bulalım. Sonrada Kuran’daki kıssayı güncelleyelim,

Mevzumuzu aydınlatması açısından Kıssada bazı Müteşabih kelimelerin manası,

Kıssadaki mecazlar, isimler SİMGE KELİMELER

1-SET: Sınır Duvar Engel Yükseklik.
2-ÖRTÜ: Örten Kapatan Gizleyen Gizlenen
3-ZÜLKARNEYN: Öncü-Bilinçli-Lider  aklı Kemal kişi. Lider -Kahraman
4-YANINDAKİ ŞEYLER: Belge Hesap Plan Mantık vs.
5-DÜNYADA İKTİDAR: Kabul edilmiş  benimsenmiş. İnsan için en yüksek mertebe
6-GÜNEŞİN BAT. YER: Batı (bir bölgenin sonu)
7-GÜNEŞİN DOĞ. YER: Umudun olduğu yer
8-GÜNEŞİN BALÇIĞA BATMASI: Umudun battığı yok olduğu yer.
9-BALÇIKTAKİ KAVİM: Batık millet. Sapıtmış bir topluluk.
10-YECÜC MECÜC: Bozguncu insanlar (Kadın Erkek)
11-GÜNEŞ: Işık. Umut. Elçi-Resul-Umut
12-GÜNEŞ KAVMİ: Aydın ve ışıklı bir millet. Doğru bir millet.
13-DEMİR KÜTLE: Sert Dayanıklı Bütün.
14-ERİTİLMİŞ BAKIR: Ruhsal Bilinç. Şekil alan yüksek bilinç.
15-AZAP EDİLECEKLER: Haddi aşanlar.
16-SURA ÜFLENMESİ: Yüksek ses. Savaş SİREN sesleri
17-DALGALAR HALİNDE: Ulusların Dünya çapında savaşa girmesi.

Amaç uğruna tutulan yollarda karşılaşılan yerler ve topluluklar,(kavim)
85. Ayet  1.Yol
86. Ayet, Zülkarneyn’ in Güneşin balçıklarla kaplanmasının olduğu yer. 1.Kavim (batı)
89. Ayet  2.Yol
89. Ayet, Zülkarneyn Güneş kavmi ile karşılaştığı yer. 2.Kavim (Güneş kavmi)
92. Ayet  3.Yol
92. Ayet, Zülkarneyn kendileri ile uzlaşamadığı (söz anlamayan) bir kavim. 3.Kavim (doğu)

Kısada Zülkarneyn’e biçilen özellikleri sıralayalım.

1-Yeryüzünde iktidar
2-Ömrü yollarda bir amaç uğruna geçmiş
3-Efsanesi destansı bir kahraman
4-Akıllı bir başkomutan
5-Bir Mühendis

ŞİMDİ ELDEKİ BU VERİLERİ  ‘TARİHAYATEKERRÜR’  GERÇEĞİNE DAYANARAK GÜNÜMÜZE GÜNCELLEYELİM.

Öncelikle bize bu niteliklere uygun bir Kahraman (LİDER) gerekiyor.

Ben bu kriterlere uygun olduğunu düşündüğüm KAHRAMANI (Lider) Atatürk olarak seçtim. Bakalım M.Kemal Atatürk bu kriterlere uygun bir iş üzerinde durmuş mu? Oda Zülkarneyn gibi yollar tutup oralar da bu tarife uygun kavimler (topluluklar) ile karşılaş mı?
Yoksa benim seçtiğim kişi zaten seçilmişte biz mi yeni görüp güncelleyeceğiz bir bakalım…

M.Kemal Atatürk Türklük ülküsü uğruna yaptığı mücadelesinde izlediği yollar,

1.Yol 1.Kavim İstanbul-Güneşin battığı yer (1.Yol BATI) batıda (1.Kavim) Halife ve ahalisi- Güneşin (Resulün ve umudun) balçığa batırdığı yer. Atatürk’ün kendi deyimiyle ‘Soysuzlaşan kişiler’ Bir milletin geleceğini kendi saltanat koltuğu için satanlar. 86.Ayette (güneşi, kara bir balçıkta batıyor buldu. Bir de bunun yanında bir kavim buldu. Biz ona dedik ki: “Ey Zülkarneyn! Onları ya cezalandırırsın veya onların hakkında iyi davranırsın) Halife (saray) ile M.Kemal arasında geçen bir takım vatansal diplomatik sorunların M.Kemal’i getirdiği durum bu duruma eşgaldir. M.Kemal de tıpkı 87.Ayetteki gibi (Zülkarneyn dedi ki kim haksızlık ederse muhakkak ona azap edeceğiz) gibi davranmış hainleri cezalandırmıştır.
***
2.Yol 2.Kavim 1919 Samsun. Kutlu yolculuk. (2.Kavim) Güneş ile (Resul ve umut) araları örtülenmeyen (engel) koyulmayan topluluk. 1919 tarihli yolculukta karşılaşılan bu topluluk M.Kemal’ in ülküsü için bir can damarı olmuştur. Karşılaştığı bu topluluk M.Kemal ’i bağrına basmış ve mücadelesinde insani en büyük desteği vermiştir. Güneş (ELÇİ) ile arasına bir engel koyulmayan topluluk demek, Temsili Güneş ile Tasvirlermiş o halkın, Elçiyi görebilmesinde ve ona inanılmasında kalpleri ÖRTÜLENMEYEN umut dolu bir kavim demektir.
***
3.Yol 3.Kavim Erzurum (Doğu) Söz dinlemeyen topluluk. O vakitler Erzurumda büyük çeteler (Ermeniler/Ruslar) oluşmuş, Erzurum heyeti büyük bir kargaşa ve tedirginlik içinde kalmıştır. Erzurum heyeti tıpkı Zülkarneyn’ den yardım isteyen ve kendileriyle zor bela anlaşılan kavim gibi Atatürk’ten yardım talep etmiştir. ŞİMDİ LÜTFEN DETAYA DİKKAT EDİN,

M.Kemal Amasya Genelgesi’nde aynen yer aldığı gibi, bu dönemde milli bir kongre toplayarak, milli mücadele ile ilgili tüm faaliyetleri birleştirmeyi planlıyordu. Kazım Karabekir ise, milli bir kongreden önce Doğu illeri için bölgesel bir kongre toplanmasının faydalı olacağı görüşündeydi. Mustafa Kemal ise bölgesel bir KONGREYE KARŞI OLMASINA RAĞMEN, Kazım Karabekir ve Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin ISRARLARI karşısında bir kongre toplanmasını ve kongreye katılmayı kabul etti. Burada Amasya genelgesine uygun olması açısından bir teklif ile Kazım Karabekir ve heyetin aksi (farklı) bir tutumu vardır.

Sınırlardan akın akın gelen RUS ve ERMENİ çeteleri yüzlerce köyü yakıp yıkmış binlerce insanı katletmiştir. Halk bu durum karşısında bir çözüm bulunması çağrısı yapmıştır. 93 Ayette (Hemen hiç söz anlamayan bir kavim buldu) ifadesi M.Kemal’i Amasya genelgesi planın dışına çıkartan heyetin bu tutumu olmuştur. Sonuçta bir anlaşma yoluna gidildiğine göre bu demektir ki hiç söz anlaşılmaz bir durum yoktur. Ortada sadece Plan dışına çıkılmaması için bir takım anlaşmazlıklar ve zorunlu haller olmuştur.  Zaten 94.ayette aynı kavim(topluluk) Zülkarneyn ile anlaştığı bildirilmektedir. Demekki burada bir yam yam kabile değil sadece anlaşmazlık içinde olan bir topluluk vardır. Sonuçta Atatürk ile anlaşabilmişler ve kendisinden yardım talep edebilmişlerdir. Bu olayda ayet ile birebir örtüşmektedir,

Erzurum kongresinde alınan kararlardan bazıları

1. Milli sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür; parçalanamaz.->(DUVAR-SET SINIR)
2. Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı millet top yekûn kendisini savunacak ve direnecektir. ->(Demir Kütle BÜTÜNLÜK/BİRLİK)
3. Kuva-yı Milliye yi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hakim kılmak temel esastır. (Kuvayi Milliye/ Misak-ı milli (‘’Milli Ant’’ ilk kez Erzurum kongresinde kullanılmıştır) ->(Erimiş Bakır)

Tutulan yollar ve o yol üzerinde karşılaşılan olaylar örtüştürülmüştür. Sapma Yoktur okuyorsunuz durum gerçektir..

91.ayette geçen (Ve biz onun yanında olan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık) ifadesindeki BİLGİMİZ sözcüğü BİLGİYİ işaret etmektedir. Zülkarneyn’ in Yanındaki Şeyler ; (ŞEYLER) sözcüğü net olarak bir ifade kullanmamıştır buna dayanarak, ŞEYLER sözcüğünü onun plan ve projelerine ait bir atıf olması olarak yorumluyorum. O ŞEYLERİ BİLGİMİZLE KUŞATMIŞTIK tan kasıt (plan ve proje) taktirinizce malumdur ki ancak BİLGİ ile kavranabilecek bir şeydir. İşte buradaki (BİLGİMİZLE) sonucu bizi Amasya genelgesindeki BİLGİYE götürür. Amasya genelgesi Atatürk’ün üzerine titrediği can siper hane koruyup kolladığı bir dosyadır. Bu dosyada yaptığı tüm hazırlıklar plan/proje BİLGİSİ kudretli bir bilinç tarafından BİLGİYLE tamamı kuşatılmış halde biliniyordu ve korunuyordu. Hiç açık kalmamıştır. İşte size bir insanın ayetlerle olan uyumu..

Şimdide M.Kemal Atatürk ve Zülkarneyn’ in özelliklerini karşılaştıralım,

Zülkarneyn                                                 Atatürk
1-Yeryüzünde iktidar                                   1-Atatürk dünya lideri seçildi
2-Ömrü yollarda geçmiş,                              2-Ömrü yollarda geçmiş
3-Efsanevi destansı bir kahraman                 3-Efsanevi destansı bir kahraman
4-Akıllı bir başkomutan                                4-Akıllı bir başkomutan
5-Bir savaş ve halk mühendisi                      5-Bir savaş ve halk mühendisi
6-Halk tarafından açıkça davetli                    6-Halk tarafından açıkça davetli

Her şey apaçık ortada, insanı şaşırttığına hiç şüphe yok..

Ayetlerdeki Kahraman Zülkarneyn, güncellendi ve Kahraman M.Kemal Atatürk oldu,

Peki nasıl oluyor da 1400 sene evvel vahy edilmiş kitaptaki Zülkarneyn kıssası, kendisinden 1400 sene sonra bir kişinin hayatını bu kadar kaplayabiliyor?

BİZİM BURADAN ASIL ÇIKARIMIMIZ İŞTE BU GİZEM OLMALIDIR.

Bunun tek mantığı vardır. Bu mantık şudur, Rabbiniz (Programcınız) olan Allah herşeyi o yazmıştır, yani biz bir programlama sonucu olan şeylerin tekrarlarını müşahade ediyoruz,

Bilinen ilk Zülkarneyn versiyonu Meta Han (Bilge Kağan) dır. Bilge Kağan hayatını nakış ettirdiği  Yazıtları ilede Zülkarneyn kıssası tastamam örtüşmektedir.

Size şimdi bir ayet hatırlatacağım

Zülkarneyin dediki;    (Rabbimin vaadi geldiği vakit de onu dümdüz yapacaktır)  kıyamet tasviri
Biilge Kağan dediki;  (Üstte mavi gök çökmedikçe,altta yağız yer yarılmadıkça)  kıyamet tasviri
M.K. Atatürk dediki;   (Benim vücudum elbet bir gün ölecek TC.ilelebet sürecek) kıyamet tasviri

Gizem?! ‘TARİHAYATEKERRÜR’ dür.

Bilge Kağan yazıtlarından Bilge Kağan profili,
Ben Türk Bilge Kağan; doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına kadar, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar hep milletler bana bağlıdır. Bunca milleti hep düzene soktum, ilerlettim. Doğuya ordu sevk ettim. Bunca yerlere gittim
Tanrı (Tengri) yardım ettiği için milletime; gözle görülmeyen, kulakla işitilmeyen yerler kazandırdım. Tanrı buyruğu olduğu için, Devletli olduğum için size Kağan oldum. Tanrı yardım ettiği için dört yöndeki milleti derleyip topladım.
Ey Türk Milleti; Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe, ilini, töreni kim bozabilir? Ey Türk Milleti, titre ve kendine dön!
Gittiğim yerlerde güneşin kavurduğu, güneşin battığı son millete gittim. Onların arasında hüküm verdim. Sonra dünyanın öbür ucuna, güneşin doğduğu yere vardım. Orada bulduğum milleti boyunduruğum altına aldım. Birbirileriyle olan çekişmelerine son verdim. Ordumla Tengri buyruğu olarak adalet getirdim. Tengri buyruğu olarak bunları yaptım…

***

Kıssanın güncellenmesinden oluşan intiba ;

1-Zülkarneyn’ nin tekerrürü M.Kemal Atatürk’ tür.
2-Yecüc ve Mecücler  (her dönemki istilacılardır)
3-Zülkarneynin duvarı, Türkiye ve Türk devletleri sınırlarıdır (Turan devleti.Atatürkün derin devletidir, ben göremesemde gözlerimi onun hayaline kurarak kapatacağım) Türkiye Kuran ayetleri ile işaretlenmiş korunmuş bir vatandır. 1-Türkiye üzerinden 19 meridyen geçer. 2- Türkiye üzerinde 19×4=76 zaman farkı vardır. Türk ismi ebced değeri 703 tür. 703 19 un katıdır. Kuran kitabının korunduğu gibi korunan bir vatandır.
4-Türkler (GERÇEK İSRAİLOĞULLARI) ezelden beri tüm toplumların üstündedir.
5-Türklerin sayısız devlet kurmuş olması ve yeryüzünde şu an bile ençok Türk devletlerinin olması Türklerin asla yenilemeyeceğinin yok edilemeyeceğinin net delilidir.

Bu kıssa öyle mükemmel bir planla tasvir lenmiştir ki detayları tümüyle yazmak belki ansiklopedik bir bilgidir. Zira Kuran’a konu olmuş Kehf S.deki bir kahramanın halkı için onurlu bir mücadelesi söz konusudur.

***********************************************************

Mustafa Kemal Atatürk ün Kutlu bir insan olduğunun, Allah tarafından görevlendirilmiş bir lider olduğunun başka bir kesin kanıtı aşağıdadır.
M.Kemal Atatürk hayatındaki 19 rakamlarının sırrı. Bu asla tesadüfe bağlanamayacak kadar çoktur ve birbirine ilintilidir.
Şeytani bir hilafete son veren Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatını kuşatmış bulunan 19 sistemidir.
Atatürk’ün hayatında gördüğümüz 19 örgüsüne bazı örnekler.

1- Mustafa Kemal Atatürk 19 harften oluşmaktadır.
2-Nüfuz kütük numarası 19
3- 1881’de doğdu: 1881, 19’un 99 katı.19×99=1881
4- 19. yüzyıla tam 19 yıl kala doğdu: 1900-19=1881
5- Nüfus cüzdanı numarası: 993814. 19×52306=993814
6- 1938’de öldü. 19×102=1938
7- 57 yaşında öldü. 19×3=57
8- 1900 yılında Harbiye’ye girdi. 19×100=1900
9- Harbiye’den mezun olan 19. Türk subayıdır.
10- 57. Devre olarak Harbiye’den mezun oldu. 19×3=57
11- 19 Nisan 1919’da Hareket Ordusu ile İstanbul’a girdi
12- 19 yaşında Harbiye’ye girdi.
13- Harbiye’deki sicil numarası 317-8. Rakamları topladığınızda 3+1+7+8=19
14- 19 Aralık 1904’de dikkatleri çektiği için Padişah tarafından Yıldız Sarayı’na çağrıldı.
15- 19 Mayıs 1915’de Albaylığa terfi etti.
16- Çanakkale Savaşında İngilizlerin saldıracağı tarihi öngörmüştür. 19 Eylül 1915
17- 19 Mart 1916’da Tuğgeneral oldu
18- 30 Nisan 1919’da 9. Kolordu Müfettişliğine atandı. 19 gün sonra Samsun’a gitti.
19- Samsun’a çıkması 19 Mayıs 1919.
20- Bindiği vapurda 19 yolcu bulunmaktaydı.
21- Samsun’da 19 gün kaldı.
22-Politikaya girişi: 1900 veya 100×19
23- İlk TBMM’deki kütük sırası 19’du.
24- Hayatı boyunca toplam 19 madalya aldı.
25- İstanbul’a 19 kez geldi
26- Latife Hanım ile 912 gün evli kaldı. 19×48=912
27- Ölümüne kadar 19 yıl Milletin başında kalmıştır. 1938-1919=19
28- 38. ve 57. Piyade Alay komutanlığı yaptı. 19×2=38, 19×3=57
29- Çanakkale Savaşında 19.Tümenin komutanlığını yapmıştır.
30- Mareşal ve Gazilik unvanını 19 Eylül 1921′de almıştır.
31- 19 yıl sivil, 19 yıl askerlik, 19 yıl da Devlet adamlığı yaptı.
32- Cenaze töreninde 19 notalı 19. Schopen marşı çalındı.
33- 19 Kasım 1938 de defnedildi.
34- Öldüğünde nakit kalan mirası 19 bin liradır.
35- İstanbul Akaretler’de oturduğu evin numarası 76. 19×4=76
36- Ne mutlu Türküm diyene Sözü 19 harftir.
37- İstikbal Göklerdedir 19 harftir
38- Gençliğe Hitabe 1927 senesinde yazılmıştır. (1+9+2+7=19) 26.10.1927 günü Tüm Yurtta okullarda çerçevelenmek üzere kanunlaşmıştır. 26+10+1927=1963 (1+9+6+3=19)

38 toplam. (19x)

toplamının bölünmesi dahi 19 katıdır ve kusursuz bir şekilde 19 bölünebilmektedir.
Onun üzerinde 19 vardır (Müddessir S.30)
19 sayısı kimin üzerinde kusursuz duruyorsa o Allah’ın bir işaretidir.

Övgü Tanrı’yadır.

Erdoğan Metin

www.kuran19.org